Ramazan sıkıntıları
Ramazan geldi, hoş geldi de, bu kadar ejderha
tavırlı hoca ne zaman geldi?..
Türkiye meğer içtihat yapacak hocalar ambarıymış, biz gafillerin haberi bile
yokmuş..
Ramazan ayı ile beraber TV ekranlarına hoca yağdı resmen.. Enselisi, göbeklisi,
beyazı, sarışını, grisi, karası.. Hangi tip, hangi ölçüde isterseniz bulup
getiriyorlar..
Ulan bu televizyoncular her şeyi buluyorlar, konuşturuyorlar, amma hiçbir zaman
mükemmel bir adam bulmuyorlar.. Ya da bulmak istemiyorlar..
Senenin onbir ayı her türlü herzeyi yiyorlar.. Ramazan ayı gelince sahura doğru
ekranlara unvanı uzun zamane hocalarını çıkartıyorlar..
Karşılıklı konuşmalar..
Sataşmalar, çalımlamalar..
Birisinin ak dediğine öbürü mutlaka kara diyor.. Bir üçüncüsü ise her ikisini de
yalanlıyor, turuncu diye ısrarda bulunuyor..
Peki neden hep Ramazan ayı içinde, o dahi gece sabaha doğru çıkarlar ekrana bu
hocalar?
Bizi irşad için mi?
Zahir öyle ki geçen gün ak/pak bir hocaya hem sunucular sorular soruyordu, hem
de telefon bağlantısıyla sürekli sorular geliyordu..
Soruları dinledim ve “Türkiye manyaklar ülkesi olmuş” diye içimden geçirdim..
Hoca etiketli adamın cevaplarını duydum, tüylerim ürperdi..
Faksla gelen soruyu okuyor oruç bozacak kıyafette bir sunucu:
-Ben zengin adamım.. Oruç tutmak istemiyorum.. Orucumu tutmasam da fakirlere
para versem caiz midir?
Hoca, tangur-tungur bir teneke.. Öyle Kur’an, hadis, icma anlamıyor ki, hemen
fetvayı yapıştırıyor:
-Parası olan oruç tutmadığı günlerin diyetini ödesin, hem oruç sevabı kazanır,
hem de fukaraya sadaka verme sevabı alır..
Ben eyvah demeye kalmadım bir soru daha geldi:
-Hocam, ben oruca dayanamıyorum.. Öğleden sonra sinirleniyorum.. Oruç tutmasam
da fukaraları doyursam ne dersiniz?
-Allah kimsenin orucuna muhtaç değildir.. Hiddetlenip rahatsız olacağına yersin
orucu, belli miktarda fukaralara para ödersin, oruç tutmuşsun sayılır..
Hocanın rüyet sahasını tamamen işgal eden çıplak kadın sevinçten kıvrana kıvrana
hocayı tasdik ediyor.. Benimse beklentim, esas vuruşu yapacak paralı itin birisi
tarafından sorulacak soru..
Yani: “Hocam, ben namaz kılmaya üşeniyorum.. Namazlarımı kılmasam da fakirlere
bir miktar para versem, namaz borcundan kurtulur muyum?”
İyi ki korktuğum soru sorulmadı.. Soruldu da ben duymadımsa bilmiyorum.. Amma
hocanın vereceği cevap şöyle olurdu:
-Kardeşim, Allah’ın senin kılacağın namaza ihtiyacı mı var? Ha namaz kılmışsın,
ha birkaç insana para vermişsin.. Para vermek daha isabetlidir.. Dinimiz,
zorlaştırmayın, kolaylaştırın diyor.. Siz de kolayınıza geldiği gibi ibadet
eyleyin..
Hoca bu işte.. Zengine oruç tutturmaz, namaz kıldırmaz, hac yorgunluğu yüklemez,
parayla yaptırır bütün ibadetleri.. Kimi yarasadan kurban kestirir, kimi sisteme
uymayana kan kusturur.. Hele de Ramazan ayıysa..
Gruplar halinde çıkıp tartışan hocaların ciddiyetlerine, celadetlerine, heybet
ve azametlerine bakınca, ülkemiz hocayla dolmuş diye seviniyorsunuz.. Aman
konuşsalar da irşad olsak niyazınız göklere yükseliyor..
Hoca efendiler konuşmaları-tartışmaları derinleştirdikçe ceng-ü cidal olacak,
kan gövdeyi götürecek endişesine kapılmamanız mümkün değil..
Birbirlerine ana-avrat sövmedikleri kalıyor..
İlmin kapısını hakaretle açmak, bilahere Kur’an ve Peygamber üzerinde ittifak
yapmadıkları gibi, Allah’ın kudreti, rahmeti hakkında da çelişkiler sergileyip
ihtilafa sebebiyet verdikleri görülüyor..
Ne olacak canım? Hocalardan az önce o ekranlarda fahişeler, ibneler vardı,
hocalar vazifelerini tamamladıktan sonra da yine fahişeler, ibneler, manyaklar,
paralı dürzüler, hırsızlar çıkacak aynı ekranlara..
Bayram gelse de Ramazan sıkıntılarından bir kurtulabilsek..
Abdurrahim Karakoç 6 Kasım 2003 Vakit