Karnaval garnitürü

Dünya üzerinde yalnız kaldığımı zaten görüyor ve biliyordum. Benim gibi bir yalnız ses daha çıktı. Duran Kömürcü Hocaefendinin şu yazdıklarının bir daha okunmasını istiyorum:
“Bu vurgu ve duygular içinde kıvranıp duruyorum. Kendime güvenim kalmıyor. Batılda bütünleşilmesine akıl erdiremiyorum. Gözümüzden kaçan kaç mesele var. Herkes batıl diye gitmiyor. Gittiği yola İslâmî çiçekler serperek gidiyor. Ona kudsiyyet izâfe ederek gidiyor. ‘Arkadan gelmezseniz’ fetvasını veriyor, menfaat kıskacını kuruyor. Sadece kendi yollarının doğruluğuna inanıyor, inandırmaya çalışıyor. Orada bir doğru var. Ama, cemaatler kadar doğru, partiler kadar fikirler oluyor. Bu sebep bile fikirlerinin yanlış olduğuna, dâvâlarının batıl olduğuna işarete kâfidir. Particiliğin İslâm’da ne işi var? İslâm’ı yok etmeye çalışan bir sistemi Müslümanın sahiplenmesi, ayak tutması bizi nereye götürür?
“Sokaklarda bir gürültü var. Avrupalıların karnaval dedikleri, kimi çalar, kimi söyler, kimi de inanana hoş gelen ilahileri mırıldanır. Neyin karnavalı? Particilik karnavalı. Her grup meşrebinin gereğini dile getiriyor. Vaat üstüne vaat. Bu durum beni ilgilendirmiyor, aksine içimi acıtıyor. Parti ya da rejim olmasından değil. Bir sistemin hâkimiyetindeyiz. Vatandaş seçecek, birileri seçilecek. Benim üzüldüğüm, tek hedefleri inancı ortadan kaldırmak olan bir rejime inanmalarıdır.
“Batıldan hak çıkmaz. Bunu biliyoruz. Ben olursam düzelir, kötülüğe mani olurum, düşüncesi büyük hatadır. Meydanı boş mu bırakalım mantıksızlığı da onlardan biridir. Derim ki, vatandaş olarak ne yaparsan yap da, Müslümanım Elhamdülillah diyerek yola çıkma. Harama besmele çekmiş olursun.
“Kur’an elinden alındı, ses çıkarmadık. Başörtüsü inancından soyutlandı yüzümüz kızarmadı. Camilerde inancımızın kitabı yasaklandı suskun kalındı. Şimdiki karnavaldaki gürültün nedir? Neşen nedir? Hırsın nedir? İki Müslümanım diyenin kavgası nedir? Kim nereye davet ediyor? Gıybet, iftira, bühtan, sataşma kimin adına yapılıyor? Allah için mi? Makam, mevki ve dünya menfaatleri için mi? Bu görüntü bile kavganın adresini vermeye kâfidir.” (Vakit, 6 Mart 04)
Sokaklara baktıkça, beynimde patlayan gümbürtüleri duydukça benim kusmam geliyordu. Duran Hoca benim nâmıma da hissiyatını kaleme dökmüş. Yazısının sonunu da şöyle bitirmiş: “İslâm’ı yaşam biçimi seçenler, sisteme karşı demokratik hakkını kullananlar ise azınlıktadır. Radikaldir, tutucudur ve de politika bilmeyenlerdir. Onlardan biri de benim.”
Biri de benim Hocaefendi! Kanaval garnitürü olanlara sadece acıyorum...

Mustafa Kaplan 15 Mart 2004 Vakit

Not: Duran Kömürcü'nün söz konusu yazısının tümüne bu sitenin "Basın Arşivi"nde "Seçim ve İnanç" linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.