Milli Eğitim Türkçe öğretmek istiyor mu?
Hiç öğretmek istemez mi, her
sınıfta Türkçe dersi var. Hem de kaç saat! diyeceksiniz. Zahiren böyle olduğunu
ben de biliyorum. Dersler, ders kitapları, öğretmenler
Millî Eğitim Bakanlığı
görünüşte Türkçe öğretmek için her şeyi seferber etmiş, fakat öğretemiyor
Geçen
yıllarda yapılan bir deneme, sekiz yıllık ilköğretimi bitiren çocuklarımızın
kahir ekseriyetinin Türkçe öğrenemedikleri, en basit dil kurallarını dahi
bilmediklerini ortaya koymuştu. Türkçeyi iyi bilmeyen talebe, diğer dersleri de
iyi öğrenemez.
Geçen hafta, biz de konuya çok kritik bir noktadan yaklaşmış, İlköğretim 7.
Sınıf Türkçe Ders kitabı çerçevesinde üç yazı ile fikirlerimizi ortaya koymaya
çalışmıştık. Milli Eğitim bu sene ilköğretim okullarında bedava kitap dağıttı.
Kitaplar, eğitim tarihimizin kara lekesi olan DSPli bakan Bostankorkuluğu
zamanında hazırlanmıştı. O dönemde hazırlanan, zihniyeti, dili, mantığı bozuk
kitapları hem de bedava dağıtmanın âlemi nedir? Bundan nasıl övünme payı
çıkarılır?
Bakanlık ilgilileri, bizim üç gün üst üste yazdığımız yazılar karşısında sessiz
kaldılar.
Fakat öğretmen camiası sessiz kalmadı. Bir öğretmenin (adını, hatta şehrini
yazmıyorum, çünkü Türkiye ideolojik devlet olmak niteliğini korumaktadır.
Kutsal İdeoloji, hukuku kenarda bırakarak takip kurulları, çalışma grupları
oluşturmakta, suçsuz kişileri cezalandırmaktadır. Belki bugün bir şey yok ama,
yarın için kim garanti verebilir?)
28 yıldır sınıf öğretmenliği yaptığını beyan eden ve tecrübeli bir eğitimci
olduğu anlaşılan okuyucumuz e-mektubunda özetle şöyle söylüyor:
28 yıllık sınıf öğretmeniyim. Öğretmen okulu mezunu iken dışarıdan eğitim
önlisansı aldım, ayrıca İşletme fakültesini bitirdim. Kendi çapında, dünyaya
açılan bilgisayarımla güzel ve doğru şeyleri öğrenerek ülkemin çocuklarının
faydalanmasına sunmaktayım
Atatürkçe ve Atatürkiye başlıklı makalelerinizi okudum. Çok memnun oldum.
Senelerden beri bu hususu dile getiren sizden başka bir kişiye rastlamadım. 1981
yılından bu yana nerelerdeydiniz?
Hele 28 Şubat olayından sonra, ders kitaplarında baştan sona aynı şekilde
konulara yer ayrılmasını bir türlü anlıyamıyorum. Ecevit hükümeti zamanında,
senelerden beri okuttuğumuz ve öğrendiğimiz kelimelerin dışında başka uydurukça
kelimeleri ders kitaplarına alınarak, öğretmenleri bile yeni uydurukça
kelimelerle ders işlemeye zorlayan bir zihniyet (le karşılaştık).
Bu yıl 5. sınıfları okutmaktayım. Türkçe kitabımızda 44 adet parça var bunun tam
18 tanesi Atatürkle doğrudan ve dolaylı olarak ilgilidir. Bütün ilköğretim
okullarının Türkçe kitapları aynı olduğu gibi diğer ders kitapları da üç aşağı
beş yukarı aynıdır.
Bakanlığımızın ilköğretim okulları ile ilgili programları aşağıda belirttiğim
gibidir.
1.Türkçe programına göre hazırlanan Türkçe kitapları malumunuzdur.
2.Sosyal bilgilerde biz İlköğretim 1. sınıftan 5. sınıf sonuna kadar hep Atatürk
okuturuz.
3.Müzik ders programında Atatürkün sevdiği parçaları,
4.Resim derslerinde Atatürkün sanatla ilgili görüş ve düşünceleri ve buna uygun
resimler ve diğerleri,
5.Beden eğitimi derslerinde Atatürkün görüşleri doğrultusunda, Atatürkün
sevdiği oyunlar ve diğerleri,
6.Matematik derslerinde Atatürkün yaptığı yenilikler ve bununla ilgili
problemler ve diğerleri,
7.Fen bilgisi derslerinde hep Atatürkün ilim ve fene verdiği önem ve buna
uygun konular,
8.Din dersleri zaten Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi oldu. İlköğretim
beşinci sınıfı bitirenler, aileleri olmasa namaz kılma bilgisine sahip
olamıyorlar.
Atatürkçülük adı altında bir ders koysalar da rahatça o dersi okutsak daha iyi
olur. Bu gidişle her derste Atatürkü okuttuğumuz çocuklardan çok azı bu
düşünceye sahip olacaklar.
Bir bakıma yapılan bu işkenceye ben 28 yıldan beri katlanıyorum. Plansız bir
şekilde ve içimden geldiği gibi yazdığım bu yazıyla inşallah başınızı
ağrıtmamışımdır.
Türkiyenin eğitim meselesi, her askerî darbede yeni bir darbeyle karşılaşa
karşılaşa, bugünkü felaket hale geldi. Tam bir kördüğümle karşı karşıyayız.
Okuyucumuz, bizim temas ettiğimiz konuya bugüne kadar kimsenin temas etmediğini
yazıyor. Doğrudur. Bu konular Türkiyenin ideolojik dininin sahasına girer. Bu
konuda konuşanların, yazanların başına türlü işler gelir. Fakat birilerinin
hakikati söylemesi şarttır. Okuyucumuzun yanıldığı nokta şu: Daha önceleri
nerelerdeydiniz?
Biz daha önce de aynı yerdeydik. Eğitim sisteminin ideolojikleştirilmesine her
zaman itiraz ettik. Bostankorkuluğu bakanının dil yasaklarıyla, edebiyat
tedrisatını ortadan kaldırmaya yönelik hamleleriyle sonuna kadar mücadele ettik.
Bu dönemde, herkesin sustuğu yerde biz bildiğimiz doğruları kamuoyuyla, öğretmen
camiasıyla, eğitimcilerle paylaşacağız. Türkiyenin gelecek yakın tarihi Milli
Eğitim sistemince yetiştirilen öğrencileri tarafından yazılacak. Şimididen
söyleyeceğimiz şu: Gelecek yakın tarihimizden umutsuzuz. Bütün dünya ideoloji
çağını kapadı, bilgi çağına geçti, bizse her on yılda bir kademe daha ideoloji
bataklığına saplanıyoruz. Bunun için de Milli Eğitim araç olarak kullanılıyor!
(Bu konuya devam edeceğiz).
Asım Yenihaber 11 Şubat 2004
Vakit