Su Hırsızına Su Satmak
İşgalci siyonist devlet
Filistinin Batı Yaka bölgesinin önemli bir kısmını daha gasp etme ve bu bölgede
yaşayan Filistinlilerin dünyayla irtibatlarını kesmek suretiyle onları göçe
zorlama amacına yönelik ırkçı ayırım duvarını inşa konusundaki ısrarından
vazgeçmiyor. Bu arada insanlık dışı cinayetlerini ve saldırılarını da
sürdürüyor. Cinayetler listesine her gün yenilerini ekliyor.
Bir devletten ziyade eşkıya düzeni görünümü arz eden siyonist yönetim suçlar
listesine geçtiğimiz hafta bir yenisini ekledi: Banka soygunu. Ramallahta
aslında Ürdün ve Mısıra ait olan bankaların şubelerine askeri baskın
düzenleyerek milyonlarca doları gasp etti. Normalde Mısır ve Ürdünle
anlaşmaları olduğundan söz konusu soygun bu anlaşmaları ihlaldi. Bunun ötesinde
işgalci siyonistlerin askeri güçlerini kullanarak gerçekleştirdikleri banka
soygununun silahlı mafyacıların soygunlarından farkı yoktu. Ama çağdaş
emperyalizmin hizmetindeki uluslararası kuruluşların bu soygun karşısında
sesleri çıkmadı.
İşgal devletinin yaptığı hırsızlık Ramallahtaki banka soygunlarından ibaret
değil. Filistin toprakları üzerindeki varlığı gaspa dayandığından temelinde
hırsızlık vardır ve gasp edilmiş toprakları kullanarak hayatta kalmaya
çalıştığından hırsızlıkla yaşamaktadır. İşte bu toprak gaspçısı ve banka
soyguncusu devlet aynı zamanda su hırsızıdır.
Batı Yakada Filistinlilere ait su kaynaklarına el koymak amacıyla yer altı
kanalları inşa ediyor ve yeni artezyen kuyuları açıyor. Özellikle Batı Yakanın
Kalkiliya şehri bu yöndeki çalışmalar için pilot bölge olarak seçilmiş. İşgal
devleti inşa ettiği ırkçı ayırım duvarı vasıtasıyla bir yandan bu şehrin
dünyayla bağlantısını kesmek bir yandan da bütün su kaynaklarına el koyarak yer
altı kanallarıyla işgalcilerin kullandığı arazilere nakletmek istiyor.
Kalkiliyadaki Filistinli ziraatçılardan Mahmud el-Akra bu konuda İslâm
Onlinea yaptığı açıklamada İsrailin sadece duvar inşa etmekle kalmadığını
yerin altına da su kanalları inşa ederek Filistinlilerin kullandığı bölgelerdeki
su kaynaklarını işgalcilerin kullandığı bölgelere nakletmeye böylece toprağın
sadece üstüne değil altına da hükmetmeye çalıştığını ifade ediyor. Aynı hususu
Filistinli araştırmacı İbrahim İştivey de dile getiriyor ve işgal devletinin
Filistinlilerin kullandığı bölgelerdeki tüm tatlı su kaynaklarına el koyma
amaçlı yeni planlar geliştirdiğini vurguluyor. Kısacası işgal devletinin amacı
Filistinlilerin sadece dünyayla değil yerin altıyla da irtibatlarını kesip,
onları açlığa ve susuzluğa mahkûm ederek ya ölüme terk etmek, ya da kendi öz
yurtlarını terke zorlamak.
İşte bu su hırsızı işgal devletine Türkiyeden su satılmasına dair anlaşma
sonunda Tel Avivde imzalandı. Siyonist devlet adına açıklama yapanlar bu
anlaşmanın sadece ticari değil aynı zamanda stratejik mahiyet arz ettiğini dile
getirerek önemli bir noktaya parmak bastılar. İşin en ilginç yanı ise bu tür
anlaşmaların çoğu zaman kamuoyunun seçim vs. gibi bir şeylerin havasına kendini
kaptırdığı dönemlere denk getirilmesi.
Ahmet Varol 6 Mart 2004 Vakit