"Kurtla kuzuyu birleştirmek"

Kurtla kuzuyu birleştirmek iddiası taşıyan Harran toplantılarının üçüncüsü, “Dinlerarası Diyalog” aşkına, Mardin’deki Kasımiye Medresesi’nde yapıldı. Bin yıllık medrese bundan memnun mu oldu, yoksa için için ağladı mı, bunu anlamak için toplantının şekline göz atalım:

Medresenin avlusunda üç ayrı dinden insanlar toplanmış. İçlerinde papaz ve hahamların da bulunduğu, siyah dinî kisvelerinden hemen anlaşılıyor. İslâmı temsilen müftü de var mı, belli değil... Takdimcinin takdiminden anlıyoruz ki, kravatlı fakat sarıksız olarak İstanbul Müftüsü de oradaymış.

En başta kıyafette bile eşitsizlik olacak da, siz de bu toplantıdan fayda umacaksınız. Heyhât.

Bakıyorsunuz ki, tarihinde kapısından istavroz, yani Hıristiyan haçı ve 6 köşeli Yahudi yıldızı girmemiş olan tarihi medresenin duvarlarına, yer yer haç ve Yahudi yıldızı asılmış...

Oysa, bu medresede senelerce Kur’an’ın şu mealdeki âyetleri tekrar edildi durdu: “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir diyenler, Allah üçün üçüncüsüdür diyenler kâfirdir. Size en şiddetli düşmanlık besleyenler Yahudilerdir. Hıristiyan ve Yahudilere uyarsanız, sizi kâfir yaparlar. Siz onların dinine girmedikçe, onlar sizden asla razı olmazlar...”

Bu ayetlerin hükmü mü kalktı? Yoksa Hıristiyan ve Yahudiler değişti mi? Bunu anlamak için Afganistan ve Irak’a ve Ortadoğu’ya bir göz atıvermek yeter.

Toplantıda kısa saçlı, uzun boylu birisi takdimcilik yapıyordu. Onu da size ben takdim edeyim: Bu zât, fıkıh âlimlerine ve fıkha zıt. Buna karşılık “insanlığı kurtaracak olan İncil’dir” iddiasında bulunan ve bu hususta bir de kitap yazan bir yayıncıyla iyi dost. “Derviş dervişi bulur tekkede” kabilinden onun dükkânına gelip gidiyor. İki ay önce o yayınevinde karşılaşmıştık. Bana aynen şöyle söyledi: “Bana fıkıhçılardan bahsetme. Biz fıkıhçıları sevmiyoruz.”

Dinlerarası Diyalogcular, bula bula takdimci olarak işte onu bulmuşlar. Sayın takdimci zaten bu düşüncedeki bir kuruluşta muhabir olarak çalışıyor.

Fıkıh nedir? Fıkıh kitapları abdest, namaz, oruç, hac, zekât, nikâh gibi ibadetlerden bahseder. Bu kitaplar olmasa ibadetlerin nasıl yapılacağını bilemeyiz. Dinlerarası Diyalog toplantısının takdimcisinin sevmediği kimseler, işte bu kitapları yazan âlimler...

Değerli okuyucular, İslâm’ın ilk yıllarında, namaz vakitlerinin bilinmesi için çeşitli teklifler olmuştu. Bazıları, “Yâ Resulallah, namaz vakti girince çan çalınsın; çan sesini duyar, namaza geliriz” demişlerdi de, Peygamberimiz, “Hayır! Çan Hıristiyanlara benzemek olur” diye derhal reddetmişti. Mardin toplantısındaysa, çan sesiyle karışık ezan okutturdular. Bir de, “Ezan sesinin çan sesini saygıyla selâmladığı toplantı” diye övünüyorlar.

Kurban derisi tamimiyle bizi derinden yaralayan İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu, bu toplantıda da, “Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudilik aynı inançlara sahiptir” diyerek, ikinci defa yaraladı.

Hıristiyanlar Allah’ın üç olduğuna inanıyorlar. Yahudiler Hz. Nuh’a oğlunun -hâşâ- tecavüz ettiğine ve Hz. Lut’un, sarhoş olup kendi kızlarına tecavüz ettiğine ve kızların babalarından hamile kaldıklarına inanıyorlar. Hâşâ, biz Müslümanlar bu inançlara mı sahibiz!..

Diyalogcular, “ortak inançlara sahibiz” diyebilirler. Biz ise asla... Ve kimse, “Müslümanlar onlarla aynı inanca sahiptir” diye bizim namımıza konuşamaz; siz de konuşamazsınız Sayın Bakan! Konuşmamalıydınız. Özür dileyip, sözünüzü geri almalısınız...

Bakan Bey’in yanlış konuşmasına karşı, Fener Patriği, “Aramızda ilahiyat farklılıkları mevcuttur” diyerek doğru konuştu. Farklılığı ıspat edercesine de, “Bizler tanrının sadık evlâtlarıyız” dedi... Allah’a evlât isnat etmek en büyük farklardan birisidir ve Kur’an’ın beyanına göre, “Allah evlât edindi” dedikleri için, gök çatlayacak hale gelmektedir. Böyle inananlar, buyursun inansın!

Bartholomeos, “Teröristler, masum insanları öldürmektedirler” dedi. ABD askerleri terörist olarak anılmadıklarına göre, terörist denilenler sakın tanka taşla karşılık verenler olmasınlar?

Ve dedi ki, “İbrahim bizi başkalarının günahlarını hoş görmeye çağırıyor.”

Sen Diyalog ve Hoşgörü toplantısına çağırırsan, o da gelir; “Günahları hoş görelim” der... Gelin öyleyse, Irak’ta yapılanları hoş görelim...

Ali Eren 21.05.2004 Vakit