Suudda ilk STK
Suudi Arabistan uzun süreden
beridir ıslahat yani reform çalkantılarıyla çalkalanıyor. Önce ülkenin
aydınları arasında ıslahatçı bir hareket ortaya çıktı. Bunlar herhangi bir dış
gücün maşalığını yapmıyor, ülkedeki totaliter anlayışın değişmesi için siyasi
mekanizmada değişim istiyorlardı. Suud rejimi bu insanlara göz açtırmadı.
Ardından Amerikan emperyalizminin önce demokrasi ihracı sonra Büyük Ortadoğu
Projesi çerçevesinde reform dayatmalarıyla karşı karşıya geldi. Bu dayatmaların
amacı ise gerçek anlamda özgürlükçü bir değişim değil, ülkenin daha da güdümlü
hale getirilmesiydi. Suud yönetimi doğal olarak bu dayatmalardan da rahatsız
oldu. Sonunda kendi kontrolünde her ikisine de alternatif olacak bir reform
süreci başlatmaya karar verdi. Bu sürecin başlangıcında meydana gelen gelişmeler
hakkında daha önce bir yazı yazmıştık.
Sürecin ikinci önemli gelişmesi geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Ülkede ilk
sivil toplum kuruluşu kuruldu. Kral Fehd ibnu Abdülaziz görünüşte hükümetten
bağımsız ilk sivil toplum kuruluşunun kurulmasını onayladı. Adı: Ulusal İnsan
Hakları Cemiyeti. Başkanlığına ülkenin parlamentosu niteliği taşıyan Şura
Meclisinin üyesi Abdullah ibnu Salih el-Ubeyd geçti. el-Ubeyd, 10 Martta
Fransız Haber Ajansına yaptığı açıklamada Hadimul-Harameyniş-Şerifeynle
görüştüklerini ve kendilerine: Talebinizi inceledik, sizin böyle bir faaliyet
yürütmenizde sakınca görmüyoruz dediğini ifade etti.
Suud televizyonunun haberine göre cemiyet 10u bayan, 41 kişi tarafından
kuruldu. Kurucular 9 Martta veliaht prens Abdullah ibnu Abdülazizle bir araya
gelerek yapacakları çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulundular. Ancak bu
toplantıya sadece erkek kurucular katıldı. Kuruculardan Prof. Abdulhalık
Abdulhayy veliahdın kadın kurucular için de ayrı bir toplantı düzenlemesini
beklediklerini söyledi.
Bu arada Suud yönetiminin zikredilen sivil kuruluşun yanı sıra insan hakları
ihlallerinin takibi için resmi bir organ da oluşturacağı açıklandı.
Şimdi bu gelişmeyi biraz tahlil edelim: Her şeyden önce kurulan cemiyette gerçek
anlamda, hâkim sistemden bağımsız bir sivil toplum kuruluşu görünümü
göremiyoruz. Sistem, bu konudaki açığı kapatmak amacıyla yine kendisiyle
işbirliği yapacak ve yönlendirilmeye müsait ama dıştan sivil görünümü verilen
bir cemiyet kurdurmuştur. Cemiyetin başına halkın seçimiyle değil saltanat
sahiplerinin seçimiyle belirlenen Şûra Meclisinden bir kişinin geçirilmesi bu
konudaki şüpheleri haklı kılan en önemli gerekçedir. Ayrıca kurucuların
açıklamalarında sultayı elde tutanların kendilerine gösterdikleri yakınlığı
oldukça önemsemeleri ve onlarla ilgili açıklamalarında kullandıkları kelimeleri
büyük bir özenle seçmeleri yönetimle içli-dışlı olmayı yansıtıyor. Kısacası Suud
yönetimi insan hakları ihlallerini takip edecek değil kendisini bu konuda temize
çıkaracak bir cemiyet kurdurmuş gibi görünüyor. Yine bu memlekete komünizm
gelecekse onu da biz getiririz felsefesiyle karşı karşıyayız.
Ahmet Varol 12 Mart 2004 Vakit