|
|
Akıl etmez misiniz?
Allah kullarına aklı, feraseti ve dirayeti vermiş de ayetlerinin
sonunda bize soruyor: Hiç akıl etmez misiniz?
Bu hep aklımda. Sanki bize, “Ben size, Kur'an'ı verdim, önder olarak
peygamber gönderdim, O'nun yolundan gidiniz. Bana kulluğunuzu
gösteriniz, karşılığında size cenneti vereyim” der gibi.
Dünya imtihanlar dünyası, imtihanı kazanmak da, hem kendimizin hem de
idare edenlerimizin Allah yolunda olması ile mümkündür. Peygamberine
de "hükmet", diyerek İslâmi hükümlerde örnek göstermiştir. İslâmi
hükmün dışındaki ibadetlerde hayır yoktur, bereket yoktur, fasittir
ikazını yapmakta, bütün Müslümanlara hükmedicisini seçme
yükümlülüğünü vermektedir. Bu farzdır. Namaz gibi, Hac gibi, cihat
gibi üzerimize farzdır. Kur'an'ın emredici bütün hükümleri bizi
bağlamakta, bizi bunu anlama noktasında mecbur hissettirmektedir. Bu
mecburiyetler içinde her Müslüman;
Namazını kılıp, ellerini açtığında, Allah'a yalvaran dillerinde, dünyada
yaşadığı sistemlerde, bulunduğu hallerde, gayri müslim idarelerden
kurtuluşun İslâmi bir idare olduğunu akıl etmeli, kıldığı namaz
kadar farz olduğunu bilmelidir.
Cihat, Allah yolunda yapılması gereken bir mücadeledir. Nefsi ile yaptığı
cihatta, malı ile yaptığı cihatta, evladı ile yaptığı cihatta,
kurtuluşun İslâmi bir hükümden geçtiğini, ona ulaşmak için yapılması
gerekenin cihat olduğunu akıl etmelidir.
Zekât bir farzdır. Allah'ın Müslüman'ın üzerine yüklediği bir ibadettir.
Bu ibadeti yaparken baskı gördüğünün farkında mı? İki vergi ile baş
başa olduğunu düşünür mü? İslâmi bir idare ile idare olunmasının
üzerine farz olduğunu akıl eder mi?
Hac, âlemin içindeki bütün insanların toplandığı mekân, mahşere örnek
birleşimler tek tek toplanıp da hep birlikte Allah'a seslenen,
Lebbeyk nidalarıyla Allah yolunda yürüyüşle yalvarış ve
yakarışlar... Bu, farz olan bir ibadetin yerine getirilmesidir. Bunu
yaparken, bu adım atışında, bu söylediği yakarışında zalimlerin
zulmünden kurtuluş nidasında, kendisine düşeni akıl eder mi? İçinde
yaşadığı sistemi düşünür mü? Bunu düşünmenin, yaptığı hac kadar farz
olduğunu, baskılardan kurtulmak için de İslâmi bir hükümeti seçmek
mecburiyetinde olduğunu akıl eder mi?
Tesettür Allah'ın farzı, Müslüman ailenin yaşaması üzerine düşen ibadet
görevidir. Sistem bazında zorlanmasının İslâmi bir idarenin
olmamasından olduğunu akıl eder mi?
Ailelerin ferasetsizce, imansız yaşantıyı seçmelerini, fasık, fakir,
fahişe yetişmelerini, münafık ve kafir olmalarında Müslüman'ın
mesuliyetini düşünürler mi? Kurtuluş için İslâmi bir hükmü akıl eder
mi? Bunu getirmek için üzerine düşenleri fark eder mi?
Kur'an kanunu, peygamber rehberi ise, onun yolunda ve içinde olmaları
gerektiğini düşünürler mi? Kur'an olmayan bütün hareketler İslâm'ın
dışındadır. İslâm'ın dışındaki bütün işler de İslâm'a aykırıdır.
Müslüman bu hareketi tensip eder mi? Çıkış yolu düşünmek mecburiyetinde
değil mi? Dünya üzerindeki fasık sistemler içindeki gayretler, fıska
yardım değil mi? İslâm fasıklar içinde aranır mı? Kur'an buna
müsaade eder mi?
Müslüman bunları düşünmeli, yolunu ve yönünü Allah'a çevirmelidir.
Allah'ın yolundan başka bir yerde insanların kurtulmaları mümkün
değildir. Her Müslüman bunu düşünmelidir. Gayretle, hizmetle,
ferasetle, dirayetle Kur'an'ın emrinde olmalıdır. Kur'an ise
Allah'ın yolunda hükmedicileri seçmemizi istemektedir. Hiç akıl
etmez misiniz?
Hazin olanı ise, Müslümanım diyenin Kur'an'la hükmedilmesini istediğine
rastlanmamaktadır. Yaşadığı hayat içinde rahatı seçmekte, sistemler
içinde bir yer bulup orada oturmaktadır.
Kur'an bütün sistemlerin üstündedir ve bütün Müslümanlar hükmedicisini
çıkarmakla yükümlüdür. Bu, bütün farzlar gibi üzerine farzdır. Akıl
etmez misiniz? Allah'ın emirlerini bir düşünün.
Duran KÖMÜRCÜ
12
Şubat 2007 Vakit
|
|