Diyanet’in bastığı kitap başka konuşuyor, Başkanı başka

Seyahatte olduğum için seyredemedim. Hasan Karakaya’nın yazısında okudum. DİB Ali Bardakoğlu şöyle söylemiş:
“30 yıllık fıkıh bilgilerime ve kişisel kanaatime göre, kurban kesmek sünnettir. Sadece İmam-ı Azam Ebu Hanife vacib olduğunu söylüyor.”
İyi de Sayın Başkan, ictihatla ilgili bir meselede, “kişisel kanaatim” diyerek İmam-ı Azam’ın görüşüne zıt bir görüş ortaya koyduğunuza göre, kendinizi ictihadın hangi basamağında görüyorsunuz? Mutlak müctehid mi, mezhepte müctehid mi, meselede müctehid misiniz? Ashab-ı tahric veya ashab-ı tercihten misiniz? vs...
Bu soruyu anlayanlar size bıyık altından gülmeyecekler mi?
Bi kere kurbanın vacib olduğunu sadece İmam-ı Azam söylemiyor. İlimde sizden çok ileri olan ve sayılarını sizin de, benim de bilemeyeceğim nice âlimler de söylüyor. Meselâ Zenbilli Ali Efendi, Ebussuud Efendi, İbni Kemal gibi şeyhulislâmlardan daha âlim olduğunuzu söyleyebilir misiniz? Bunlar, “kurban vaciptir” diyen yüzbinlerce âlimden sadece üçü. Molla Gürani’ler, Molla Hüsrev’ler ve daha nice âlimler.
Sultan Fatih, Molla Hüsrev hakkında; “O zat, zamanımızın Ebu Hanifesi’dir” diye onun ilminin yüksekliğini anlatmak için İmam-ı Azam’a benzetirken, siz İmam-ı Azam’ın ictihadını adeta geçersiz sayıyorsunuz. Bu yanlış bir DİB’na yakışıyor mu?
Sayın Başkan! Bütün dünya Müslümanlarının itibar ettiği İbni Abidin, Fetevâ-yı Hindiye gibi kitaplar da aynı şeyi söylüyor. Siz bunları elinizin tersiyle itemezsiniz.
Yenilere gelelim... Diyanet İşleri eski Başkanlarımızdan Ahmed Hamdi Akseki, başkan olmadan önce kaleme aldığı İslâm Dini isimli eserinde, “Kurban kesmenin hükmü, dünyada vacip olan vazifeyi yerine getirmek, borçtan kurtulmak, ahirette sevap kazanmaktır” diyor. O zamanki Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi de 19.7.1933 tarihli yazısında bu eserin faydalı bir eser olduğunu, imam ve hatiplere dağıtılmasının faydalı olacağını söylüyor. Dinî hükümler değişti mi yoksa?
Birçok değerli kitaba, özellikle Hukuk-ı İslâmiyye gibi eşsiz bir esere imza atan eski DİB Ömer Nasuhi Bilmen ve diğer başkanlar da İmam-ı Azam’ın söylediklerini kabul ediyorlar. Nasıl oluyor da sadece siz tersini söyleyebiliyorsunuz Sayın Başkan?
Türkiye’deki Müslümanların yaklaşık yüzde 80’i Hanefi, kalanı Şafiidir. Siz bu milletin DİB olduğunuza göre, “Kurban, Hanefilere göre vacib, Şafiilere göre sünnettir” demeli değil miydiniz? Ama aksine, Müslümanların çoğunluğunun kabul ettiği ve unvanı “İmam-ı Azam - en büyük imam” olan zatın ictihadını es geçip onun yerine kendi kişisel kanaatinizi ileri sürüyorsunuz. Sizin vazifeniz, vatandaşın benimsediği mezhebe göre cevap vermek midir, yoksa “Sizin mezhebinizin görüşü yanlış; doğrusu benim kişisel kanaatim” diyerek kendi kanaatinizi empoze etmek midir!..
N’oluyoruz? 70’li senelerdeki gibi mezhepleri kaldırma faaliyeti mi başladı yoksa?
Başkanlığınızın “Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi”, kurban hakkındaki görüşleri zikredip, İbni Mace’nin Ebu Hureyre’den rivayet ettiği şu hadise yer veriyor: “Kim ki kurban kesmeye mâli vaziyeti müsait olur da kurban kesmezse, o kimse bizim namazgâhımıza sakın yaklaşmasın.” (c. 12, s. 33)
Sayın Başkan, size açık soru: Bu Peygamber sözünü nereye koyuyorsunuz?
Başkanlığınızca basılan eser diyor ki; “Bu hadisi, Hâkim rivayet etmiş ve “isnadı sahihdir” demiştir. Peygamberimizin, “İslâm topluluğu içine girmesin” şeklindeki bu şiddetli uyarısı, ancak vacib bir ibadetin bırakılmasıyla ilgili olabilir.” Yaa...
Eserde gelinen son hüküm şöyle: “Kurban hakkında Hanefi mezhebinin nakle dayanan delili, diğer İslâm mezheplerinden kuvvetlidir.” (c. 12, s. 33)
Sayın Başkan, kendisinin kişisel kanaatinin tersini yazıyor diye herhalde bu güzel eseri yayından kaldıracak değildir. Başkanımıza ve okuyucularımıza hürmetlerimle.

 Ali Eren 26 Ocak 2004 Vakit