Tedavisi mümkündür

Yazar şöyle diyor: “Cumhuriyetçilik ilkemizin demokratik muhtevası olmadığı totaliter bir yönetime cumhuriyet demek neticeyi değiştirmiyor.” Yine totalitesi devam ediyor. Doğrudan doğruya müdahale değil de dolaylı bir idare şekli ortaya çıkıyor. İsminin Cumhuriyet veya demokrasi olması da totaliteye payanda oluyor. Halkın seçtiği değil de bizim tercihimiz...
Bu hastalığın adına anksiyete hastalığı (korku hastalığı) denir. Anksiyete hastalığının kaynağını tesbit etmek, objektif, gerçekçi bir tutum takınmak mümkün değildir. Neticesi korku, endişe ve dehşettir, ölçüye sığmayan mantıkî olmayan, neden kızdığını, neden korktuğunu ve neden endişe edildiği anlatılamayan bir hastalıktır.
Bugün Türkiye, bu hastalığa yakalananların hezeyanını yaşamaktadır, güvenli değildirler. Dün verilen sözü geçersiz, yapılan hareketleri sonuçsuz bırakabilirler. Bazen o noktaya gelebilirler ki, depresyon ve şizofreni hezeyanlarını bile normal sayarlar. Yapılan hareketlerini de başka bir kılıf içinde kahramanca sunabilirler. Bugün bu hastalığa yakalananların verdiği işaret dindir. Dini fobi, dindarı fobilerinin muhatabı bilirler. Din gelirse, dindar gelirse yok olacaklarının hezeyanını yaşamaktadırlar. İstedikleri dini olmayan bir demokrasi, dindar olmayan bir idarecidir.
Hezeyanlarını çağrıştıran bir hareket görünce hemen vaveylayı koparırlar. Dost bilmez, düşman tanımazlar, dindarları kendilerine düşman sayarlar, halkın parçalanması, demokrasi ve cumhuriyetin yok olması onların düşündüğü şey değildir. Tek düşündükleri paranoyalarını tatmindir. İki binli yılların içinde Türkiye’ye mahsus bir hastalıktır.
Hasta değiliz deseler de, akıl hastanesinde yatan 9. koğuş elemanları gibi devleti kursalar da, cumhuriyeti idare etseler de hastadırlar. Tedaviye muhtaçtırlar. Kendilerini elit görme tavırlarında emir verme, dindarı görünce kırmızı görmüş gibi olmaları hastalıklarının işaretidir. Nasıl tedavi edilir?
9. koğuştaki krallığını ilan eden, valiliğe, genel müdürlüğe soyunanları görürsün; her biri bir yerde nutuk çekerler, kendilerini tanıtırlar, onları hizaya koymak, toplamak doktora düşer. Doktor cebinden çıkardığı düdüğü öttürür:
Düüt! Düüüt!
Herkesin kendisine baktığını görünce:
- Haydi düşün arkama, uzun eşek oyunu oynayacağız! Bakanların, genel müdürlerin arka arka sıralandığını görürsünüz.
Bunların onlardan farkı yok! Biri sözden, diğeri güçten, bir başkası menfaatten. Hemen toplanıverirler, daha ileri tavırları izah edecek doktor değilim. Devlet yönetiyorsunuz, elinizde binlerce doktorunuz var; onlardan istifade ediniz.
Kıssadan hisse gibi bir şey ama. Bu hastalık tedavi edilmelidir. Türkiye bu beladan kurtulmalıdır. Dünyanın demokrasi havariliği yaptığı bir zamanda millet, milleti fobi görme, milletin içinden çıkanların milleti küçültmesi, hürriyet eşitlik, memleket sevgisi ile bağdaşmamaktadır.
Bana kalsa hemen hallederim. Ya çizerim ya da çizilirim. Tarihe mal olmuş insanların akıllılığı, kahramanlığı ve yiğitliği zor olanı çözme iradesini göstermektedir.
Şunu da bilmeliyiz ki çözmek istediğin meseleler karşısında gürültüye meydan bırakır da bir adım geri atarsan hiçbir şeyi çözemeyeceksin demektir. Her geri adımda seni hırpalarlar, yere düşünce de ahtapotlaşırlar. Ya düşürecek, hastalıkları tedavi edecek ya da her şeyi olduğu gibi bırakacak gözlerine bakacaksın. Üçüncü bir yol onlarla beraber uzun eşek oyunu oynamaktır.

Duran Kömürcü 19 Ekim 2003 Vakit