Türkiye Cumhuriyeti Çökerken... Ya da, Topyekûn Savaş!

Yukarıdaki ifade bana ait değil... “Türkiye Cumhuriyeti Çökerken”, bir kitabın adı...
Yazarı da, Yargıtay eski Başsavcısı Vural Savaş... Böyle olunca, ben de başlığı böyle seçtim: Türkiye Cumhuriyeti Çökerken... Ya da Topyekûn Savaş!.. Belki, “Topyekûn Vural Savaş” deseydim daha uygun düşerdi!..
Önceki gün Moral FM’de dinlediğim Erhan Göksel’den duydum, Vural Savaş’ın “yeni bir kitap” yazdığını!!!..
Allah bilir, bu kitap, yine hangi “alıntı”larla hangi “gazete kupürleri” ile doludur diye düşündüm o an!..
Erhan Göksel, “dehşete kapıldım” diyordu, “Bir kitap yazıp da adını Türkiye Cumhuriyeti Çökerken koymak, her babayiğidin harcı değil!.. 312’den yargılarlar adamı, hatta 159’a, 161’e sokup, sürüm sürüm süründürürler!.. Ama, Vural Savaş yazınca, hiç kimseden çıt yok!”
Doğrusu, sadece duydum... Henüz görmedim kitabı... Dolayısıyla, “Cumhuriyet’in nasıl çöktüğüne” dair hiçbir bilgim yok!..
Sanıyorum; Bay Vural Savaş, çeşitli gazetelerden epey “haber”, köşe yazılarından epey “yazı” ve manşetlerden epey “kupür” makaslamış ve “Cumhuriyet’in çöktüğü”ne dair hayli “delil” toplamıştır!..
Ne yani; 28 Şubat Süreci’nde de, “gazete kupürleri” ve “Marksist Faik Bulut’un kitabından yaptığı alıntı”larla kapattırmamış mıydı RP’yi?!?..
Yine öyle yapmıştır!..
“Militan Demokrasi”yi nasıl “alıntılar”la doldurmuşsa, “Türkiye Cumhuriyeti Çökerken”i de “alıntılar”la doldurmuştur!..
8 YIL’IN İFLÂSI!
O “alıntı”larda kimlere yer verildiğini ve hangi “görüş”lerin dile getirildiğini ve dolayısıyla “Cumhuriyet’in nasıl çöktüğünü” elbette bilemiyorum...
Bildiğim şu ki; “Cumhuriyet” değil ama, “Cumhur” gümbür gümbür çöküyor!..
Cumhur göçüyor!..
Cumhur içten içe çürüyor!..
Cumhur intihar ediyor!..
Bunun en büyük “aktör”lerinden birisi de maalesef Vural Savaş’tan başkası değil!..
Ya da; Vural Savaş’ın da “değirmenine su” taşıdığı “28 Şubat Süreci’nin toplum mühendisleri”nden başkası değil!..
Bakın, ne oldu 28 Şubat’ta?..
Sırf “İHL’lerin kökünü kurutmak” maksadıyla “8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Yasası” çıkarıldı!..
Ki; önceki günkü Cumhuriyet’in de 1. sayfadan verdiği gibi, 28 Şubat’la, “Yalnızca 8 yıl yaşama geçirildi!”
Yani; yapılması gereken diğer “düzenlemeler”in hiçbiri tatbikat safhasına sokulamadı!..
Bana kalırsa; diğerleri, o gün için zaten “teferruat”tı!.. “Asıl hedef İHL’ler”di!..
Peki ne oldu İHL’lerin köküne “kezzap” dökülünce?..
“Çağdaş eğitim sistemi” diye yutturulan “8 Yıl Kesintisiz”de başarı sağlanabildi mi?..
Bunun cevabı;
“Yalnızca 8 yıl yaşama geçti” başlığı atan Cumhuriyet’in, hemen onun yanında verdiği “fotoğraflı haber”deydi!..
Aynen aktarıyorum:
“... Fotoğraftaki de bir taşımalı eğitim... Ancak, öyle bildiğiniz şekliyle değil!.. Van’ın Çatak ilçesine bağlı Taşaltı, Kirazlı ve Bahçıvan mezralarında yaşayan 30 öğrenciyi; aileleri, kurda-kuşa yem olmasınlar diye, her gün silahların gölgesinde 14 kilometre uzaklıktaki okula taşıyor!”
Yolların “kar” kaplı olduğunu, çocukların sırtında da sadece “önlük” bulunduğunu biz ekleyelim!..
Ama, “facia” bununla da bitmiyor...
“Çağdaş eğitim” diye kakalanan bu eğitim sistemini “oturtmak” için getirilen “taşımalı” sistemde, nice “sal”lamaların, nice “eşek”lemelerin ve nice “teleferik”(!)lemelerin yapıldığını, nice öğrencilerin “tabut”landığını daha önce çok yazdık!..
Dolayısıyla, sırf “İHL’lerin kökünü kurutmak” amacıyla çıkarılan yasanın, nice aileyi yasa boğduğunu yeniden yazmaya gerek yok!..
Hem, eğer “geriye” gidersek; çocukların “at, eşek ve öküz”lerle aynı çatı altında “ahırda eğitim” aldıklarını hatırlatırız ki, bunu bile savunmaya kalkıp, bizi mahkemeye veren “tosun”lara yine iş düşer!..
LİSELER BATAKTA!
Ve fakat, “vehamet”in boyutu, “İHL’leri yıldırmak”la da sınırlı değil!..
“Topyekûn Savaş” sloganıyla başlayan bu süreç, İHL’lerle birlikte, diğer “meslek liseleri”ni de yaktı!.. Sırf “İHL inadı” yüzünden, meslek liselerini de bitirdiler!..
Nasıl mı?.. İşte önceki günkü gazetelerden birinin haberi:
“Liseler batakta!”
Biliyor musunuz;
Sadece İstanbul’da, 24 bin lise öğrencisi, “içki ve uyuşturucu kullanmak”tan dolayı ceza almış!..
Dahası da var: Suçların lise türlerine göre dağılımında, “meslek liseleri” başı çekiyor!..
Niye?..
O da, “başka bir araştırma”da cevap buluyor... Meslekî Eğitim Platformu tarafından, tam 12 ilde, toplam 67 okulda ve 4 bin 325 öğrenci ile yüzyüze yapılan 5 ayrı ankette ortaya çıkan sonuç şu:
“Meslek lisesi öğrencileri, okullarını sevmiyor ve geleceğe karamsar bakıyor!”
Peki, niye sevmiyorlar?..
Öğrencilerin yüzde 86.9’u diyor ki; “Bize ayrımcılık yapılıyor!.. Üniversiteye girişte, alan dışı tercihlerde düşük katsayı uygulaması, bize yapılan büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir!”
Yani?..
“Nasıl olsa üniversiteye giremeyeceğime, meslek liseleri de meslek öğretmediğine göre, okumanın ne anlamı var?”
SABİ’LER YATAKTA!
İşte sayın Vural Savaş;
“Aktör”leri arasında sizin de bulunduğunuz 28 Şubat Süreci’nin, “genç”leri getirdiği nokta bu!.. Gençlik bunalımda!..
Şevk yok, heyecan yok, istek yok, ümit yok!..
Çoğu karamsar!..
Ve çoğu “batak”ta!.. Pardon, az kalsın unutuyordum, büyükçe bir kısmı da “yatak”ta!..
Evet, maalesef yatakta!..
Hayır, ben demiyorum bunu!.. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün TBMM Adalet Komisyonu’na gönderdiği “rapor”da yazıyor bunlar!..
Deniliyor ki;
“Fuhuş yaşı 12’ye indi!”
Düşünebiliyor musunuz;
Henüz “çocuk” yaştaki körpecik kızlar “fuhuş batağı”nda!.. Allah bilir hangi “sapık kalantor”un yatağında!?!..
Olacağı budur!.. Kitaplardan “imam”lar, “ayet” ve “hadis”ler çıkarılır da; “din” diye “Brahmanizm, Hinduizm” öğretilirse, İHL’lerin köküne “kezzap” dökülüp, “Kur’an Kursları”na sürekli baskınlar düzenlenir ve meydan “misyoner”lere bırakılırsa, olacağı budur!..
Hem bunlara “zemin” hazırlayacak, hem de “Türkiye Cumhuriyeti Çökerken” diye vaveyla koparacaksın!..
Hayır Vural Bey!.. Bu tabloda, sizin de “vebal”iniz büyük!..
Bu tablo, “sizlerin” eseri!..
Oturup “kitap” yazacağınıza, o günlerde hançeremiz yırtılırcasına bağırdığımız “hitap”lara kulak verseydiniz, Türkiye bu hâllere düşmezdi!..
Yazık!.. Çok yazık!.. “Cumhur”u çökertilen bir ülkenin “Cumhuriyet”inin ayakta kalabileceğini mi sanıyordunuz?..
Eyvah ki, ne eyvah!..
POPSTAR’IN ÖTEKİ YÜZÜ
Bakın Vural Bey, deminden beri sadece sizin isminizi telâffuz ediyorum... Sanmayın ki, sözlerim sadece “size”dir!.. Hayır, sizinle de, diğer “aktör”lerle de hiçbir meselem yok benim!..
Ben, 28 Şubat’ı getiren “düşünce temeli” ve o temel üzerine oturtulan “yapı” ile meşgulüm!..
O “yapı” ortada!.. O yapının “oda”larından, “pencere”lerinden, “çatı”larından yükselen “alev”ler ve “tuvalet”lerinden yayılan “koku”lar da ortada!..
Düşünebiliyor musunuz Savaş Bey; bir anne, “Popstar” olsun da, “evini geçindirsin” dediği kızına, “popçu elbisesi” alabilmek için, tam “3 milyar lira” borçlanmış!..
Antalya’da, henüz Lise 2’de okuyan 16 yaşındaki “öksüz” bir kızı, “Star olabilirsin” diye İstanbul’daki “seçme”lere çağırmışlar!..
Ne olacak peki?..
Olacağı şu: Ya “batağa” düşecekler, ya da “yataktan yatağa” atılacaklar!..
Yani, “satılacak”lar!..
Bakın Vural Bey; Milliyet’ten Can Dündar, bu “facia” konusunda ne yazdı önceki gün:
“Göğüslerinde mahkûmlarınkini andıran kocaman numaralarla geceden kuyruğa girip jürinin iki dudağı arasındaki kararı bekleyen bu gençler, yarından ümidini kesmiş Türkiye’nin kurbanları..
Çaresizlik, yoksulluk ve cehalet, her aşağılanmaya katlanmaya, bir umut uğruna borçlanmaya, mesleği, eğitimi boşlamaya itiyor onları...
Tahsilin yerini şans, deneyimin yerini yırtıklık alıyor. Okuyarak, emekle, alın teriyle hayatta var olmayı vazeden toplumsal gelenek, kolayından şöhret olup yırtmayı teşvik eden anlayışa yenik düşüyor.
Tahribatı yıllarca sürecek ve vesile olanlara büyük vebal yükleyecek bir akım bu...”
Evet, “tahribat”ı yıllarca sürecek ve “zemin” hazırlayanlara “büyük vebal” yükleyecek bir “akım” bu!..
Peki, sorarım size Vural Bey; bu akımın “öncüleri, teorisyenleri ve uygulayıcıları” kimlerdir?.. Bu “elbise”yi hangi “terzi”ler dikti ve kimler giydirdi bu milletin sırtına?..
Hele bir düşünün!..
Tabiî; “Bir”ler de, “brifingci”ler de düşünsün!..
İPİN UCU YAHUDİ’DE!
Siz de gayet iyi biliyor olmalısınız ki, “dünya medyası”nın yönetimi, bugün “10 holding”in elindedir!..
Hiç düşündünüz mü Vural Bey; bu holdinglerin “kimlerin elinde” olduğunu?..
Kimse yazmaya cesaret edemiyor ama, işte ben yazıyorum, dünya medyası “Yahudilerin elinde”dir!..
“Popstar” yarışmalarına, “Biz Evleniyoruz” evlerine hele bir bakın!.. Hepsinin arkasında “Batı Televizyonları” var!.. Onların “sponsor”larına hiç baktınız mı?.. Söyleyin, bir tek “yerli finansör” var mı aralarında?..
Hayır, olamaz!.. Çünkü, bir “çark” bu!.. Çarkın başındaki adamlar da, “Yahudiler”den başkası değil!..
Yarışmayı düzenleyen; “televizyon” onların ellerinde!.. Yarışmaya “oy” vermek için verilen “telefon”ların şirketleri onların ellerinde!.. Seçilen “popstar”ın albümünü çıkaracak “müzik şirketi” onların ellerinde!.. “Afiş”lerini basacak “matbaa” onların ellerinde!.. Matbaanın kullanacağı “mürekkep” fabrikası onların ellerinde!..
Uzun lâfın kısası;
“Davulu çalan” da Yahudi, “parsa”yı toplayan da!..
Peki, nereye gidiyor bu “para”lar?.. Elbette Irak’a, elbette Afganistan’a, elbette “Büyük Ortadoğu Projesi”ne!.. Tabiî, “füze” olarak, “bomba” olarak, “mermi” olarak!..
Biliyorsunuz değil mi;
ABD’nin en büyük TV kanallarından biri olan NBC’nin sahibi, General Electric’tir!.. General Electric, aynı zamanda “silah üreticisi”dir!..
Eee, bir silah üreticisinin elindeki televizyonun, “Irak Savaşını desteklemesi”nden daha tabiî ne olabilir?..
Sorarım size sayın Savaş;
“Türkiye Cumhuriyeti’nin çöküşü”nü hazırlayan tüm bu “kombinezon”ların, siz neresindesiniz?..
Sizin “brifing” aldığınız ve o günlerde omuz omuza verip, “Topyekûn Savaş” çığlıkları attığınız bazı “emekli bürokratlar”ın; bugün Irak ve Afganistan’ı “kan gölü”ne çeviren “Yahudi”lerle hâlâ omuz omuza olduğunu bilmiyor musunuz?..
“Popstar kuyruğu deyip geçmeyin!” diyor Can Dündar...
Ve ekliyor: “Kuyruğu çekince, bakın neler geliyor?”
Evet, çekince “çorap söküğü” gibi geliyor her şey!..
“Cumhur” çözülünce, “Cumhuriyet”in çökeceğini nasıl düşünemezsiniz Vural Bey?!?..
Bu şartlar altındaki bir “Türkiye Cumhuriyeti”nin, “Televole Cumhuriyeti”ne dönüşeceğini nasıl göremezsiniz?..
Bari, bundan sonra “inat” etmeyin de, “barışın” artık milletle!.. Yoksa; “topyekûn savaşacağınız millet” de kalmayacak ortada!..
Çünkü millet;
Çöküyor!.. İçten içe göçüyor!..
Şunu bilin ki;
Bu “kuyruk”ların sorumlusu “28 Şubat buyrukları”dır!..
Bilmiyoruz sanmayın!..

Töreleri törelemek!

Bitlis’in Güroymak İlçesi Budaklı Köyü’nde yaşayan ve uğradığı tecavüz sonrasında hamile kalıp, kaçtığı İstanbul’da erkek kardeşleri tarafından öldürülen Güldünya Tören’in cenazesi dün, köyünde toprağa verildi. Cenaze törenine “yoğun bir katılım” oldu... Sadece bu katılım bile, olayın bir “töre cinayeti” olmadığını gösteriyordu... Çünkü, Şego Aşireti’nden yüzlerce kişi katıldı cenaze törenine!..
Aşiret ileri gelenlerinden Abdülaziz Sabaz da, ısrarla, “Olay ferdi bir olaydır, töreyle ilgisi yoktur” dedi.
Buna rağmen, birçok gazete ve televizyon, “töreniz batsın!” diye duyurdu olayı!..
Bana kalırsa; amaçları “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek”ti!.. Böylece, halkta yaşayan birkaç “değer”i de hedef alıp, onları da “yok etmek” istiyorlar!.. Yani, savaşları “halk”la!.. “Töreleri töreleyip” ahlâkî değerleri törpülemek amacındalar!..
Ki, “özgür kız”lar çoğalsın!..

Hasan Karakaya 29 Şubat 2004 Vakit