Sadık mağdurlar
Kendi kişiliklerini ve
kimliklerini ibraz etme hakkına sahip olamayanlar, sadık mağdurlardır.
Sadık mağdurlar; doğru uğruna çekilen çilenin çaresiz kalmış kişi ve
kimselerdir.
İnançlarından dolayı horlanan ve hakarete uğrayanların mağduriyetleri hakiki
manada bir mağduriyettir. Onlar; gasbedilmiş emanetlerinin davacısı olanlardır.
Şunu bilelim ki;
Din emniyetini kaybetmiş olanlar sadık mağdurlardır.
Akıl emniyetini kaybetmiş olanlar sadık mağdurlardır.
Can emniyetini kaybetmiş olanlar sadık mağdurlardır.
Mal emniyetini kaybetmiş olanlar sadık mağdurlardır.
Nesil emniyetini kaybetmiş olanlar sadık mağdurlardır.
Dolayısıyla din, akıl, can, mal ve nesil emniyetlerinin kavgasını verirlerken
güç ve takattan düşenler, sadık mağdurlardır. Allahû Teâla, sadık mağdurları
kâzib mağdurlara karıştırmamamız için bizleri uyarıyor:
Nefislerine zulmedenler olarak canlarını alacağı kimselere meleklere: Ne işte
idiniz? derler. Onlar: Biz yeryüzünde mustazaf kimselerdik derler. Allahın
arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Siz de orada hicret edeydiniz derler. İşte
onların durakları cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!
Ancak (hicret etmeye) çare bulamayan, yol bulamayan erkek, kadın ve çocuklardan
mustazaf olanlar müstesna. (Nisa Suresi/ 97-98)
Zalimlerden ayrıldıkları halde adalet ülkesine gitmeye yol bulamayan
mustazaflar, sadık mağdurlardır.
Sadık mağdurlar; hakikate hakikatin yolunda varmaya çalışırken zorba güçler
tarafından yolu kesilenlerdir. Onlar, zorba güçler tarafından bilekleri
kelepçelenmiş olanlardır.
Batıl yolda galib olmak hezimettir. Hak yolda mağlup olmak ise hizmettir. Yani
zaferdir. Dolayısıyla sadık mağdurlar; batıl yolda gitmek yerine hak yolda
gitmeyi tercih edenlerdir. Onların mağlubiyetleri, sadık bir mağduriyettir.
Sadık mağdurlar; hak yolda mağlup olurlarken bile kendi kendileriyle barış
içinde olanlardır.
Sadık mağdurlar; egemen keyfi ve küfri güçlerin engellemelerine rağmen
kendileriyle Peygamberin Yitik Çocukları arasındaki mesafeyi davet ve şefkatle
kapatmaya çalışırlarken şiddete ve işkenceye muhatab olanlardır.
Hakkın hakim olmadığı ülkede hakikati temsil edenin hayatı çilelerden meydana
gelmiş bir koleksiyon; o ülkede sadık mağdurların hayatıdır hakiki aksiyon!
Sadık mağdurlar; karar verme aşamasına geldiklerinde Doğrusunu büyüklerimiz
bilir yerine Doğrusunu Allahû Teâla bilir dedikleri için horlanan, dışlanan,
sorgulanan, yargılanan hapishanelere gönderilip sürgün edilenlerdir.
Sadık mağdurlar; mağdur edilenlerin mağduriyetlerine engel olmaya çalışırken
mağdur edilenlerdir.
Sadık mağdurlar; hak sahibi oldukları halde söz söyleme hakkını kaybedenlerdir.
Başkalarına iyilik etmelerine, gelecekteki nesilleri için hayırlı müesseseleri
miras bırakmalarına müsaade edilmeyenler, sadık mağdurlardır. Onlar inanç
uğrundaki ızdırabın tebessüm eden çehresini yansıtanlardır. Onlar, dönen
dünyanın dönmeyen direkleridir. Onlara tutunanlar, zulüm seline kapılmazlar.
Belki hicrana uğrarlar, ama hüsrana uğramazlar.
MUSTAFA ÇELİK 04 Mayıs 2004
Vakit