İsrail’le hâlâ dost muyuz?

Sabah namazı çıkışında tekerlekli sandalyeye bağımlı 68 yaşındaki bir insana 3 füze..
Ve 7 kişi ile birlikte HAMAS’ın dini lideri şeyh Ahmed Yasin’in şehadeti.
Ya failler?
Failler; kimseden çekinmeyen, kendilerini gizlemeye bile ihtiyaç hissetmeyecek kadar arsız bir yönetimin askerleri. Açık açık ilan ediyorlar: “Biz öldürttük. Bizim helikopterlerimizden atılan füzelerle öldürüldü.”
Ferdler, tek başlarına veya birkaç kişi ile birlikte oluşturdukları örgütlerle hukuk dışı eylemler yaptıklarında “terörist” damgasını vurup, suçlarız.
Bunlar bulunduklarında yargılanır, mahkûm edilirler.
Ya hukuk dışı eylemleri gerçekleştirenler, devlet şeklinde organize olmuş topluluklar ise?
Onları niçin yargılayıp, mahkûm etmiyoruz?
En azından o terör eylemini gerçekleştirilmesini emreden devlet yöneticileri yargılanıp, mahkûm edilemezler mi?
Edilir ama, suçlanan Müslüman bir ülkenin yöneticileri ise...
Hatırlarsınız; Libya, bir ABD uçağını düşürmeyi planladığı iddiasıyla, yıllar süren ambargolarla karşılaştı... Yıllar süren ambargo sonunda; (katkısı var-yok) eylemi kabul etti ve trilyonlarca lira tazminat ödemek zorunda kaldı.
Libya’yı mahkûm etmek kolay..
Ya terör eylemini gerçekleştirdiği iddia edilen İsrail ise!
Hatta iddia edilen de değil, kendi beyanları ile “Biz yaptık” açıklamasını pervasızca dile getiren katiller, sözümona bir devletin yöneticileri ise? Kısacası karşımızdaki katiller İsrail’in Başbakanlık koltuğunda oturanlar ise...
Niçin uluslararası kuruluşlar harekete geçip İsrail’e ambargo koymayı düşünmezler... Terör eyleminin emrini verenleri Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılama sürecini başlatmazlar...
Bırakın bu müeyyidelerin uygulanmasını, “hukuk devleti” olduğu iddiasındaki büyük devletler tarafından bu teröristler bir de desteklenip, işbirliği her geçen gün daha da artırılır?
Onları da bırakın, halkı Müslüman olan ülkelerin yöneticileri tarafından, bu terörist eylemleri düzenleyenler nasıl dost olarak görülür?
Sözüm; Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticilerine..
Alenen bir terör eylemini düzenleyip, arkasından da sıkılmadan üstlenen İsrail’in yöneticilerine gösterilecek tepkiyi, Dışişleri Bakanlığı’nın kıytırık bir kınaması ile mi geçiştireceksiniz?
Ertesi günü hiçbir şey olmamış gibi “dost ve müttefik ülke” açıklamalarıyla yolunuza devam mı edeceksiniz?
Savaş uçaklarınızı, bu terör eylemlerini düzenleyen devletin askerlerine mi modernize ettireceksiniz?
Tanklarınızı, sivil insanlara füzelerle saldıran bu teröristlere mi yenileteceksiniz?
Konya’nın hava sahasını, bu terörist eylemleri daha rahat yapabilmeleri için, İsrail uçaklarının eğitim uçuşlarına açmaya devam mı edeceksiniz?
Hâlâ üç kuruş için Manavgat’ın suyunu bu teröristlere mi satacaksınız?
Herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Kimse Türkiye’den, İsrail’e karşı savaşmasını istemiyor.
Ama en azından Türkiye, camiden çıkan insanlara bile saldıran bu terör devleti ile ilişkilerini kesmelidir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuruyeti’ni tanımayan bu terör devletini, Türkiye de bundan böyle tanımadığını ilan etmelidir.
Ve köşebaşlarını tutan dürüstlük timsali (!) gazetecilerimiz, aydınlarımız, televizyoncularımız, 11 Eylül eylemi sonrasında Müslümanları her köşede sıkıştırıp, “11 Eylül eylemini kınar mısınız? Bunun terörist bir eylem olduğunu söyler misiniz” diyenler, şimdi gidip İsrail Büyükelçisini toplantılarda sıkıştırıp sormalı: “Bu eylemi kınar mısınız? Bu terörist bir eylem değil midir?”

Ali Karahasanoğlu 22 Mart 2004 Vakit