|
Bayram
Bayramımızı şimdiden tebrik ediyorum.
Kimileri bayramımızı bize zehir etmek için kan görüntüleri yayınlayacak,
kimileri dana kovalayan adamları taşıyacak yine ekranlara, manşetler.
Kimi yine deri ile irtica arasında bağ kurmaya ve buradan rejim
sorunu icad etmeye çalışacak..
Kimi “hikmetli”
yorumları ile, Kurban Bayramı’nı kavurma bayramına
dönüştürmeye çalışacak; tıpkı Ramazan Bayramı’nı şeker bayramına,
kömbe bayramına dönüştürmeye çalıştıkları gibi.
Kimi bayramı bize zehir
etmek için ne gerekiyorsa onu yapacak, tıpkı İsrail’in
Mescidi Aksa’nın altındaki kazılara yeniden başlama kararı
alması gibi.
Zamanlama da ilginç değil mi?
İsrail’den
Müslümanlara “bayram hediyesi”. Bakalım Bush ne
yapacak? Gösterecektir Bushluğunu!
Kim bilir belki yine biri
çıkıp, “Kurbanla haccın aynı zamana denk gelmesi”ni
haberleştirebilir..
Zekeriya Beyaz
ne yapar bilmiyorum, ama bu defa da balıktan kurban yerine,
vejeteryanlar için soya etinden kurban fikrini ortaya atabilir..
Mesela soya etini sıkıştırıp koyun şekline getirmek de mümkün..
Üstüne de pelüş bir kürk giydirdik mi, MP3’den “Meeee”
sesi verdik mi, hatta yatırıp kıbleye çevirip yönünü; “Bismillahi,
Allahuekber” diyip boğazına bıçağı vurunca sanal koyunun, gıda
boyasından kan oluk oluk fışkırabilir de..
Kurban
gerçekte hayatla / ölümle hesaplaşmaktır..
Can sunma, can feda
etmektir Allah yolunda.
Yoksa kestiğimiz
hayvanın kanı, eti, derisi, kemiği Allah’a ulaşacak değildir.
Allah’a ulaşacak olan bizim takvamızdır..
Hac
da öyle değil mi?
Kurban keserken önce
sizin İsmailiniz kim, ona bir karar verin.
Mallarınızı, canlarınızı,
sevdiklerinizi Allah yolunda feda etmeye hazır mısınız, ona
karar verin önce.. Yardımlaşma, fakirlerin karnını doyurma ondan
sonra gelir. Bunlar için kurban kesilmez, o zaman spor yapmak
için namaz kılmış olursunuz..
Yoksulu doyurmak ayrı bir
şey. Onun için niye Ramazan’ı kurbanı bekliyorsunuz ki!
Eğer Allah’ın adını
anmadan, O’nun izni/rızası dışında bu işi yaparsanız, yaptığımız iş,
o hayvanın etini murdar eder.. Bir canlıya ancak size zarar verdiği
ölçüde ya da ihtiyacınız oranında kast edebilirsiniz..
İnsanı o hayvandan ayıran
en temel şey, inancı ve fikridir.. Sizi üstün yapan bu..
Yoksa gerisi, o hayvandan çok da farklı değil. Eğer bu iki değeri
yaratılış gayesinin dışında kullanırsak, o zaman hayvandan da aşağı
(Belhum adal) olabiliriz. Çünki hayvanlar mafia, çete
oluşturamazlar, Atom bombası yapıp onu insanların üzerine atamazlar.
Bunu ancak aklını şeytanın emrine veren birileri yapabilir, o zaman
da kendilerini hayvandan üstün yapan şey, hayvandan aşağı hale de
getirir..
İnancı
ve fikri suç sayan zihniyetin aslında nasıl büyük bir
felaketin sebebi olduğuna bakar mısınız? Kitabı suç aleti, düşünen
adamı suçlu ilan edenler, aslında insanın insanlığına ihanet
etmektedirler.. Onlar öteki insanlar üzerinde İlahlık ve
Rablik (Hüküm koyucu ve terbiye edici)
iddiasındadırlar. İnsanlara yaşam tarzı ve din biçmeye kalkıyorlar.
Kendi arzularını ötekilerin dinlerinden üstün görüyorlar..
İşte biz bunlara (LA)
demek için kurban kesiyoruz..
Onlarsa bizi biyonik
robot haline indirgemek istiyorlar.. Kendi ideolojilerini
dinleştirerek bize dayatmaya kalkıyorlar.. Hayalleri boşa çıkınca da
başka ülkelere kaçma planları yapıyorlar..
Keşke azıcık İslâm’ı
ve Müslümanları öğrenmeye, anlamaya çalışsalardı.. Hacer
annemizin ayak izleri üzerinde koşan insanların neyi anlatmak
istediklerini anlamaya çalışsalardı.. İsmail’i düşünselerdi,
Hz. İbrahim’i düşünselerdi..
Maymundan geldiklerini
iddia edenlere inat, biz okuyan, yazan, konuşan, hayvancılık ve
tarımla meşgul olan Adem atamızın evini, ana yurdunu
ziyarete gidiyoruz. Hac bir mü’min için sıla-i
rahimdir.. Faşizme inat, insanlığın ortak atasının
evinde kardeşlerimizle kucaklaşmaya gidiyoruz.
Kabil
soyu ise yeryüzünü kana
bulamaya devam ediyor.. Biz Kurban kesiyoruz, onlar
kardeşlerini katlediyorlar..
Biz meydanlarda şeytan
taşlarken, döner kendi nefsimizdeki şeytanı taşlarız.. Arafat’ta
vakfeye durur, Hz. Adem’le Hz. Havva’nın buluşmasını
bekleriz. Müzdelife’de Şeytan taşlamak için taş toplarız.
Mina’da kurban keseriz.. Safa ile Merve arasında
bir ananın ayak izleri üzerinde koşar dururuz. Kana kana Zemzem
içeriz.
Nurdan sütunlar
arasında bir mitoloji kahramanı gibi dolaşırız yalınayak
Mekke sokaklarında. İsimsiz ve unvansız bir şekilde..
Bir mahşer
denemesidir hac..
Hac
ve kurban, Müslümanların evrensel sorumluluklarının
idrakine varmaları için bir vesiledir.. Unutmamak gerekir ki,
yeryüzünün bütün açları ümmetin yetimidir. Allah bizim
ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister.
Bizler alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz..
Hac ve kurban Müslümanlar için bir yaşayan Kur’an
olma denemesidir..
Peygamberin ayak
izlerinde, tarihi geri yaşamak için zaman tünelinden geçme
denemesidir..
Biz ahir zaman
Peygamberinin ümmetiyiz.
Zamanın ikindi vaktinin
sonuna geldik. Fitne zamanıdır, aman dikkat! İmanı elde
tutmanın ateşi elde tutmak gibi olduğu bir zaman..
Çoğu gitti, azı kaldı.
“Ebu Cehil
öldü diyorlar, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor”. Hamza da
aramızda, Ebu Bekir de, Ali de, Osman da.. Ve
imtihan bütün heyecanı ile sürmektedir..
Sabır
ve dua yoldaşınız olsun, hac ve Kurban
Bayramınız mübarek olsun.
Selâm ve dua ile..
ABDURRAHMAN DİLİPAK 20 Aralık 2007 Vakit |