"Zulmedilmeye layık mıyız?"
Amerika ve İsrailin hareketleri insanlık boyutunu, harp boyutunu aştı.
İdeolojinin körelttiği sadizme kaydı. Daha da ileri giderek Müslüman
düşmanlığına dönüştü, ideoloji ve inançlarının karanlığını aydınlık sandılar.
Tarih boyunca da böyle olmuştur. İsrailin tabiatı hiç değişmez. Güçlünün
karşısında alçalmaları, önlerinde el ovmaları, gücünün kaybolması ile
sırtlanlamalarıdır. Dünyada yer bulmakta zorluk çektiklerinde Müslümana
sığınmıştı. Şimdi zağarlığının gereği bir başkasının eteğini öpmektedir.
Hedefinin hesabını yapmakta, Amerikanın gölgesinde Müslüman avındadır.
Amerikanın Iraka girişinde bir sözü vardır. Haçlı seferi şimdi onu
yapmaktadır. Geçmişte dindaşlarının intikamını almaktadır. Her ikisi de mukaddes
beldelere yerleşme isteğindedir. Amerika, İsraili şemsiyesi altına alırken
İsraili kullanmakta, İsrail de arzulananı yapmak için Amerikayı
kullanmaktadır. Hedeflerine varınca orada yerleşmeyi garantileyinceye kadar
devam edecektir. Bu aradaki hareketlerde her şey meşrudur. Hayaller insanlığını
unutturmakta, vampir özelliğini dışa vurmaktadır. Devlet düzeyindeki vampirliği,
petrol, yeraltı zenginliği ve materyalle Amerika yapmakta, askerleri de kan
emici hususiyetini halktan almaktadır. Kan gölü görmeden duramaz oldu.
Yalvarışları histerik bir şekilde seyreder, haz duyar, kanlı cesetler üzerinde
dans etmesi, gülücükler göndermesi, fotoğraf çektirmesi hep bundandır.
Tatmin olmayan kadınların erkek organlarını seyretmesi, oynaması, onlarla tatmin
olması insanlıktan çıkışın işaretidir. Kan gölü içinde zevk alması onun
vampirliğindendir. Korkunun verdiği duyguyu vahşileşerek göstermesidir.
Bu devletlerden, askerlerinden insanlık beklenemez. İlk kurşunla ölüm korkusuna
kapılmış, insanlığını kaybetmiş, hayvanlaşmışlardır. Hastadır,
hastalanmışlardır. Onlar için insan haklarının, anlaşmaların rafa kalkmasının
sebebi budur. Bu psikolojide olan bir insanın yapmayacağı yoktur. Hedef
gösterilmiş Müslümanların hepsini ortadan kaldırıncaya kadar hücum!..
Hal böyle olunca, Müslümanları öldürmek onlar için haktır. Her Müslüman bir
avdır. Avı elde etmek için de her yol mübahtır. Onların yani Hıristiyan ve
Yahudilerin, tarihte ilk yaptıkları şey de değildir. Anlaşsalar da, düşmanla
mutabakat sağlasalar da ilk fırsatta ihanet edebilirler.
Haçlı seferini hatırlayalım. Akkayı Müslümanlar ele geçirmişti. Bir müddet
sonra haçlı kumandanlarından Aslan Yürekli Richard kaleyi geri almak için
kuşatır. Cephanesi tükenen Müslümanlar teslim olacaklarını bildirirler. Anlaşma
yapılır, anlaşmanın bir maddesi:
Müslüman askerleri, silahsız ve hiçbir şey almadan çıkacaklar, hürriyetlerine
kavuşacaklar.
Teslim olunur. Hürriyet bekleyen 2700 asker koyun gibi kesilerek can verir.
(Sene 19 Ağustos 1191)
Bugün aynı soyun insanları farklı mıdır? Demokrasi getirecek Amerika Irakı yok
etmeye, insanlarını katletmeye başlamamış mıdır? Düğünlere bomba, camilere füze
neyi hatırlatıyor? Demokrasi yerine vampirliği ihraç ediyorlar. Kan ihraç
ediyorlar. Namussuzluk ve fahişelik ihraç ediyorlar. Tarih bu yanılmaz. Tekrar
tekrar aynı oyun oynansa da yazar. İbret alınmazsa, aşağılanan biz, vatanı işgal
edenler kahraman olur müdafaa edenler de suçlu!
O beldeler birçok ihanet ve katliamlarla zulüm gördü. Ama, üç yaşındaki çocuktan
intikam alınanı görmedi. Hele Müslümanların kendini besili koyun gibi
kesilmesini beklemeyi hiç görmedi. Aslına bakınca koyun bile görmek
istemiyorlar. Çıkın buradan nerde otlanırsanız otlanın diyorlar. Kendisini
bilmedikçe otlakta yayılmaktan farkımız da olmuyor.
Bu zulme bir dur diyen çıkmalı! Bütün Müslümanlar uyanmalı, elini cebine atmalı.
Yaşadığının gayesini bilmelidir. İslâmın izzeti için kanlarını verenlerin
yanında olmalıdır. Yoksa biz zulmedilmeye layık mıyız
Duran Kömürcü 29.05.2004 Vakit