Yılbaşı Hakkında
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
لا تَجِدُ قَوْماً يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ سورة المجادلة 22
Ey Müslüman
kardeşim (Allah'ın rahmeti sizin ve bizim üzerimize olsun), çağımızda
Müslümanların başına gelen en büyük belaların önde gelen bir sebebi, Cehennem
Ashabı Yahudi ve Hıristiyanlarla müşrik topluluklara benzemek ve onların
peşinden gitmektir. Hatta bu Yahudi, Hıristiyan ve müşriklerin peşinden
gidenlerin bir çoğu için Allah Rasulü Sallallahü Aleyhi Vesellem'in şu sözü
gerçekleşmiştir:
"-Andolsun ki, sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç
uyacaksınız. Öyle ki, onlar keler deliğine girseler siz de gireceksiniz" Dedik
ki "Ey Allah'ın Rasulü, Yahudi ve Nasranileri mi kastediyorsunuz?" "-Ya kim
olacaktı?" diye cevap verdi."
(Buharı ve Müslim)
Allahu Ekber! Bu sapıklık, diğer ümmetlerden intikal edip gelen bir sünnet halini aldı. Öyle bir hale geldik ki, İslam'a intisab edenlerden çoğunu, küfür ehli olan insanlardan ayıramaz olduk.
Bu tür insanları ikiye ayırmak mümkündür:
1. Dinden yüz çevirip hevasıne uyanlar ki, onların işleri fesada bulanmıştır. Ne yazık ki, toplumların çoğunluğu enaniyet, kibir içerisinde dünyaya dalmış, ehl-i İslâmı küçümser olmuşlardır. Sorulduğu zaman 'Müslümanım' demekten öteye dinin hiçbir şeyini bilmezler.
2. Bunlar, Rasulullah'ın getirdiği İslâmî çizgiyi muhafaza edemeyenlerdir ki, yaşadıkları gibi inanma gafletine düşerler. İslam ile İslam dışı şeylerin sentezine çalışırlar ve bu çabalarını da "Çağdaş İslam" ismiyle, cazip poşetler içerisinde insanların önüne koyarlar. Bunlar ayet ve hadisleri kendi hevalarına göre eğip bükmektedirler. Böyle yapıyorlar ki, bu "Çağdaş İslamları" hevalarına uygun olsun. Bu tip insanlar sayılamayacak kadar çoktur. Bunlar, haklarında "Siz o gün çok olacak-sınız, ancak sellerin üzerindeki çer çöp gibi" (sahih, imam Ahmed) diyen hadis-i şerifteki nitelemeye uygun olanlardır. Bunlar da; Müslümanlar olduklarını savunurlar. İslâm adına ahkam keserler. Gelin görün ki, Rasulullah'ın sünnetini bırakıp başka başka sünnetlere tabi oldukları için, onların çalışma-sıyla Allah Müslümanları zafere ulaştırmaz. Hatta bütün dünya onlarla dolsa bile...
Bu iki grubun
dışında kalan üçüncü bir grup vardır ki (Allah bizleri onların listesine dahil
etsin), onlar, Allah Celle Celalühü'nün hidayetine erdirip ayaklarını sabit
kıldığı kimselerdir. Bunlar, Allah Celle Celalühu'nün Kitab'ı ve Rasulu
(S.A.V.)in
Sünnet'ine tam olarak uyanlardır. Onlar "Hakk Ehli" ve Allah
(C.C.)ü
katında kurtuluşa eren topluluktur. Onlar bu dinin dosdoğru çizgisinden asla
dönmezler ve o çizgi üzerinde ölürler.
Allah'ın Rasulü bunlar için şöyle buyurmuştur:
"Benim
ümmetimden hak üzerinde sebat
eden bir fırka
her zaman var olacaktır. Onlara düşmanlık besleyenlerin zararı ulaşamaz. Kıyamet
kopana kadar bu topluluk tavizsiz yaşayacaktır."
(Müslim)
Kafirlere benzemekten en uzak olanlar; bu Müslümanlardır. Onlar kafirlerin
yaşayışlarını asla taklit etmezler. Eğer ederlerse, şereflerini kaybederler.
Ancak o kafirlerin bizim yaşantımızı taklit etmeleri, onlar için büyük şereftir.
İzzet, Allah
(C. C.)'nün,
Rasul
(S.A.V.)'in
ve müminlerindir.
Bu, kurtuluş ile müjdelenen fırka dışında kalan ve birinci maddede zikretmiş olduğumuz ehl-i hüsran, ehl-i nedamet, ehl-i zillet içindeki ihanet fırkası (ki, Allah bizleri onlar ile birlikte olmaktan muhafaza buyursun), kopkoyu bir karanlık içinde, sonlarının ne olacağı belirsiz bir şekilde ömür çürütmektedirler. Tövbe edip Allah'a dönmeden ölürlerse, varacakları yer ise; Cehennem ateşinin ta kendisidir.
İkinci bölümde zikretmiş olduğumuz, deliller üzerinde oynayıp onları eğip büken, çağdaş diye tabir edilen neidüğü belirsiz, köksüz ve ruhsuz yaşayışlarına delil arayan fırkaya gelince; işte, biz onları Allah'a dönmeye davet ediyoruz. Sırat-ı müstakim üzere yaşamaya çağırıyoruz. Cehennem ateşine götürücü hevalardan sakındırmak istiyoruz, uyandırmak istiyoruz. İnanıyoruz ki, onların kafirleri taklit etmelerinin esas sebebi bilgisizlikleri, basiretsizlikleri ve iman zafiyetindendir. Ayrıca, kendilerini dosdoğru yola çağıran örnek şahsiyetlerden de mahrum olmalarıdır.
Bu, kafirlere benzemenin en belirgin örneklerinden biri de; onların "Yılbaşı"larını tanımak ve yılbaşını Hıristiyanların kutladığı günde kutlamaktır. Bu vesile ile, 'yılbaşı' adıyla bilinen bozulmuş Hıristiyanlık âdeti üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.
Hıristiyan olduğunu savunan insanlar, bu 'yılbaşı' gününü kutluyorlar. Ancak onlar hakkında Allahu Teala Kitab'ında şöyle buyuruyor:
"Meryem oğlu Mesih Allah'tır, diyenler kafir olmuşlardır, "(el-Maide:17) "Allah üçün üçüncüsüdür, diyenler kafir olmuşlardır." (el-Maide:73)
Bu insanlar
onların uydurma bayramını kutlarken, Mesih Aleyhisselâm ve O'nun doğum anısına
iftira etmektedirler. İsa Aleyhisselâm onların yaptıklarından beridir ve
bunların hepsini inkar edicidir.
İşte onlar, bu uydurma yalanlar ve bozuk inançla, Allah
(C.C.)'nün
hakkında hiçbir delil indirmediği ve selim fıtratın nefret ettiği amelleri
işlemektedirler.
İnsanı
gerçekten hayrette bırakan birşey varsa, o da, İslam toplumunun hemen hemen
tamamının, büyük bir oranda Yahudi ve Hıristiyanları taklit etmesi, hatta
onların küfür olan bayramlarına bile uyması ve fakat hala da Müslüman
olduklarını zannetmeleridir. Onlar ilericiliğin ve uygar olmanın Yahudi ve
Hıristiyanlara uymaktan geçtiğini zannetmektedirler. Bu, onların dinlerinden
uzaklaşmalarının ve kafirlerin uşağı haline gelmelerinin de tabii bir
habercisidir. Oysa bu din, (İslam) insanoğlunun yegane şeref kaynağıdır.
Allah (C.C.)'nün Şeriatı dışında kalan bütün şeriatlara muhalefet etmek, onların
din, gelenek ve bayramlarının tamamına; ayrıca yeme-içme ve giyim-kuşamlarında
da onlara aykırı davranmak, yüce dinimizin temel kurallarındandır.
Bu konudaki birçok delilin hepsini ortaya koymaya gerek yoktur. Aksine, söz
konusu delillerden birkaçı bile meselenin vehameti için kafidir. Nasihat
edenlerin çok az olduğu günümüzde, dinimizin aslından olan nasihatleşme
düsturunu da böylelikle ihya etmiş olalım.
Deliller:
1. Allahu Teala buyuruyor:
"Sonra seni
bir Şeriat üzere kıldık. Ona uy, bilmeyenlerin hevalarına uyma."
(el-Casiye: 18)
Şeyhu'l İslam Ebu'l-Abbas El-Harani diyor ki: "Burada 'bilmeyenler' sözüne,
Allah'ın Şeriat'ına aykırı davranan herkes girer. 'Hevaları' kavramı içerisine
de, müşriklerin işledikleri amellerin hepsi girer, ki bu davranışları onların
dinlerinin gereğidir."
2. "Eğer
sana gelen ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, bil ki sen de
zalimlerdensin,"
(el-Bakara: 145)
Ehl-i Sünnet müfessirlerinin icmaı vardır ki; "Bu ayet-i kerimede onların tüm
yaşantılarına muhalefetin mecburiyetine işaret vardır" demişlerdir.
3. "Ey iman edenler! 'Bizi gözet' demeyin, 'bize bak' deyiniz!" (el-Bakara: 104)
İbn-i Kesir (R.A.), tefsirinde bu ayet hakkında şöyle diyor: Allah Azze ve Celle, bu ayetle, müminlerin, söz ve davranışlarında kafirlere benzemelerini yasaklamıştır." Çünkü Yahudiler "Raina" kelimesini Nebi (S.A.V.)'e hakaret olsun diye kullanıyorlardı. Allah Azze ve Celle de; mü'minleri bundan alıkoydu.
4. Allah
Rasulu
(S.A.V.);
"Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır" buyuruyor
(Ebu Davud).
Hadis-i Şerifte, Müslüman olmayanlara benzeyenleri şiddetle kınama vardır. Kim
de takva ehli ve salih insanlara benzerse, o da onlardandır.
Allah
korusun, kim de Yahudi ve Hıristiyanlara benzerse, o da onlardandır.
İbn-i Kesir
(R.A.),
tefsirinde bu hadisi şöyle açıklıyor: "Bu ayette
(Bakara 104. ayet)
kafirlere sözlerinde, davranışlarında, bayram ve ibadetlerinde, vb. işlerinde,
(Müslümanlar için meşru olmadığı halde) uyanlar için şiddetli bir tehdit ve acı
bir azapla cezalandırma uyarısı vardır."
5. Allah Rasulu (S.A.V.); "Bizden gayrisinin sünnetiyle amel eden bizden değildir" (Sahihu'1-Cami: 5439) buyurmaktadır. Yine şöyle buyuruyor: "Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve Hıristiyanlara benzemeyin. Yahudilerin selamı parmaklarla, Hıristiyanların selamı avuç içiyledir." (Sahihu'l-Cami: 5434)
Allahu Ekber! Benzemenin hükmü bile böyle olunca, tıpatıp kafirleri izleyen, onların âdetlerine sıkı sıkıya bağlı olan, Müslümanları küçümseyip onlardan uzak duranların hükmü nedir acaba? Kim Allah Rasulü (S.A.V.)'in Sünnet'ini terkeder ve bunu başka bir sünnet/alışkanlık/adet ile değiştirirse, İslam'a bağlı olduğunu söyleyip Müslümanların isimleriyle anılsa bile, İslam üzere değildir.
6. Allahü
Teala kafirlere geleneklerinde uymayan mü'minleri şöyle över: "Ki onlar,
yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman
onurlu olarak geçenlerdir."
(Furkan:72)
Müfessirlerin çoğu bu ayette geçen "zûr" kelimesini, "müşriklerin bayramı"
olarak açıklamışlardır.
7. Allah Rasulu (S.A.S.) Medine'ye geldiğinde, onların oynayıp eğlendikleri iki
günlerinin olduğunu öğrendi. "Bu günler nedir?" diye sordu. Dediler ki; "Cahiliyyede
bu iki günde oynardık." Allah Rasulu
(S.A.S.)
şöyle buyurdu: "Allah bundan daha hayırlı olanı size verdi: Kurban Bayramı ve
Fıtr Bayramı."
(Ebu Davud-Sahih)
8. Adamın birisi "Bavane" adlı bir yerde deve kesmek için adakda bulunmuştu.
Allah Rasulu
(S.A.S.)
"Orada daha önce cahiliyye insanı kendisine tapılan putlardan bir put'
bulunduruyor muydu?" diye sordu. Dediler ki "Hayır, bulundurmuyordu."
Rasulullah sordu: "Peki orada daha önce kafirlerin bayramlarından bir bayram
kutlanıyor muydu?" Yine "Hayır" dediler. O zaman Rasulullah
(S.A.S.)
adama: "Nezrini (adak) yerine getir. Ne Allah'a isyanda ve ne de insanın
sahip olmadığı şeylerde yapılan nezre sadakat yoktur" dedi."
(EbuDavud)
Bu hadisten anlaşıldığına göre, kafirlerin sadece bayram yerlerinde işlenen bir amel bile Allah'a isyan sayılmaktadır. Zira bu, Allah Teala'ya isyan edilen yerleri meşru görmekdir.
Ömer İbnu'l
Hattab
(R.A.)
der ki; "Allah'ın
düşmanlarının bayramlarından sakınınız!
(Beyhakî, Sünenü'l-Kübra)
Son Söz:
Sözün özü,
Alahu Teala, Cehennem'in ashabı olan kafirlere benzemeyip, onların amellerini
işlemememizi, büyük bir hikmet gereği olarak bize emretmiştir, ki onların
sevgisi Müslümanların kalplerine girmesin. Zira onlar Allah (c.c)'nün ve
müslümanların düşmanıdırlar. Onlara işlerinde ve yaşayışlarında benzerlik ve
uygunluk, kalpler arasında ülfet ve yakınlığı doğurur. Bu da onlara karşı sevgi
ve aşkı beraberinde getirir.
Bu konuda daha sayılamayacak kadar delil vardır. Buraya kadar anlatmaya
çalıştığımız deliller, hakkı tanımak ve insanların çoğunun, Allah Rasulü
(S.A.V.)'in Sünnet'ini terkedip kafirlere benzemek suretiyle içine düştükleri
sapıklığı görmek isteyenler için yeterlidir.
Gördüğümüz kadarıyla Yılbaşı kutlamalarında Hıristiyanlara benzeyen ve buna rağmen kendisini Müslüman zanneden birçok insan türemiştir. Hanefî âlimlerinden Molla Aliyyü'1-Kari (R.A.), diyor ki: "Kim Nevruz günü bir kafire bir yumurta hediye ederse, kafir olmuştur. Çünkü o, bu davranışıyla kafire; küfründe ve sapıklığında yardımcı olmuştur, onları teşvik etmiştir veya bu hediyesiyle onlara benzemiştir." 'Mecmau'n-Navazil' adlı kitapta şöyle denir: "Nevruz kutlamalarını gören bir Müslüman, 'ne güzel gelenek koymuşlar' dese, kafir olur." Nedenine gelince, o da, küfrün ihdas edilme-sini hoş görerek, İslam'dan hoşlanmadığını açığa vurmaktır.
El-Fetava es-Suğra'da ise şöyle deniliyor: "Kim Nevruz günü, daha önce hiç satın almadığı bir şeyi sadece Nevruzu kutlamak için satın alırsa, kafir olur."(Fıkh-ı Ekber Şerhi: 186) Aynı şekilde, daha önce hindi satın alıp yemeyen kimse, sadece Yılbaşını kutlamak için satın alırsa kafir olur.
Günümüzde kafirlere benzemeye verebileceğimiz örneklere gelince, şunları sıralayabiliriz: Ancak bu sıralamanın başına, kafirlerin en belirgin özelliği olan beşerî, laik kanunları alıp getirip insanlara onunla hükmetmek ve bu hükme kalpten rıza göstermektir. Ayrıca sırf kafirlere benzemek için, mü'min erkeğin en belirgin şiarı olan sakalı kesmek (ki, sakal kesmek, cihana hükmeden Müslümanların, benzedikleri kafirlerin egemenlikleri altına girmeleri ve onların oyuncağı olmalarını da beraberinde getirmiştir), giyimkuşamda onları taklit etmek, evlerde de onlara benzeyerek; ruh taşıyan şeylerin resim ve heykellerini bulundurmaktır. Özellikle Hıristiyanların, Hazreti Meryem'in Hazreti İsa'yı altında doğurduğuna inandıkları 'noel ağacını' evlere taşımak, hediye olarak almakvermek, süslemek ve yılbaşında tatil yapmak, hediyeleşmek, tebrikleşmek asla caiz değildir. Kafirlerin remzi, alamet-i farikası durumunda olan her şeyin hükmü de böyledir. Onlara benzemenin en çarpıcı örneği ise, onlara sevgi ve aşk ile bağlanmak ve Müslümanlara, salih insanlara ve takva ehline karşı nefretle bakmaktır. Çünkü imanın en sağlam kulpu, "Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir."
Ey Müslüman kardeşim! Allah'ın bu kadar sakındırmasına ve Rasulullahın bu kadar ikazına rağmen; onları çiğneyip kafirlere benzemenin âhiret hayatında sana ne külfetler getireceğini düşünüyor musun? Allah ve Resulünün seni nasıl karşılayacağını göz önüne almanızı hatırlatmak isteriz. Oysa Allahû (C. C.)ü, dinden sapmış düşmanlarına sevgi beslemeyi yasaklamıştır: "(Ey Muhammed), Allah'a ve Âhiret gününe iman edenleri, babaları, oğulları ve hısım Akrabalar da olsa Allah'a ve Rasulüne karşı gelenleri sever bulamazsın" (el-Mücadele:22) buyurmaktadır.
Allah (C. C.)'den, bizi sevdiklerini seven, düşman olduklarına düşman olan, dost olduklarına da dost olanlardan kılmasını dileriz. O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.
Allah'ım! Tebliğ ettik. Sen şahit ol!
Kaynak: Tevhid Risaleleri