"Ülkemizin ihraç malları"

Gâvurun biri, Türkiye’nin ihracat zenginliğini anlatırken, özrü kabahatinden büyük bir ifadeyle askerlerimizi göstermişti.

Evet, işlenmemiş madenlerden işlenmiş zirâi ve tekstil ürünlerine zengin ihraç mallarımız değil de, neden ordularımızın canlı ürünleri cazip görünüyor?

Nasıl olsa bu ülkenin doğurganlığı yerinde, ölenlerin de bir kıymet-i harbiyesi bulunmuyor, işin doğrusu sınırlar içinde de bu nüfusun bir değeri yok; o zaman gâvurun gözünde en kıymetli ihraç malı olarak kıymete biniyor!

İhracatı yapan biz olacağımıza göre, alan da gâvur olacak. Hiç o elin gâvuru, pahalı malı ithal eder mi? Ne yani, bizim askerimizin kanı ve canı ucuz mu? İnsanın kanı donuyor!..

Afganistan’da bataklığa saplanan gâvurların başında İngiliz geliyor. O tez uyandı ve çekildi. Geçen asrın sonuna doğru aynı bataklığa Rus keferesi yuvarlandı. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oldu. Sovyet İmparatorluğu dağıldı! Bu asrın başında da Amerika devi aynı yanlışı denemeye kalktı. Darısı onun başına geldi bile. Ülke sınırlarının dışına hiçbir ciddi haber sızamıyor. Başşehir Kâbil’in dışına da geceleri hiçbiri çıkamıyor!

NATO’yu yardıma çağıran ABD, BM’den de imdat istiyor. Türkiye’nin de asker göndermesini taleb ediyor. Böyle bir talebe evet demenin bu ülkeyi zor durumlara sokacağını yıllardır söyleyip duruyoruz. İlgililerimizin kulağına girmiyor. NATO Genel Valisi’nin bir TC vatandaşı olması yetmiyormuş gibi, 3 helikopter ve 56 asker daha gönderiyormuşuz (Haber 7 com, 27 Mayıs 04).

Böyle bir hareketin, Afganistan’da ABD’ye ve kuklalarına karşı cihad ilân eden Müslüman mücahidlere karşı tavır almak olduğunu anlamak için illâ da askeri bilgi gerekir mi? Türkiye neden başını yeni bir belaya uzatıyor? HSBC ve İngiliz Konsolosluğu patlamalarının bu harb gerekçesiyle ülkemizde gerçekleştiğini unuttuk mu?

Aynı günkü haber sitelerinde, ABD’nin yeniden İncirlik’i taleb ettiğini okudum. Gerek ABD ve gerekse İsrail’in asıl hedefinin Türk ordusunu Irak’a sokmak ve orada eritmek olduğunu kaç kere yazdığımı unuttum. Böyle bir oyuna gelmek ma’nâsını taşıyacak her tavırdan şiddetle kaçınmamız gerekir kanaatindeyim. Irak’ta Müslüman kardeşlerimiz vahşice ve kalleşçe hem katledilip hem de insanlık dışı tecavüzlere ma’ruzken, işgal kuvvetlerine yardım olarak görülecek bir tavır, Türkiye’ye yakışır mı? Hani bu millet sadece mazlumdan yanaydı? Hani İstiklâl Harbimiz, zâlim ve sömürgeci Batı’ya karşı ezilmiş halklara örnekti? Bu mirası ret mi ediyoruz?

Bu ülkenin askerini “ihraç malı” gibi gören kâfirleri doğrulamak, bu ülkenin insanına yakışmamalı. Benim hamiyetim bu tavrı kabul etmiyor!

Aynı gün sitelerde yer alan bir başka haber ise, ülkemizin bir başka ihraç malını nazara veriyordu! Atina Belediye Başkanı Dora Bakoyannis, Atina Olimpiyatları için Türkiye’den de “hayat kadını” istemiş (Nethaber, 27 Mayıs 04)!

Ne güzel! Ülkedeki vesikalı ve vesikasız olarak fuhuş işkolunda çalışan orospuları Atina’ya göndersek de, bu ülke biraz rahat nefes alsa ne iyi olur? Eğer sayıları yetmezse, bayan Dora da eksiği kapatsın artık!

Ne hallere düştük ey gazi hünkâr? Cihâna adalet ve insanlık götüren, höt dediği zaman yeri-göğü inleten Osmanlının torunları, şimdi başka milletlerin isteği üzerine kurbanlık koyun yerine kendi evlatlarını gönderecek! Ondan sonra da bunu yapanlar milletin karşısına geçecek, idarecilikten bahsedecek!

Yok mu bir erkek ses ki cihâna duyursun: “Ulan alçaklar! Bu ülkenin insanları mezbaha malı mı ki ihrâç için askeri isteniyor? Bu ülkenin insanları pezevenk mi ki bizden orospu isteniyor?”

Ülkeyi bu hale kim getirdi? Ben mi getirdim? Ne kadar mes’ûlü varsa Allah belâlarını versin demeyelim mi?

Haydi, evlatlarımızı yurtdışına ABD’nin isteği üzerine gönderin, kurbanlık hayvan pazarlığı yapın; kadınları da Atina’ya gönderin, komisyon pazarlığı yapın! Yakışır mı bu ülkeye? Namus telâkkinize karışmam; ama sınırlarımızdan içeri gençlerimiz tabutlarla dönerse, bu dünya size de zindan olur!

Mustafa Kaplan 02.06.2004 Vakit