"Kuranda güven toplumu"
Dejenerasyondan uzak bir toplum
Allah korkusu olmayan, ahiretin varlığına ve Allaha hesap vereceğine inanmayan
insanlar, her türlü kötülüğü rahatça yapabilirler. Çünkü bu kişiler hem
kendilerinin hem de diğer insanların ölümle birlikte yok olacağı yanılgısına
kapılmışlardır. Madem yaşadıkları hayat sadece dünyada bulundukları süreden
ibarettir ve öldükten sonra dünyada yaptıkları karşılarına getirilmeyecektir,
öyleyse onlar için iyi ya da kötü insan olmanın bir önemi yoktur. (Bunun büyük
bir aldatmaca olduğunu, ahirette hiç şühesiz anlayacaklardır. Ve -yaptıklarından
dolayı dünyadayken tevbe etmemeleri durumunda- ahirette bu gerçeği görmüş
olmaları onlar için telafisi olmayan bir pişmanlığa neden olacaktır.) Amaçları
bu kısa yaşam süresinde kendi istek ve tutkularını en fazlasıyla karşılamaktır.
Sapkın düşüncelerine göre, bunun için de her yol mubahtır. Böyle bir insan,
Allahın sınırlarını aşmaktan, haram fiillerde bulunmaktan, örneğin fuhuş
yapmaktan, kumar oynamaktan, hırsızlık yapmaktan çekinmez. Hiçbir ahlâk kuralını
tanımaz. Allah (cc), Kuranda, ahirete iman etmeyen bu insanların günah
konusunda sınır tanımadıklarını şöyle bildirir:
O gün, yalanlayanların vay haline. Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar. Oysa
onu, sınır tanımaz, saldırgan, günahkâr olandan başkası yalanlamaz.
(Mutaffifin Sûresi, 10-12)
Ahiretin varlığına inanmayan bu kişiler, kendileri ahlâki bir çöküntü içinde
oldukları gibi, çevrelerine de bunu telkin ederler. Aşırılıkta ve ahlâksızlıkta
hiçbir sakınca görmeyen, nefsinin her istediğini yapan, iradesini kullanmak için
hiçbir sebep görmeyen bu insanlar, toplumda Kuranda bildirildiği gibi çirkin
hayâsızlıkların yaygınlaşmasında son derece etkilidirler. Cinsel sapkınlıkları,
fuhuşu, uyuşturucu bağımlılığını, kumarı, insanlara karşı acımasızlığı ve zulmü
kendilerince makul göstermeye çalışırlar. Örneğin; para karşılığında fuhuş yapan
insanlar, bunu hayatlarını sürdürebilmek için yaptıklarını öne sürerler. Oysa
Allaha ve ahiretin varlığına inansalar, böyle çirkin bir ahlâksızlığı asla
yapamazlar. Allahın kendilerini hesaba çekeceğini ve bunun sonucunda cehenneme
gitme tehlikesini bildiklerinden şiddetle korkup sakınırlar. Zira fuhuş,
Allahın Kuranda haram kıldığı bir hayâsızlıktır:
Zinaya yaklaşmayın! Gerçekten o, çirkin bir hayâsızlık ve kötü bir yoldur.
(İsra Sûresi, 32)
Öte yandan; yine Allahın rahmetini umut etmelerinden dolayı, fakirlik, aç kalma
gibi korkuları olmaz ve böyle bir ahlâksızlığın düşüncesi bile söz konusu olmaz.
Allah (cc) bir âyetinde bu gerçeği şöyle haber verir:
Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin hayâsızlığı emrediyor. Allah
ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vaat ediyor. Allah
(rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (Bakara Sûresi, 268)
Bir başka âyetinde ise; Allah (cc), mümin kullarının güzel ahlâk konusundaki
kararlığını şöyle bildirir:
Ve onlar, Allahın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden
içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.
Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı
dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak
ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel)
sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Sûresi, 21-22)
Fuhuş konusu, din ahlâkından uzak yaşayan toplumlardaki dejenerasyon
örneklerinden yalnızca biridir. Kuran ahlâkı, toplumda karşılaşılabilecek her
türlü ahlâki bozukluk ve çöküntüye çözüm getirir. Kuran ahlâkının hâkim olduğu
güven toplumunda uyuşturucu bağımlılığı, eşcinsellik, kumar, rüşvet gibi
sorunların tamamı ortadan kalkar. Din ahlâkı, insanları her zaman en iyi ve en
doğruya, en şerefli ve onurlu hayata, en vicdanlı olan tavra yöneltir. İnsanları
yaptıkları bu kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyacak tek güç, Allahın
dinidir. Allah (cc) bir âyetinde şöyle bildirir:
Sana Kitaptan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin
utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allahı zikretmek ise,
muhakkak en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı bilir. (Ankebut Sûresi, 45)
Sonuç
Bu yazı boyunca ele aldığımız güven toplumu kavramı, toplumların içinde
bulunduğu durumdan sıkıntı duyan ve buna çözüm bulmak isteyenler için bir müjde
niteliğindedir. Allahın insanlara gösterdiği yola uyulması durumunda,
insanların hep beklentisi içinde oldukları güvene kavuşmaları mümkündür.
Unutmamak gerekir ki; yüzyıllardır insanların karşı karşıya oldukları sorunlara
çözüm getirilememesinin sebebi, çözümün hep yanlış sistem ve inançlarda aranmış
olmasıdır. Oysa çözüm, Allahın insanlar için seçip beğendiği Kuran
ahlâkındadır. Allahın Kuranda bildirdiği ahlâk, tüm hurafelerden arınmış
olarak insanlara anlatıldığı ve insanlar Kuran ahlâkını yaşamaya
özendirildikleri takdirde, dünya üzerinde var olan tüm sorunlar çözülecektir.
Çözüm Kuran ahlâkında olduğuna göre, Kuranın tüm insanlara anlatılması,
vicdan sahibi insanların üzerinde büyük ve önemli bir sorumluluktur:
Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası
yoktur. (Yasin Sûresi, 17)
Canan Kütahnecioğlu 28.05.2004 Vakit