Mısır’da Zulme Devam

Mısır, uzun süredir zulmün ve resmi şiddetin hakim olduğu bir ülkedir. Bir süre önce, bu ülkenin değişmeyen cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek ülkedeki sistemin artık değişeceği sinyalleri vermişti.

Bu konuda, Vakit’e ayın başında üç gün peş peşe yazı yazdığımızdan aynı şeyleri tekrar etme gereği duymuyoruz. (Bu yazılarımıza www.vahdet.com.tr’de İslam Dünyası bölümünden Mısır linkini oradan da “Mısır’da Yeni Oyunlar” başlığını tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

O yazılarımızda değişimin oyundan ibaret olabileceğine dikkat çekmiştik. Gelişmeler tahminlerimizi doğru çıkarıyor.

Mısır’ın çağdaş Firavun düzeni iki gün önce yani 15 Ekim 2003’te Kahire’nin yanı başında bulunan İsmailiye’de Müslüman Kardeşler’e karşı yeni bir operasyon düzenledi ve çoğunluğu üniversite hocalarından, doktorlardan, mühendislerden oluşan 18 kişiyi “yasaklı bir örgütü yani Müslüman Kardeşler’i yeniden canlandırma planı hazırlamak” suçlamasıyla tutukladı. Polis tarafından yapılan açıklamada tutuklananların, örgütün şehirdeki idari mekanizmasının gözetiminde toplantılar düzenledikleri ileri sürüldü. Olağanüstü hal uygulamasını bırakıp hürriyet ortamına geçme sinyalleri veren bir sisteme bakın ki hala insanların aralarında toplantılar yapmalarını, fikir alış verişinde bulunmalarını suç sayıyor.

Oysa çağın tabusu haline getirilen demokrasinin temel ilkelerinden biri şiddet içermeyen tüm toplantıların serbest ve toplantı hürriyetinin anayasal güvence altında olmasıdır. Ama “Amerika gelip kafamıza silah dayayarak zorla demokrasi dayatmadan kendimiz uygulamaya başlayalım şu demokrasiyi” diyen Mısır yönetimine göre insanların aralarında toplanmaları, birbirleriyle görüş alış verişinde bulunmaları suç. Suç olması gerekiyor, çünkü gerçekleştirilen operasyonun ve devlet şiddetinin dayandırılacağı başka bir gerekçe yok.

Polis tutuklamaların savcılık emriyle gerçekleştirildiğini ve tutuklananların Kahire’deki Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne sevk edildiklerini bildirdi. Savcılık emri ve DGM işin prosedürü. Bu tür sistemlerde yargı bağımsızlığından ve yasal güvenceden söz etmek mümkün değildir.

Bu tutuklamalar da sistemin son dönemde, İslami camiaya karşı düzenlediği oyunlarının yansımasıdır ki bu oyunlardan yukarıda işaret ettiğimiz yazılarımızda söz etmiştik.
Müslüman Kardeşler’in İrşad Bürosu üyelerinden Abdulmun’im Ebu’l-Futuh tutuklamalarla ilgili açıklamasında: “Bu gelişmeler, yönetimin siyasi muhaliflerine göz dağı vermek için 1981’den buyana uygulanan şüpheli Olağanüstü Hal Kanunu’nu hala uyguladığına delalet etmektedir” dedi.

Ebu’l-Futuh, tutuklama gerekçesi olarak “toplantılar”ın gösterilmesinin tutuklananlar açısından değil tutuklayanlar açısından bir ayıp olduğuna dikkat çekti ve: “İnsanların kendi aralarında buluşmaları, meselelerini görüşmek, ülkelerinin problemlerini konuşmak için toplanmaları suç ise camilerin, sendikaların, derneklerin kapatılması gerekir” dedi.

Görülen o ki Mısır’da değişen bir şey yok, zulüm ve şiddete devam! Zaten zulüm çetesi değişmeden gerçek bir değişim olması mümkün değildir.

 Ahmet Varol  16 Ekim 2003 Habervakti.com