İzmirde domuz eti... Pariste Nefertiti!
Aradan geçmiş 300 yıl... Bu süre
içinde katettikleri mesafe, hayli büyük... Bu iş, defilede ezan okutmaya kadar
gelmişse, sinsiliğe son verilmiş demektir ki; başımızı avuçlarımızın içine
alıp, uzun uzun düşünmeliyiz...
Nereye gidiyoruz?
Ya da;
Nereye götürülüyoruz?
İNGİLİZ CASUSLARINA VERİLEN TALİMATLAR
Casus Hampheri bilirsiniz... 1710 yılında, İngiltere Savunma Bakanlığı
tarafından Mısır, Irak, İran, Hicaz ve o dönemde Hilâfet Merkezi olan
İstanbula gönderilen bir ajandı!..
Görevi, Ortadoğuda fitne ve fesat yayarak parçalanmayı sağlamaktı!
Önce İstanbula geldi... Yeni Müslüman olmuş ve İslâmı öğrenmek isteyen bir
genç görüntüsüyle, Ahmed Efendi adlı bir şeyhten Arapça, Kuran ve Tefsir
dersleri aldı...
Sonra da, ver elini Ortadoğu!..
Müslüman kılığında öyle fitneler çıkarttı ki, bugünkü parçalanmanın baş
aktörlerindendir!..
Tabiî, bütün çalışmalarını bir plân dahilinde yaptı... Kendisine İngilterede
iken ezberletilen İslâmı Nasıl Yok Edelim adlı 2 ciltlik, 1000 sayfalık
kitapta her şey yazılıydı!..
Kitap, Hampher ve 9 İngiliz ajanın izleyeceği stratejiyi şöyle öğütlüyordu:
Mezhebî ihtilâfları körükleyin!
Müslümanların cehalet ve bilgisizliğini korumak için, onları okullardan ve
özellikle de Kuran öğreniminden uzak tutun!
Onların, dervişçe bir hayat yaşamasını ve böylelikle gündelik hayattan uzak
kalmasını sağlayın!
Müslümanların ırkçı ve milliyetçi duygularını kamçılayın!
İçki, kumar, fuhuş ve domuz eti kullanmayı teşvik edin!
Haccı anlamsız göstererek, Müslümanları Mekke yolculuğundan alıkoymaya
çalışın!
İmamlara ve cemaatlere yönelik çeşitli ithamlarda bulunarak, halk ile
imamların arasını açın!
İslâmın, aslında evrensel bir din olmadığını, bir kabile dini olduğunu sık
sık vurgulayın!
Müslüman kadınların tesettürden vazgeçmesi için olağanüstü çaba sarf edin!
Gençleri sevişmeye ve gayrimeşru cinsel ilişkilere teşvik edin!
Müslümanların elinde bulunan Kuran-ı Kerimin, gerçek Kuran olup olmadığı
yönünde şüpheler oluşturun!
Arap olmayan hükümetleri; Kuran, namaz ve ezan gibi ibadetlerin Arapça
yapılmaması için kışkırtın!
Müslüman genç erkek ve kızlar arasında kayıtsızlık ve dinsizliği yaymaya
çalışın!.. Gayri ahlâkî ilişkiler için spor merkezleri kurun ve gençlerin
gayrimüslim dostlar edinmelerini teşvik edin!
HAMPHERİN TOHUMLARI
Bunlar, 1710da verilmiş taktikler!.. Gelmişiz 2004e!.. Aradan geçmiş 300
yıl!..
Hele bir düşünün!..
Hampherin ektiği tohumlar, bugün kocaman ağaç olmuş durumda!..
Öyle bir ağaç ki;
Her tarafa dal-budak sarmış!.. Kökleri ise, bir ağ gibi sarmış tüm İslâm
dünyasını!..
Türkiyeye bir bakın!..
Televizyonlardaki türban ve kurban tartışmalarına bir bakın!.. Kuran
tartışmalarını getirin gözlerinizin önüne!..
Kuran kurslarına yönelik eylem ve söylemleri hatırlayın!..
Tesettüre yönelik saldırıları getirin gözlerinizin önüne!..
Söyleyin Allah aşkına;
Tüm bu olup-bitenler, Hampherin 300 yıl önce ekip de, bugün kocaman ağaç olmuş
tohumlar değil midir?..
İnanın merak ediyorum;
Hampher denilen bu casus, fitne ve fesadın yanı sıra acaba daha başka
tohumlar da ekti mi içimize?..
Şu hâle bakın;
Bazı kişi ve kuruluşların tavrı; sanki hık demiş, Hampherin burnundan düşmüş!..
Ekranlara bakıyorum;
Bazı tipler, Hampherin çocuklarını andırıyor!..
Aynısının tıpkısı!..
Eylemleri de aynı, söylemleri de!..
İşin garibi;
Stratejileri de aynı!..
Hepsi de, elbirliği etmişçesine, İslâmı Nasıl Yok Edelimin çabasında!..
HAMPHERİN ÇAĞDAŞ VERSİYONU: MASSIGNON
Bu çabaların sonunda, bizim nereye gittiğimiz meçhul!.. Ama, onların
katettiği mesafe ortada!..
19 Ocak Pazartesi günkü Vakitte okumuş olmalısınız... BBP Samsun İl Başkanı Av.
Cengiz Balcı, Vatikan ve Dünya Kiliseler Birliği adına Dinlerarası Diyalog
fikrini ortaya atan misyoner teşkilâtının lideri Louis Massignonun,
Misyonerler Zirvesinde yaptığı konuşmaya dikkat çekiyordu...
Şöyle diyordu Massignon:
Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları,
dine bağlılıkları ve insani duyguları mahvoldu. Onların milli-manevi değerlerini
Batı medeniyeti potasında eriterek, kendimize benzettik. Onları İslâmiyetten
uzaklaştırdık.
İslâmiyeti öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kuran-ı Kerim öğrenmeyi suç
ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, hiçbir şeye tam olarak
inanmıyor.
Ehl-i sünnet itikadı, başta gelen düşmanımızdır. Bu itikadı geçmişte sapık
inançlara kanalize ettik. Son yıllarda ise Müslüman görünen bazı ilahiyatçıları,
14 asırlık dini tartışır hale getirdik.
Onları derin bir boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha
kolaylaştı.
Maaş bağlayarak, vize vaadi, yurtdışında iş imkânı, hatta cinselliği kullanarak
Müslümanları Hıristiyan yapınız
SEN MİSİN MİNİ ETEK GİYMEYİN DİYEN!
Çok doğru söylüyor adam!..
Gerçekten de, tahrif ve tahrip ettiler her şeyimizi!..
Onlara benzedik!..
Müslümanca yaşamak talepleri aşağılandı ve gericilik addedilir oldu!..
12 yaşından önce Kuran öğrenmek gerçekten suç ve yasak!
Türbandı, kurbandı derken, artık 14 asırlık Kuranı tartışır olduk ki;
varın gerisini siz düşünün!..
Başardılar!..
Gerçekten başardılar!..
Gençlerimiz öyle bir boşluk içinde ki; ciğerlerini esrarla, damarlarını
eroinle dolduruyorlar!.. Komplekslerini, marka ile gidermeye çalışıyorlar!..
Gerisini boşverin;
Artık, eşlerini bile televizyonda ve puanla seçer hâle geldiler!..
Tek geçer akçe;
Moda, para ve lüks yaşam!
Evet, başardılar!..
Hampherin 300 yıl önce ektiği tohumların meyvesini, bugün Louis Massignon ve
onların piyonları eliyle devşiriyorlar!..
Beyinlerdeki özümüz, yüreklerdeki közümüz söndü!..
Değerler altüst!..
Şu hâle bakın:
Bir avukat, evet müstehcen kıyafetlere karşı mücadele eden bir avukat, tam
234 yıl 6 ay hapis talebiyle yargılanıyor bugün!..
Ali Kemal Yılmaz Bayraktardan söz ediyorum... 76 yaşında...
Hayatının 50 yılı avukatlıkla geçen bu zat, önceki gün Trabzon Ağır Ceza
Mahkemesi huzurundaydı!..
Sanık olarak!..
Suçu, kadınlar açık-saçık giymesin demekti!..
Şikâyet edenler, çoğu CHPli 44 avukat!..
Duruşma ertelenmiş!..
Düşünebiliyor musunuz gelinen noktayı?..
Demek oluyor ki;
Hampherin çaldığı maya tutmuş!..
100 yıl önce kafes arkasında olan kadınlar, bugün 76 yaşındaki bir avukatı
kodese attırma peşinde!..
Bravo Hampher!..
Bravo Massignon!..
Bizi bu hâle getirdiniz ya, zil takıp oynasanız yeridir!..
CHRISTION DIOR BİLE BUNU DÜŞÜNEMEZDİ!
Sonunda, işi defilede ezan noktasına kadar getirdiniz ya, ha gayret!..
Bizimkiler içerden, sizinkiler dışarıdan derken, çoğu gitti azı kaldı!..
Önce dinsellikle başladınız işe... Sonra cinsellikle geldiniz bu noktaya!..
Şimdi görüyorum ki;
Cinsellik ve dinsellikin iç içe geçtiği, yeni bir organizasyona imza
atmışsınız!.. Kutlarım sizi!..
Bu iş, ancak böyle sunulabilirdi!..
Sahi, John Galliano imzalı Christion Dior defilesinde, fon müziğinin içine
ezanı yerleştirmek kimin aklına geldi?..
Nefertitiden Kleopatraya tüm Mısır firavunlarını canlandıran mankenler
podyumda yürürken, arka fonda ezan sesinin de yer aldığı miksaj müzik,
doğrusu bir deha(!) eseriydi!..
Sanıyorum;
Ürettiği elbise, kürk, parfüm, şapka, ayakkabı ve takıların hepsi marka olan
Christion Dior bile bu kadarını düşünemezdi!..
1905te doğup, 1930da vereme yakalanan, 1957de tedavi için gittiği İtalyada
felç geçirip ölen Christion Dior, böyle bir şeye cesaret edemezdi!..
Diorun yerine geçen modaevinin baş desinatörü Yves Saint-Laurent de bunu
düşünemezdi!..
Ama, John Galliona bunu başardı!!! Nefertiti ve Kleopatranın giydiği Firavun
giysilerinin içine ezan sesini de soktu!..
Doğrusu, büyük atak!.. Dünya Müslümanlarını test etme açısından cesur bir
adım!..
BÖYLE, NEREYE?!?
Ne var ki;
Çok büyük bir tepki yok!..
Olan da, hayli cılız!..
Nasıl olsun ki;
Bir kurbağa gibi, içi soğuk su dolu bir kazanın içinde 300 yıldır ağır ağır
ısıtılıp mayıştırılan Müslümanlar, bugün haşlanma noktasına geldiklerinin
bile farkında değil!..
Dolayısıyla, tepki yok!.. Sıçrama yok, isyan yok!..
Merak ediyorum, Türkiyedeki Müslümanlar ne yapacak?..
Aaa Christion Dior! deyip, bundan sonra da bir sazan gibi atlayacaklar mı bu
markalara?..
Markalara atlarken, arkalara bakıp, arkalarındaki ezan sesini
hatırlayacaklar mı?.. Yoksa, Dur bakalım ne olacak? deyip, bir başka defilede
Kuran-ı Kerimden sûre okunmasını mı bekleyecekler?..
Evet, merak ediyorum;
Bu Hampherin torunu Haçlı küstahlarına karşı ne olacak Türkiyedeki
Müslümanların tavrı?..
Adı üstünde;
Christion Dior!..
Diyor ki;
Müslümanlara hakaretin boyutunu, defileye ezan sokma noktasına kadar getirdim!
Evet, Christion Dior, böyle diyor!.. Peki, Müslümanlar ne diyor bu konuda?..
Ve de, ne giyiyor?..
Ya da,
Ne yiyor?..
İzmirde domuz eti, Pariste Nefertiti!.. Tam bir Haçlı taarruzu ile karşı
karşıyayız!..
Söyleyin Allah aşkına;
Bu gidiş nereye?..
Atalarımız der ki;
Ağanın ekmeğini yiyen, onun kılıcını sallar!
Merak ediyorum;
Gâvurun elbisesini giyen de, onun kılıcını mı sallar acaba?..
Galiba öyle!..
Öyle olmasa;
Bu kadar doğranır ve böylesine parçalanır mıydık?..
İbretlik vaka
CHP cephesinde değişen bir şey yok... Dün de TRT Genel Müdürü Şenol Demiröze
takmışlar kafayı... Onun, Gülbeddin Hikmetyarla olan fotoğrafını sallamışlar
kameralara!..
Gülbeddin Hikmetyar kim?.. Afganistan eski Devlet Başkanı... Şu anda da,
ülkesinin işgalden kurtulması için mücadele veren bir adam... Ama CHPliler,
terörist diyorlar ona!..
Şu hale bakın; solcu CHPliler Amerikan ağzıyla konuşup, Hikmetyar gibi bir
adama terörist yaftası asabiliyor!..
Aynı CHP, İncirlikteki ABD işgaline karşı atıp, tutuyor!.. Bu CHP, gerçekten
ibretlik vaka!.. Çözebilen varsa, beri gelsin!..
Hasan Karakaya 23 Ocak 2004 Vakit