Neyin Cesareti?

Siyonistler birine ihtiyaçları olduğu zaman onu ifade yerindeyse “yağlamaya” önem verirler. Ancak onların bu yağlamaları, övgüleri kesinlikle samimiyetten, gerçek bir dostluktan ve yakınlıktan kaynaklanmaz. Zaten siyonistlerin birilerine dost olmaları iyi bir imaj kazandırmaz. Ayrıca onlar kendilerinden başka hiç kimseye dost değildirler. Kendi içlerindeki dostluklarında da yeterli bir samimiyet göremezsiniz. Yüce Allah haklarında: “Sen onları derli toplu zannedersin ama kalpleri dağınıktır” diye buyurarak kendi içlerinde de gerçek anlamda bütünlük arz etmediklerini, birbirlerine karşı bile yeterince samimi olmadıklarını vurgulamaktadır.


Burada şunu da özellikle vurgulayalım ki Amerika’da birçok siyonist lobisi bulunmaktadır. Ama bu lobiler ideolojik kimliklerini değil daha çok dini kimliklerini öne çıkarırlar. Bu yüzden yahudi lobileri olarak bilinirler. (“Musevi” isimlendirmesinin isabetli olmadığını, gerek Kur’an-ı Kerim’de, gerekse hadislerde onlardan hiçbir zaman Musevi olarak söz edilmediğini, yahudiler veya İsrail oğulları olarak adlandırıldıklarını hatırlatmakta yarar görüyorum.) Bu oluşumlar gerçekte siyonizm ideolojisinin siyasi organlarıdır ve bu ideolojinin çıkarları için çalışmaktadırlar. Bu ideolojinin çıkar merkezinde ise İsrail işgal devletinin hesapları bulunmaktadır. Dolayısıyla onlar bir konuda atakta bulunuyorlarsa bunun mutlaka İsrail işgal devletinin hesaplarıyla ve çıkar planlarıyla bağlantısı vardır. Ödüllendirme faaliyetleri de buna dahildir.


İsrail işgal devletinin bu sıralarda özellikle Suriye konusunda Türkiye’nin girişimlerine ihtiyacı var. İşgal devleti Suriye’yi bir yandan ABD’nin gücünü kullanmak suretiyle köşeye sıkıştırmaya çalışırken, diğer yandan da diplomatik atakları için Türkiye’yi bir kanal olarak kullanmak istiyor. Ancak Türkiye’den istediği bir “arabuluculuk” yapması değil kendisinin taleplerini Türkiye kanalıyla kabul ettirmeye çalışmasıdır. Türkiye’nin arabuluculuk teklifini kabul ettiğini açıklaması da bu yüzdendir.


Biz, Türkiye’nin Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk etmesinin ne anlama gelebileceği ve nasıl bir fonksiyon icra edebileceği hakkında daha önce Vakit gazetesi için yazdığımız bir yazıda bilgi vermeye çalışmıştık. Ayrıca Cuma dergisinin bu haftaki sayısı için yazdığımız yazımızda da konunun bir başka boyutu üzerinde durduk. (Bu yazıyı Cuma gününden itibaren Web sitemizde de bulabilirsiniz.) Dolayısıyla oralarda yer alan bilgileri tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Fakat Türkiye’deki yönetimin “arabuluculuk” adına işgal devletinin taleplerini Suriye’ye kabul ettirmeye çalışması kendisine kesinlikle iyi bir imaj kazandırmayacaktır. Siyonist lobilerin tam bu dönemde Erdoğan’a cesaret ödülü vermelerinin bu konuyla ilgisinin olabileceğini sanıyoruz. Tabii mesele sadece bundan ibaret değil, ileriye dönük bir yatırımdır.


Biz Erdoğan’dan, siyonistler Filistin’de masum insanların kanlarını akıtırken, siyonist lobilerin ödülünü elinin tersiyle itmesini beklerdik. Ama ne yazık ki öyle olmadı ve onun ödülü almasının hemen akabinde işgalci siyonistler Gazze’nin Zeytun mahallesinde yeni ve büyük bir katliama daha imza attılar. Böylece kanlı ellerin verdiği ödül daha ilk günden kana bulandı.

Ahmet Varol Habervakti com