Sen, namluda bir “mermi”sin... Patlayacaksın!
Amerika’nın; “tezkere reddi”ne ve
“kamuoyu tepkisi”ne rağmen “askerî malzeme sevkıyatı” sürerken; sağolsunlar,
benim okurlarım da boş durmuyor!..
Onlar da, bana “malzeme” gönderiyorlar ki, “savaşa hayır” haykırışlarına katkı
olsun!..
Yandaki “karikatür”ü gönderen Bitlisli okurum Necdet’e teşekkür ediyorum.
Gördüğünüz gibi;
Faksla geçildiği için hatlar, biraz karanlık... İlk etapta, “ne denilmek
istendiği” belki anlaşılmayabilir.
Onun için, kısa bir bilgi vereyim:
Efendim;
Elinde “Turkey” yazılı “mermi”yi topa sürmeye çalışan, bir “Alman askeri”dir!..
Asker; “Mermi”ye, yani “Türkiye”ye “garanti”(!) vererek, şöyle demektedir:
“Her şeyi bana bırak... Sen, yalnızca patlayacaksın, o kadar!”
“Top namlusu”na sürülmek üzere olan ve biraz sonra da “patlayıp, paramparça
olması” mukadder olan bizim “mermi” de, sormaktadır “Alman askeri”ne:
“Evet, işin orası tamam da... Peki, her şey bittikten sonra, ben nerede olacağım?”
.............
Okurum Necdet’in gönderdiği karikatürün çiziliş tarihi 11 Kasım 1914.
Yani, 89 yıllık bir karikatür!.. Orijinali; o yıllarda Londra’da neşredilen
“Punch” adlı dergideymiş!..
Aslında, benim hiç “yorum” yapmama gerek yok... Çünkü, okurum Necdet, söylenmesi
gerekeni, karikatürün altına yazmış:
“1914 yılında Osmanlı nasıl görüldü ve ona ne yapıldıysa, bugün Türkiye’ye
yapılmak istenen de aynen odur!.. Umarım, başaramazlar!”
Aynen katılıyorum okurumun dileğine;
İnşallah başaramazlar!..
ÖNCE ALIŞTIRIRLAR SONRA KULLANIRLAR!
Herhalde hatırlatmaya gerek yok... 1914’te İngiliz; nasıl görüyorsa bizi, bugün
de Amerika aynı şekilde görüyor!..
Biliyorsunuz; tezkere oylaması öncesinde “Amerikalı karikatüristler” de, ne
“dansöz”lüğümüzü bıraktılar, ne “paragöz”lüğümüzü!..
Hani;
“Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olurmuş” derler ya; nüfusu “genç” ama,
kendisi “beyinsel yaşlanma” geçiren Türkiye de, maalesef “maskara” oldu, “İt is
a Coni”lerin karşısında!..
İşin doğrusu;
“Uyuşturucu bağımlısı” kadınlardan pek farkımız kalmadı!..
Bilirsiniz;
Uyuşturucu tüccarları, “tuzak”larına düşürecekleri genç kız ve kadınlara;
“rahatlasınlar” diyerek, önce “uyuşturucu” verirler!..
Sonra da;
Yavaş yavaş “dozaj”ı artırmaya başlarlar!..
En sonunda da;
“Uyuşturucuya bağımlı” bir hale getirdikleri genç kız veya kadınları, “iğrenç
emelleri”ni gerçekleştirmede kullanırlar!..
Evet, önce “tecavüz” ederler, sonra da “satmaya” başlarlar!..
Ne hazindir ki;
Türkiye’nin getirilip, bırakıldığı nokta da pek farklı değildir!..
DOLAR BAĞIMLILIĞI!
Uyuşturucu tacirlerinin değil ama, “Amerikalı silah tacirleri”nin ağına düşen ve
“dolar bağımlısı” haline getirilen Türkiye de; bugün “borçsuz” ve “dolarsız”
yaşayamaz duruma düşürülmüştür!..
Ve elbette;
IMF veya Dünya Bankası’ndan ne zaman “dolar/borç” istese, karşısına “iğrenç
talepler” çıkarılmaktadır!..
Ya “üs” olması, ya da “tetikçilik” yapması istenmektedir ki; damarlarında
“dolar” dolaşan Ankara, maalesef “hayır” diyememektedir bu “ahlâksız teklif”lere!..
Sonuçta;
Taa 1914’lerde yaptıkları gibi, “top namlusu”na sürülen bir “mermi” olmaya
mecbur bırakıyorlar!..
Biçilen rol bellidir;
“Patlayacaksın!”
Patlayan bir merminin, daha sonra “nerede olacağını” sorması ise, sadece ve
sadece “ahmaklık”tır ki; işte bu, dün İngiltere’nin, bugün de Amerika’nın
gözündeki Türkiye’dir!..
Görüyorsunuz işte;
1914’ten, 2003’e kadar geçen 89 yılda, “Türkiye’ye bakış”ta, değişen hiçbir şey
yok!..
“Hakaret”leri de aynı,
“Küstahlık”ları da!..
BU “YAŞAM BİÇİMİ”NE BU “FATURA” GELİR!
Tabiî; suçun tamamını onlara yüklemek de haksızlık olur!..
Bu “aşağılanma”lara maruz kalıyorsak; “lüküs bir hayat” yaşamak, “loş ışıklar
altında dansetmek”, gece kulüplerinde “ceket” yakmak, “tabak” kırıp, “peçete”
saçmak ve tanesi “98 bin Euro” olan “Porsche Cayenne”lere binip hava basmak
isteyen bizler de hakediyoruz bunu!
Eğer, bu “yaşam biçimi”ne eğilim göstermeseydik, bunlara ulaşabilmenin “bedel”i
olan “dolar bağımlılığı”na rıza göstermeseydik; bugün, herhalde “tepe tepe
kullanılıyor” olmazdık!..
Niye mi söylüyorum bunları?..
Efendim;
Porsche’un anahtar teslim fiyatı “98 bin Euro”dan başlayan offroad modeli
Cayenne, Türkiye’de satışa sunulmuş!..
Cayenne’in tanıtım toplantısında konuşan Porsche Türkiye Genel Distribütörü
Tanju Özenç, Türkiye’ye 30 adet getirdikleri modelin 27’sinin satıldığını
söylemiş!..
Söyleyin Allah aşkına;
“İçmeye ayranı olmayan” bir Türkiye’de, “helâya Porsche ile giden” adamların
bulunduğu bir ülke, acaba nereye gider?..
Adres bellidir;
Bu gidişle; Almanya veya Amerika’nın “top namlusu”na sürdüğü bir “mermi” olarak,
“Bağdat’ta patlamak”tan başka yol yoktur!..
Acı, ama gerçek!..
İĞNEYİ KENDİMİZE!
Korkarım ki;
İçimizdeki “beyinsizler” yüzünden, topyekûn “helâk” olacağız!..
Ne dersiniz;
“Çuvaldız”ları Amerika’ya batırırken, “iğne”yi de kendimize batırma zamanı
gelmedi mi?..
Bana kalırsa;
“Savaşa Hayır” diye haykırdığımız kadar, debdebeli ve sınır tanımaz “yaşam
biçimleri”yle, savaşa zemin hazırlayan bu “kaymak tabaka”ya da “hayır” demenin
vakti geldi, geçiyor bile!..
Aksi halde;
Alman namlularına “mermi”, Amerikan gemilerine “liman”, İngiliz uçaklarına “üs”,
gözlerini “kan” bürümüş silah tüccarlarına “tetikçi” olmaktan kurtulamayız!..
İşin tuhaf tarafı;
Bu “kaymak tabaka”ya hiçbir şey olmaz!..
Olan, yine garibanlara olur!..
Öyle ya;
Merhum Seyyid Kutup’un 45 yıl önce dediği gibi, bizim gibi ülkelerde, “kan
vergisi”ni, daima “fukaralar” öder!
YA O, YA BU!
Sözün özü;
Ya bu “bağımlılık”lardan kurtulacağız, ya da “top namlusunda mermi” olmaya devam
edeceğiz!..
Eğer, etrafımızı çevreleyen “zincir”leri kırıp, bir an önce “uyuşturucu
tedavisi”ne başlarsak, hâlâ bir “kurtuluş umudu” var!..
Yoksa;
Bataklığa gidiyoruz!..
Bunun sonu;
Önce “kullanılan”, sonra “satılan”, en sonunda da bir kenara “atılan” ve
cesetleri “izbe bir otel köşesi”nde, ya da kaldırım kenarındaki bir “çöplük”te
bulunan “uyuşturucu kurbanı” kadınların akıbetine gider!..
Var mı itirazı olan?!?
Hasan Karakaya 14 Mart 2003 Vakit