YÖK mağduru bir babanın feryadı
Ekonomi düzeliyor... Borsa, rekor
üstüne rekor kırıyor... Döviz, aylardan beri aynı seviyede... Faiz oranları,
yüzde 20-25 seviyelerinde seyrediyor... Enflasyon, öyle bir düştü ki, bir daha
belini doğrultması zor!..
Milyonlarca çocuk, bedava kitap taşıyor çantasında... Yüzbinlerce
fakir-fukara, bedava kömür yakıyor sobasında!..
Asgarî ücretin yükseltilmesi yolunda harcanan çabalar herkesçe malûm...
Emekli maaşlarına yapılacak zam, bugün-yarın açıklanacak!..
Uygulamada sıkıntılar olsa da, özgürlükler yolunda atılan adımlar takdire
şayan...
Bir zamanlar yerinden kalkamayanların moral bozukluğunu yaşayan Türkiyenin,
şimdi yerinde duramayanların coşku ve heyecanını yaşadığı da bir gerçek!..
BİR GERÇEK VAR Kİ...
Ama, bir gerçek daha var ki; yukarıda çizmeye çalıştığım pembe tablonun
tamamını silip-süpürecek özellikte!..
Hayır;
Başörtüsü yasağından söz etmiyorum!.. Çünkü bu konu, çözümlenmeyecek
konuların komisyona havale edilmesi gibi, ulusal uzlaşmaya havale edildi ki,
uzlaşma sağlanacağından pek ümidim yok!..
Hele de;
Kuyruklu yalanları dayanak yapıp, iftira bombardımanına devam eden
Haçlı-Siyonist-Ateist üçgenindeki Sadistler varken!..
Hayır;
Geri çekilen Kuran Kursu Yönetmeliğinden de söz etmiyorum... CHP ilkelerinin
egemen olduğu bir ülkede, bağ damlarında Kuran eğitimi verildiği günleri
yaşamadığımıza şükredelim!..
Dua edelim ki;
Her CHP talebinin emir telâkki edildiği ülkemizde, camiler açık!.. Mazallah,
onlar da kapatılabilir ve Şeflik Döneminde olduğu gibi ahır veya depo
yapılabilirdi!..
VİCDANLAR KANIYOR!
Evet; Kuran kurslarından da, başörtüsünden de söz etmiyorum!.. Tabiî,
bugünlük söz etmiyorum... Yoksa, şuna inanıyorum ki, bunlar hallolmadan,
Türkiyenin hiçbir sorunu hallolmuş olmaz!..
Çünkü insanlar;
Cüzdanlarından daha çok vicdanlarının rahat etmesini istiyor!..
Çünkü insanlar;
Mutfaktaki yangının sönmesi kadar, yüreklerdeki yangının da söndürülmesini
bekliyor!..
Yüreklerdeki yangın söndürülmedikçe, vicdanlardaki sızı dindirilmedikçe; borsa,
isterse tüm zamanların rekorunu kırsın!.. Dolar tepetaklak düşüp, isterse
kafasını yarsın!..
Hiçbir önemi yok!..
Çünkü insanların yüreği yanıyor!..
Çünkü, vicdanları kanıyor!..
Evet; ateş, düştüğü yeri yakıyor!..
İPE UN SERECEKLER!
Bakın, bugün YÖK Genel Kurulu toplanacak... Burada, Üniversiteler Arası Kurulun
hazırladığı YÖK Yasa Taslağı görüşülecek!..
Aynı taslak;
Yarın da, Rektörler Komitesi ve Üniversiteler Arası Kurulda tekrar
değerlendirilecek ve son şekli verilecek!.. Müneccim değilim, ama olacakları
şimdiden söyleyeyim size!..
Diyecekler ki;
38 maddelik bu taslağın yürürlüğe konulabilmesi için, Anayasanın 130 ve 131.
maddelerinin de değiştirilmesi gerekir!
Hoppalaaa...
Al sana, bir uzunca süreç daha!..
Diyelim ki, ona da hayhay denildi ve hazırlıklar başladı... Kalıbımı basarım
ki; yeni YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, bu defa da, üniversitelere sorayım,
rektörlerle konuşayım! diyecektir!..
Malûm, mevsim kış!..
Her taraf kar, buz!.. Yollar sık sık kapanıyor!..
76 üniversiteye gidip, 76 rektörle görüşmek demek, ölme eşeğim ölme; bahar
gelsin de sana yeşil ot yedireyim! demektir...
Tüm bunlar;
Planlı ve programlı şekilde uygulanan ipe un serme taktikleridir!..
Bunun adına;
Uzlaşma çabası değil, yorgunu yokuşa sürme gayreti derler!..
Resmen ve alenen oyalama taktiği uyguluyorlar!..
Hem de;
Gürüz gibi kabaca değil, ince ince!..
NE DEĞİŞECEK?!?
Haa, şunu da söyleyeyim:
Güya uzlaşma sonucu hazırlanan taslağın da iler-tutar yanı yok!..
Yani;
Mağdur durumdaki İHL mezunlarının önü yine kapalı!.. İlâhiyat fakülteleri
haricindeki herhangi bir okulu tercih ettiklerinde, puanları yine
kırılacak!..
Buna karşılık;
Rektörlerin yetkilerini kısıtlamak şöyle dursun, daha da artırılıyor!..
Buna rağmen;
He demiyorlar!..
Tam aksine;
En az 1 aylık süre talebinde bulunacaklarına dair duyumlar ulaştı kulağıma!..
Güya, 15 Aralıkta bitecekti bu iş!.. Aradan 10 gün geçti, hâlâ tık yok!.. Bir
de, 1 aylık süre talebi kabul edilirse var ya; bu iş kırmızı kar yağdığı
zamana kalır!..
Sizin anlayacağınız;
YÖKçülerin gönlü olasıya, İHL mezunlarının canı çıkar!
Çıkar çıkmasına da;
Bu iktidarın ömrü, gelecek seçime çıkar mı, orası pek belli değil!..
ODADAN ÇIKIP, HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLADIM!
Hayır, lâf olsun diye söylemiyorum bunları... Diyarbakırdan yazan bir babanın
feryadı üzerine yazıyorum.
Hadi, adını yazmayayım da, adamcağızın başına bir iş gelmesin!..
Ama, feryadını yazmamak mümkün değil...
Şöyle başlıyor mektup:
Size bu satırları, inanın gözyaşları içinde yazıyorum!
Sonra da başlıyor derdini anlatmaya:
Mevcut hükümetten ve milletvekillerinden iş, aş ve para istemiyorum!.. Benim
istediğim; tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına eşit muamele yapılması!..
Benim çocuğum İHL mezunu... Mezun olduğu ilk yıl, YÖKün gazabına uğrayarak ÖSYM
mağduru oldu!..
3 sene dershaneye gönderdim... En sonunda, zar-zor Fen-Edebiyat Fakültesine
girebildi!.. O da; 60 adet net sayısal, 50 adet net sözel yaptığı halde, ikinci
öğrenimi kazanabildi!..
Bunu sineye çekip, sebep olanları Allaha havale ettik.. Çocuğum, geçen yıl
okula başladı...
Ne var ki;
Hükümetin, bu adaletsizliği kaldıracağını öğrenince, çocuğumun 2003-2004 öğretim
yılını dondurduk!..
Yine dersaneye verdim.. O da, çalışmalarını yeniden yoğunlaştırdı!..
Yalnız, son 2 aydır bir isteksizlik hissettim... Dershaneyi de aksatmaya
başlamış...
Çağırıp, sebebini sordum...
Bana ne dedi, biliyor musunuz;
Baba, hani bu hükümet YÖK Yasasını değiştirecekti?!? Görüyorsun işte; ne ses
var, ne de seda!.. Bu sistem değişmezse, ben ne yapabilirim ki?.. Ağzımla kuş
tutsam, yine de istediğim yere giremem!..
Sen söyle babacığım;
Bu belirsizlik, bu stres ve bu bozuk moralle ders çalışılır mı?
İnanın, sessizce çıktım odadan ve lavobaya gidip, hıçkıra hıçkıra ağladım!..
Çünkü, İHL son sınıftan ayrılıp, düz lise mezunu olarak sınava girmesine ben
engel oldum!..
Evet, engel oldum, çünkü bu adaletsizliğin son bulacağına inanıyordum!..
Oysa, adaletsizlik daha da katmerlenip, işkence boyutlarına ulaştı!..
Evet, işkence çekiyorum... Evlâdımın bozulan psikolojisini gördükçe
kahroluyorum!..
SEN DE DEĞİŞTİR!
Bu hükümet ki;
Denktaşa seslenip, danışmanlarını değiştir diyebiliyor, ama Türkiyede bir
YÖK Yasasını değiştiremiyor!..
Bu hükümet ki;
Enflasyon ve faiz gibi iki canavarı devirdi, ama YÖK saltanatını bir türlü
deviremiyor!..
Hem de, 368 milletvekilleri olduğu halde!..
Bunların hiç mi danışmanları yok, bunların halkın feryadını duyacak hiç mi
kulakları yok?.. Kendilerini hiç mi uyaran yok ki, YÖKün tuzağına düşüp,
halkın öfkesini çekiyorlar üzerlerine?!?
LÜTFEN DUYUN SESİMİ!
Bakın, benim oğlum, verilen sözlere güvenerek, 1 yıl süreyle okulunu dondurdu.
4 yılda bitireceği okulu 5 yılda bitirecek!..
Mezun olduktan sonra, 3 yıl da boşta kaldı!..
İkinci öğretim olduğu için, her yıl en az 1.5 milyar harç yatıracağım!..
Bu sene, 1.5 milyar da dershaneye verdim!.. Buna, bu yıl için okula yatırdığım
810 milyon liralık harç parasını da ekleyin!..
Sizin anlayacağınız;
Hükümetin sözüne güvenerek, 5 milyar içeri girdim!..
Ben, zengin biri değilim... Orta gelirli bir vatandaşım!.. Ama, bu kadar para
bile, benim gibi bir insanı maddî ve manevî çöküntüye sürüklemeye yetiyor!..
Duam o ki;
Cenab-ı Hakk, bizim hakkımızı gaspedenlerden, bu dünyada da, öteki dünyada da
bunun hesabını sorsun ve onların yanına kâr kalmasın!..
Dilerim, bu satırları 368 milletvekilinin hepsi okur!
......
Mektup bu... Ben, arada elçiyim... Elçiye zevâl olmazmış!..
Diyarbakırdan gelen sesi, aidiyeti cihetiyle ben de Ankaraya ulaştırdım...
Gerisi, Ankaranın bileceği iş!..
Sadece CHPliler!
Epeydir, Şunu bir yazayım diyordum, kısmet bugüneymiş... Bu ülkede sürüsüne
bereket parti var... Hemen hepsinin de; az veya çok mensubu var... Bu
partililer, öyle veya böyle, devletin çeşitli kademelerinde görev
yapıyorlar!..
İyi de; 40 küsur partinin sözcüleri değil de, niye hep CHP sözcüleri
bağırıyor, AK Parti, devlet kadrolarını ele geçiriyor! diye!..
Merak ediyorum, sadece CHP kafalılar mı alınıyor görevden?.. Yoksa, tüm
kadrolar CHP işgalindedir de, onun için mi bu cayırtı?!?
Galiba öyle!.. Çünkü, sadece CHPliler bağırıyor!.. Demek ki, devlet, CHPli
kadroların elindedir!..
Hasan Karakaya 25 Aralık 2003 Vakit