Ne yapacağını bilememek!
Her şey birbirine o kadar
karıştı ki, bu işin nasıl çözüleceğini kimse bilmiyor..
Kimine göre, Çinle yakınlaşmamız lazım. Kimine göre, Çin frenlenmezse 30 milyon
kişi işsiz kalır bu memlekette.. Sincan ne olacak hem!
Kimine göre, yüzümüzü İslâm ülkelerine dönmeliyiz. Peki, o zaman laiklik,
irtica, şeriat ne olacak?
Kimine göre, Rusya ile işbirliği yapmalıyız. Çeçenistan ne olacak, Türki
Cumhuriyetler, Ortodoks, Ermeni, Rum konusu ne olacak?
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. İleri gidemiyoruz, geri de
dönemiyoruz. Çünkü bütün köprüleri yıktık. İşin kötü yanı, nereye gideceğimizi
de bilmiyoruz. Oysa gideceği yeri bilmeyen kaptana hiçbir rüzgâr yardım etmez..
Milli mutabakat şöyle dursun, bu konularda doğru düzgün bir bilgi sahibi bile
değiliz..
Bedel ödemeye hazır değilseniz, tarihinizden, inancınızdan, kimliğinizden,
kültürünüzden, sizi hayata bağlayan değerlerden kopmuşsanız işiniz zor demektir.
Önce şuna karar verelim. Kararı kim verecek? Millet mi? Milli iradeyi kim temsil
ediyor?.. Kayıt dışı iktidar ve sermaye gruplarının komplolarından yakamızı
kurtarmadıkça, ikide bir direksiyonu ele geçirenlerin toplumu tehdit ve şantajla
yönetmesine, devleti ve milleti soymasına izin vermemeliyiz.
Evet evet, yaşayan darbeciler yargılanmalı; 12 Eylül, 28 Şubat hepsi adalet
önünde hesap vermeli.
Siyasetin yumuşak karnı burası..
Cuntacılar aslında Anadolu insanını, dindarları kıskanıyor. ABD, AB ülkeleri
bugüne kadar hep masonik kadrolarla, militer kadrolarla iş tuttular..
Darbecilere ve darbe sonrası oluşturulan iktidar kadrolarına bakın, ne demek
istediğimi göreceksiniz. Besleme bir sermaye ve medya ile toplumu manipüle
ettiler.. Şimdi artık bu kadrolar toplumu kontrol edemiyor ve hizmet ettikleri
ülkelere güven vermiyorlar. Bu arada Müslümanları da zabtu rabt altına
alamadılar. ABD de komünizme karşı yeşil kuşak projesinden sonra yeşili tehdit
ilan etti. Yeni tehdit alanı belli olmuştu. Kimi yeşile karşı sopa dedi, kimi
havuç. Sonunda karar verildi. Ilımlı İslâma havuç, radikal İslâma sopa.. Şimdi
ABD kendine hizmet edecek ılımlı Müslüman politikacı, medya, sermaye ve aydın,
sanatçı arıyor.. Eğer size uzatılan eli reddedecekseniz, ABD eski iş ortaklarına
geri dönebilir. Ama şimdilik görünen o ki; Paper Moon, Laila tarikatı bu kesimde
de taraftar bulacak gibi.. Fetih Marşının, Fatihin ve Mehterin Best Model of
World defilelerini andıran şovlara aksesuar olarak kullanılması, batılılar için
harika bir performans! Defilede tekbir sesleri, mevlevilerin sema gösterisi
eşliğinde mayo defilesi, Hızır ve İlyas aleyhisselamın buluşmasını popstarlar
eşliğinde karnaval havasında kutlayan bir anlayışla, her şey turistik bir şova
dönüştürülerek, şeriat ve irtica gibi unsurlardan arındırılmış bir light İslâm
toplumda maya tutar mı dersiniz! Bakarsınız, rakıyı üç yudumda içmenin, ya da
rakıyı zemzemle seyreltmenin de fıkhını üretir birileri, balıktan kurban fetvası
gibi bir fetva ile..
Kasap et derdinde, koyun can derdinde..
Bizim Lightlar, şimdi Demokrasi ile hidayete erip, zamanın ulu mimarı önünde
günah çıkartıyorlar ya, Masoncuklar yerlerinde duramıyor. Bizimkileri
kıskanıyorlar. Nasıl olur da ABDnin ve ABnin yeni gözdesi bu yobazlar
olabilir!.. Bizim Lightlar da (onların eski yobazları) kendilerini yeni
efendilerine beğendirmek için her haltı yiyor, yosmalıklarını gösteriyorlar..
Şimdilik alan memnun, veren memnun, yarın yeni bir sevgili bulduklarında ya da
işler yoluna girip kendilerine ihtiyaç kalmadığında kapı önüne konulacaklarını
görmüyorlar. ABD onlarla evli, bizimle flört ediyor, metres hayatı yaşamak
istiyor!
A benim canım, bir zamanlar bu Amerikalı mafya ağası Saddamla bile yatağa
girmedi mi?
A benim cancağızım, yarın Homoseksüel camileri açmaya sıra geldiğinde, sizlerin
çocuklarının kapıları çalındığında ne yapacaksınız!..
Ben sizden daha fazla insan hakları ve hukuk devleti istiyorum.. Ama inancımı,
tarihimi, kültürümü ve kimliğimi inkâr etmeden.. Bunları ABD ve AB için değil.
Kendim ve halkım için istiyorum.. Bunları isterken inancımdan uzaklaşmak da
istemiyorum.. Ölümlerden ölüm beğenir gibi, 28 Şubatçılardan kurtulmak için
ABDye teslim olmak da istemiyorum. Ben darbecilerin arkasında da onların var
olduğunu biliyorum. Darbecilerin onların çocukları olduğunu ve bizi kendi
kucaklarına çekmek için onları kullandıklarını da!
Biz Babacanları İlahiyat kapısında başörtüsü mücadelesinden tanırız.. Paper Moon
tarikatından değil. Etmeyin.. Birilerinin cüret ve cesaretini artırmayın.
Hatırlatmama gerek var mı: Siz onların dinine girmedikçe..
Selâm ve dua ile..
Abdurrahman Dilipak 8 Mart 2004
Vakit