| |
Burası Türkiye... Fuhşiyat serbest, maneviyat yasak!
Bugün, Türkiye’deki “kepazelik”lerden
bir demet sunmak istiyorum... Önce, “revü kızları”ndan başlayalım...
Çalışma Bakanlığı, “gazino”larda çalıştırılacak “yabancı uyruklu
kadın” sayısına “sınırlama” getirdi diye; bir yandan gazino ağaları,
bir yandan kartel medyası ateş püskürüyor!.. Neymiş, böyle bir
sınırlama “turizme darbe” olurmuş!.. Dahası, bu yabancı kadınlar,
“gösteri yapmaları” engelleneceği için “sokağa” düşer ve “fahişe”
olurlarmış!..
Sanki, o işi hiç yapmıyorlarmış gibi!..
Bu “küstah” herifler, hiç utanıp sıkılmadan “İş Kurumu”na da
başvurmuşlar;
“20-25 yaşlarında Türk kızları isteriz” diye!..
Bakanlık bürokratları, bu isteğe fena halde bozulmuşlar!.. Ama;
gazetelerde, “ne dediklerine” dair bir ifade yok!..
Ben olsam derdim ki;
“Madem o kadar çok istiyorsunuz, o halde kendi karılarınızı,
gelinlerinizi veya kızlarınızı çalıştırın!”
Bakalım, o zaman ne diyeceklerdi?..
NEREDE AHLÂKSIZLIK VARSA, KARTEL ORADA!
Millet çoğunluğunun “aç ve açıkta” olduğu bir ülkede, şu tartışılan
konuya bakar mısınız?.. “3-5 ensesi kalın kodaman” eğlenecek, “revü
kızları”nın bacaklarına bakıp ağızlarının suyunu akıtacak diye,
bütün kartel gazeteleri, “gazinocular”ın arkasında!..
Neymiş; o kızlar, “sadece gösteri yapıyorlar”mış!.. Duy da,
inanma!..
Oysa, “para”yı bastırdın mı, o “kız”(!)ların “yemeyecekleri halt”
yok!.. Onların, “Trabzon’u sömürüp” bu hâle getirdikten sonra,
“Antalya’ya” indiklerini bilmeyen mi var sanki?..
Ama, “kartel” bu!.. İşin içinde “ahlâksızlık, edepsizlik ve fuhuş”
olacak da; kartel bunu “desteklemeyecek”, hiç mümkün mü?..
“O kızların vergileri ödeniyor, sigortaları var” kılıfı altında,
resmen ve alenen “fuhuşa destek” veriyorlar!..
Bir yandan da “Kadın hakları!.. Kadının cinsel sömürüsüne hayır!”
demeleri yok mu, işte orada tepemin tası hepten atıyor!..
Bunun adı “gösteri” ise, bunun adı “eğlence” ise, tüküreyim böyle
gösterinin de, eğlencenin de içine!..
YAŞAR DEĞİRMENCİ NE DEMİŞ?
Ama, dedim ya;
İşin içinde, yeter ki “ahlâksızlık” olsun!.. Yeter ki “toplumu
dejenere edecek” bir faaliyet olsun!..
Kartel, bütün hatlarıyla “görev başında”dır!..
Amma, “ahlâk, namus, ar, hayâ” mücadelesi verdin mi, hele hele
“millî ve manevî değerler”den söz ettin mi, işte orada “belâ”
kesilirler insanın başına!..
Alın işte; “son derece duyarlı” bir insan olan, “çocuk pornosu”nun
ve “okullardaki şiddet”in giderek tırmandığı bir dönemde, bir
“eğitimci” olarak içi sızlayan ve “kötü gidişat”a gücü yettiğince
engel olmak isteyen Yaşar Değirmenci, yine hedef tahtasında!..
Neymiş; Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde “şube müdürü”
olduğu halde, “Hilâl TV’de dinî program” yapıyormuş!..
Eee, yapıyormuş da n’aapıyormuş?..
“Çocuklar!.. Okuldan çıkınca dooğru internet kafelere gidin” mi
diyormuş?..
Program yapıyormuş da;
“Çocuklar, sigara için!.. Çocuklar artık içkiye başlayın!..
Çocuklar, ekmek arası esrar satanlara koşun!.. Heyy insanlar, gidip
banka hortumlayın!.. Heyy millet, akaryakıt kaçakçılığında iyi para
varmış!.. Gidin, birer tanker de siz doldurun!” mu diyormuş?!?
Yaptığı tek şey; olan-bitene “hortumcunun penceresi”nden değil,
“Vahyin Penceresi”nden bakmak!..
Vayy, böyle yaparsın ha!..
Günlerdir saldırıyorlar adamcağıza!.. Hem de, “aslı-astarı olmayan”
bilgiler ve “iftira”larla!..
“28 yıllık bir eğitimci”yi neredeyse “linç” edecekler!..
Neymiş, daha önce görevden alınmışmış da, “torpil”le dönmüş!..
Behey “geri zekâlı”lar, behey “aptal”lar, behey “bilgi sahibi
olmadan fikir sahibi olan” cahiller; madem bir “haber” yapıyorsunuz,
bari “olayın aslını” araştırın!..
Bilmiyorsanız; sorun, öğrenin!..
Üzerine salya-sümük saldırdığınız o Yaşar Değirmenci var ya,
“torpil”le filân değil, bizzat “Danıştay’ın kararı”yla döndü
görevine!..
Hadi, bir kıyakçılık yapıp, “Danıştay kararı”nın dosya numarasını da
vereyim size;
Esas No: 2004/2498
Karar No: 2004/2000
Hâlâ “kadrolaşma” ve “torpil” diyen varsa, onların da aklına
tüküreyim!..
BAKAN ÇELİK, NEYİ TEFTİŞ ETTİRECEK?
“Bütün mesele” ne, biliyor musunuz?.. Bütün mesele,
“sivrisinek”lerin ürediği “bataklık”ların kurutulmasını
engellemek!..
Yaşar Değirmenci, o programlarda eğer “göbek atmayı” öğretseydi,
“gerdan kıvırma”yı belletseydi, “frikik nasıl verilir”den
bahsetseydi; bırakın “linç” edilmeyi, “vinç”lerle havaya kaldırılır
ve “çağdaş eğitimci” diye cümle âleme gösterilirdi!..
Bunları yapsaydı, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın hışmına” da
uğramazdı!..
Duydum ki;
“Acem palavraları”nı solda sıfır bırakan “kartel palavraları”na
aldanan Hüseyin Çelik Bey, talimat vermiş “Teftiş Kurulu”na!..
“Soruşturun” demiş, “Yaşar Değirmenci’nin neler yaptığını, neler
konuştuğunu soruşturun!”
Eyvah!..
Yaşar Değirmenci, işte şimdi yandı!!!
“Akaryakıt kaçakçılığından milyarlarca dolar kazandığı” çıkacak
ortaya!.. “Şirketlerini birleştirdiği” esnada çevirdiği
“katakulli”lerle, milletin cebinden “trilyonlar çaldığı” da tespit
edilecek!..
İşin esprisi bir yana; Yaşar Değirmenci ne yapmış Allah aşkına?..
“Milletin katrilyonları”nı mı hortumlamış, “tüyü bitmemiş yetimin
hakkı”nı istifleyip “servet” mi edinmiş?..
Yoksa, “sivrisinek, sülük, kene ve vampir” gibi bilumum “kan
emiciler”in yetiştiği “bataklık”ları kurutmak için, “gücü yettiğince
mücadele etmeye” mi soyunmuş?..
Yanarım, yanarım da, sayın Hüseyin Çelik’in, “kartelin dolmuşu”na
binip de, “duyarlı bir eğitimcinin heyecanını örseleyecek” tavır
içine girmesine yanarım!..
Hele de;
“Esrar”ın, “alkol”ün, “şiddet” ve “fuhuş”un, neredeyse “anaokulu
seviyesi”ne indiği ve artık “17 aylık çocukların bile tecavüze
uğradığı” bir Türkiye’de!..
Yazık... “Türkiye’nin geleceği”ne yazık!..
KARTLARDAKİ “TAZE”LER VE FUHUŞ!
Görüyorsunuz ya; bu ülkede her kim “millî ve manevî değerler”den söz
ediyor, her kim “içki, fuhuş, taciz ve tecavüz”lerle savaşıyor ve
her kim “sağlıklı bir nesil” için mücadele veriyorsa, ilk önce
“kartelin hedef tahtası” haline geliyor, sonra da “koltuk ve makam
sahipleri”nin!..
Peki, sorarım size;
Trabzon’daki esnafın dükkânlarının önüne “İncil” bırakan
“misyoner”lerle hiç ilgilenen var mı?..
Sorarım size;
“Otomobil silecekleri”ne sıkıştırılan “fuhuş davetiyeleri”ni
soruşturan var mı?..
Bu ülkede “Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı” var!.. Bu
ülkede “İçişleri Bakanlığı” ve o bakanlığa bağlı “Ahlâk Polisi”
var!..
Bu ülkede Adalet Bakanlığı ve ona bağlı “hakim”ler, “savcı”lar
var!.. Ve tabiî, “her salataya maydanoz” olan “medya” var!..
Peki, Ahmet Özdemir adlı İstanbullu vatandaşın sesini duyan var
mı?..
Adamcağız, Kartal’daki işyerinden çıkmış, evine gidecek...
Otomobiline gelmiş, tam kapıyı açacak; aaa o da ne, “otomobil
sileceği”nde bir kart!..
“Merhaba beyler, ben Gül... Masaj, sauna ve fin hamamımızda
hizmetinize hazırız!.. Güleryüzlü ve sıcak ortamımızla, sizlerin
hizmetinizdeyiz!”
Öteki silecekte bir “kart” daha:
“Merhaba beyler!.. Benim adım Yeliz!.. Günün stres ve yorgunluğunu
atarak mutluluğu yakalamak istiyorsanız, size bir telefon kadar
yakınım!”
Altında, “telefon” numaraları ve “adres”ler!..
Güya “masaj” yapacaklar!..
Ama “mesaj”ları başka!..
“Masaj 75 milyon lira!..
Her türlü rahatlama dahil, ekstra hizmetler, masajcı kızlarımıza
vereceğiniz bahşişe bağlı!”
BÖYLE BİR KARTI BEN BASTIRSAYDIM!
Utandım... “Kadın”lar adına utandım!.. Anladım ki; “genelev”lerdeki
rezillikler, artık “sokak”lara ve “özel ev”lere taşmış!..
Haa, kartların arkasında da “kroki”ler var!..
Tabiî, “adresi rahat bulmak” için!..
Ahmet Özdemir, haklı olarak isyan ediyor:
“Ben de bir kart bastırsam, Kartal’da Kur’an eğitimi verdiğimizi,
tecvid, imanın şartları ve İslâm’ın şartlarını öğreten bir eğitim
merkezi açtığımızı söylesem... Çocuk, genç, ihtiyar demeden herkesi
beklediğimizi bildirsem, acep ne olurdu?”
Sonra da; kendi sorusuna, kendisi cevap veriyor:
“Bu eğitim merkezi anında basılır, kitaplar toplatılır, insanlar
karakola götürülür, ifadeler alınır ve sürüm sürüm
süründürülürlerdi!..
Bununla kalsalar, yine iyi!.. Kartel gazeteleri, Konya örneğinde
olduğu gibi, hemen yaygaraya başlardı:
“Kartal’da El Kaide hücresine baskın!.. Basılan villada; örgütsel
dokümanlar ve beyin yıkayıcı broşürler ele geçirildi!..”
Tabiî, kurs merkezini tarif için verdiğimiz krokiler de, anında
‘Başbakan’a suikast krokileri’ olur, çıkardı!..
Ama, benim otomobilimin sileceğine sıkıştırılan kartlarla hiç
ilgilenen yok!.. Gül ve Yeliz hanımlara giden yolu gösteren
krokilerle ilgilenen de yok!..
Oysa, asıl suikast, asıl cinayet burada!..
Bir ülke ki; gencecik kızları, fuhuş sektörünün hizmetinde!.. Bir
ülke ki; kadının bedeni alınan-satılan bir meta olmuş!.. Bir ülke
ki; onun medyası, fuhuş baronlarının hizmetinde!..
Bundan büyük felaket, bundan büyük cinayet mi olur?.. Bu, güzelim
ülkemizin geleceğine düzenlenmiş kahpece bir suikast değilse,
nedir?”
İÇTEN İÇE GÖÇÜYORUZ EY HALKIM!
Bu feryadıyla, “söylenmesi gereken” her şeyi söylemiş Ahmet
Özdemir!.. Benim, ekleyecek pek fazla bir şeyim yok!..
Sadece şunu söyleyebilirim:
“Göçüyoruz ey halkım!.. İçten içe göçüyor ve her gün biraz daha
çöküyoruz!”
Bu çöküşte, az veya çok herkesin bir payı var!..
Kartel medyasına “kulak” verenlerin de;
Onlara “para” verenlerin de!..
Derin devlete hizmet!
"Yalancı çoban" hikâyesini bilirsiniz... Bir gün; "Yetişin ey
millet!.. Koyun sürüsüne kurt daldı" deyip, bütün köylüyü
ayaklandırmış... Köylüler, "sürü"nün olduğu yere koşunca görmüşler
ki, ortada "kurt" filan yok!.. Köylüler kızmış ama, çoban pişkin!..
"Şaka yaptım" demiş!..
Bir süre sonra, çoban aynı "şaka"(!)yı yine yapmış!.. "Yetişin"
demiş köylülere!.. Onlar, yine yetişmiş ama, yine "yalan!"
Olacak ya, günlerden bir gün, koyun sürüsüne gerçekten "kurt"
dalmış!.. Çoban koşmuş köye, "Yetişin" demiş!.. Ama, köylü hiç
istifini bozmamış!.. Koyun sürüsü de telef olmuş!..
Kartel gazetelerinin de, "yalancı çoban"dan pek farkı yok!..
Özellikle "Hrant Dink cinayeti" konusunda, birçok haberleri "yalan"
çıktı!.. Dolayısıyla, "milletin heyecan ve merakı"nı da
öldürdüler!..
Korkarım ki, bir gün "doğru"yu yazdıklarında hiç kimse
inanmayacak!..
Hani, düşünmüyor değilim; bu tür "yalan"larla, "derin devlete
hizmet" mi ediyorlar acaba?!?..
Bir "gizli taktik" uygulamadıkları ne malûm?..
HASAN
KARAKAYA
15 Şubat 2007 Vakit |
|