Sudan barışına ABD çelmesi
Irakta oluk gibi kanlar
akıtan, Filistin topraklarındaki Siyonist vahşete bütün gücüyle destek veren,
bebek katili Şarona istediği gibi kan akıtması için açık çek veren ABD,
Sudanda da barışı engelliyor. Üstelik burada barışı hızlandırma çabası
gösteriyormuş imajı vererek barışa çelme takmaya çalışıyor.
ABDnin çelme takma çabaları sonunda tesirini gösterdi ve güneydeki ayrılıkçı
grupların başını çeken Sudan Halk Kurtuluş Cephesinin lideri Jhon Garang 22
Nisanda görüşmelerden çekildiğini açıkladı. Gerekçe olarak da Sudan
cumhurbaşkanı yardımcısı Ali Osman Tahanın görüşmelerde bulunmamasını gösterdi.
Gerçi bu çekilme görüşmelerin sona erdiğini ve sıfır noktasına dönüldüğünü
göstermiyor. Ama Garangın böyle basit bir gerekçeyle çekilmesinin amacı da işi
sarpa sarmak. Onu böyle yapmaya ise ABDnin tutumu sevk ediyor. Çünkü Garangın
böyle bir karar alması, Bushun Sudan hükümetini tehdit eden açıklama
yapmasından bir gün sonra oldu. Bush 21 Nisan tarihli açıklamasında ABDnin
Sudan hükümetiyle ayrılıkçıların aralarındaki savaşı sona erdirme amacıyla iyi
niyete dayalı görüşmeler yapmaları sebebiyle Sudana yaptırım uygulamadığını,
fakat Sudan hükümetinin bunu yapmaması durumunda petrol üretimine sınırlama
getirme, BM yoluyla silahlanma imkânlarını daraltma ve diplomatik ilişki
düzeylerini düşürme gibi birtakım yaptırımlara başvurabileceğini söyledi. Bu
açıklamanın amacı ise ABDnin iddia ettiği gibi barış sürecini hızlandırmak
değil ayrılıkçıları cesaretlendirmek suretiyle onların zorluk çıkarmalarına
imkân sağlamaktı.
Bushun bu açıklamayı yapmasından bir süre önce de Sudan yönetimi ABDnin barış
görüşmelerini zorlaştırdığını ve çıkmaza sürüklediğini dile getirmişti. Sudan,
ABDnin kendilerine yaptırım uygulama tehditlerinde bulunarak ayrılıkçıların
bileklerini güçlendirmeye çalıştığını ve böylece görüşmelerin çıkmaza
sürüklendiğini vurguladı.
Aslında Sudan barış görüşmeleri ABDnin işe karışmasından önce çok daha iyi
gidiyordu. Ama ABD Dışişleri Bakanlığı Nisan başında araya girerek, Sudan
hükümetiyle ayrılıkçılara 21 Nisana kadar süre tanıdığını, bu tarihe kadar bir
barış anlaşması üzerinde ittifak sağlanamaması durumunda Kongreye sunulan
Sudan Barışı Yasası gereğince yaptırımlar uygulanacağını bildirdi.
Öncelikle şu soruyu sormak gerekir: Neden her iki taraf birden değil de
özellikle Sudan hükümetinin cezalandırılacağı tehdidi yapılıyor? Böyle bir
tehdit tabii ki ayrılıkçıları barışa değil sorun çıkarmaya sevk eder.
Dolayısıyla ABD bu müdahaleyle aslında barışı hızlandırmayı değil ayrılıkçıları
güçlendirmek suretiyle işi çıkmaza sürüklemeyi hedeflemiştir. Bu müdahaleyle bir
de çıkacak sonucu sahiplenmeyi, kendi hesabına çevirmeyi ve Güney Sudanda
oluşacak yönetimi kendi yörüngesine oturtmayı hedeflemiştir. Biz konunun bu
cihetini daha önce Güney Sudanda Gidişat başlıklı yazımızda ele aldığımızdan
burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. (Bu yazımızı 16 Nisan tarihli Vakitte
veya Web sitemizde -www.vahdet.com.tr- bulabilirsiniz.)
Ahmet Varol 25 Nisan 2004 Vakit