İslâm topraklarında Amerikan kayırıcıları

Amerika denildiğinde hep aklıma Haçlı orduları gelir. Çünkü Amerika, Haçlı ordularının günümüze yansıyan organizeli misyonunun adıdır.
Amerika, temeli Firavun’a dayanan Batı’nın keşif koludur, öncü kuvvetidir. Amerika bütün icraatlarıyla Haçlı ordularını temsil etmektedir. Bunu görmemezlikten gelmenin hiçbir anlamı yoktur. Bakınız Rolf Winter , “Küstah Amerika” adlı eserinde şunları kaydediyor: “1976 yılına kadar ‘Amerikan Haber Alma Servisi’nin dış ülkelerdeki hükümetlere darbe girişimlerine katılmalarına veya bunu bizzat gerçekleştirmelerine ve ihtilalleri gerçekleştirmek için devlet başkanlarını veya askeri liderleri öldürmelerine başkanlık adına izin veriliyordu. Başkan Ford ‘idari bir emirle’ resmi olarak adam öldürmeyi yasaklamadan önce ‘Merkezi Haber Alma Servisi’ (CIA) bu imkânlardan fazlasıyla yararlanmıştır.
1989 yılının sonunda CIA başkanı William H. Webster, ‘Washington Post’un birkaç muhabirinin, Bush hükümetinde global olarak faaliyet gösteren organizasyonlarının hangi kurallara göre hareket ettiği hakkında bilgi almayı amaçlayan röportajını kabul etti. Mr. Webster ilk olarak, Birleşik Devletler’in, dünyanın her ülkesinde –hükümetin katılımı olmaksızın veya sadece haberdar olmasıyla- insanları tutuklama, ‘adam kaçırma’ ve Birleşik Devletler’e getirme salahiyetini kendisi için istediğini açıkladı. İkinci olarak, ‘politik bir liderin ölümü bir ihtilalin açıklanmayan amacı olduğu sürece’, CIA’nın bugün de geçerli olan talimatlara göre dış ülkelerdeki ihtilal girişimlerini desteklediğini ifade etti. Mr. Webster, ‘elbette ki ihtilal sırasında bir devlet adamının yanlışlıkla öldürüldüğü yabancı ülkelerinde CIA darbelere yardım edebilir’ diyerek son cümlesinde düşüncesini açıkladı.
Peki ya devletlerarası hukuk? Ya bir ülkenin, yabancı devletlerin karışamayacağı iç meseleleri? Ya bir ülkenin dışarıdan bir başkana, adam kaçırmaya veya ABD’nin girişimlerine tahammül edilemeyen hakimiyeti? Bunlar, 20. yüzyıl sonunda Amerika’da ortaya çıkan hilesiz sorulardır. ABD, kendi anlayışına göre, devletlerarası hukukun üstünde bir yerde bulunuyor. Bu hakimiyeti, bir ülkede adam kaçırmaya kadar uzanmaktadır.
Emperyalizme karşı bir protestonun oluşmaması, Amerikan devrinde gittikçe artan bir Amerikan küstahlığını yaygınlaştırmıştır.”
Dikkat edilirse, Amerika, başka ülkelerin içişlerine karışan, adam kaçıran, emellerini gerçekleştirmek için başka ülkelerde kanlı ihtilaller gerçekleştiren haksız ve hukuksuz bir katildir. Amerika dün böyle bir katil olduğu gibi, bugün de böyle bir katildir. Günümüzde Amerika “Afganistan İslâm Devleti”ni yıkmış ve Afgan halkını birbirine bırakmıştır. Irak’ı işgal etmiş, tarihi değerlerini talan etmiş, halen Müslüman Irak halkına kan kusturmaktadır. Afganistan’da, Irak’ta her gün Müslüman kanı akmaktadır. Bu kanı akıtan ve akmasına sebeb olan Amerika’dır. Niçin diyeceksiniz, hemen izah edeyim. Bakınız Batı’nın iki ekmek kapısı vardır. Bunlardan biri silah sanayi, diğer ise ilaç sanayidir. Bu iki kapının sürekli açık tutulup çalışması için savaşların olması şarttır. Savaşan halklar bulundukça hem silah sanayi ve hem de ilaç sanayi çalışacak Amerika ve Batı da gıdalanmaya devam edecektir. Bu nedenle diyoruz ki; Amerika dünyada savaşların bitmesini istemez. Bizzat savaşları kendisi çıkarır. Şunu bilelim ki; kendilerini hukuk ile mukayyed görmeyen kralların, diktatörlerin, devletlerin müşterek icraatları, ifsad ve fesaddır. Rabbimiz haber veriyor:
“Dedi ki: Şüphesiz melikler/hükümdarlar bir şehre girdiklerinde onu ifsad/harab ederler.” (Neml Suresi/34)
Bu ayet-i kerîme’nin ışığında düşünelim: Amerika’nın girip de ifsad etmediği, harab etmediği hangi ülke vardır? Amerika, asrımızın en büyük katili, en büyük teröristidir. Bu katilin yanında yeralan, yayılmacı politikalarını destekleyen kişi ve kimseler, kurum ve kuruluşlar, hükümet ve devletler, bu teröristin suç ortaklarıdır. Dolayısıyla İslâm topraklarında Amerikan sevgisini Müslüman halkların gönlüne yerleştirmeye çalışan şahıslar, hükümetler, dernekler, parlamentolar, Amerikan kayırcılarıdır.
Talancı, soyguncu ve sömürgerci katil Amerika’yı rahatsız eden Müslümanlardan rahatsız olup nefret edenler, ağlayan ve ağlatan hocalar da olsalar Amerikan kayırıcılarıdır. Hakeza İslâm topraklarında katil Amerika’nın yayılmacı politikalarına zarar veren mü’minlere karşı milyonları yürüyüşe çağıranlar da, İslâm topraklarında ortaya çıkmış olan Amerikan kayırcılarıdır. Altını çizerek diyoruz ki; gerek sözlü ve gerekse fiili olarak katil Amerika’dan yana ortaya konulan her tavır, mazlumlara, mahrumlara ve mustaza’flara sıkılan bir kurşundur.
Halkı Müslüman veya halkından Müslüman olan ülkelerde vakti gelmiş ve tehir edilmesi nâmümkün olan anın vaciblerinden birisi de, katil Amerika’ya karşı hukuk zemininde kalarak milyonların yürüyüşe geçmesidir. Müslüman anne ve babaların çocukları olan Başbakanlar, Başbakan danışmanları da bu yürüyüşe katılmalıdırlar. Çünkü Irak’ta, Afganistan’da katil Amerika’nın yaptığı zulümler tarihin hiçbir devresinde yapılmadı. Haçlı orduları bile bu kadar yapmadı. Irak’ta Müslüman kadınların yatak odalarını Amerikan askerleri kontrol ediyorlar. Amerika, yapmış olduğu bu zulümlerini, haksızlıklarını kamufle etmek için zaman zaman arka planında yer aldığı birtakım olayları da İslâm ve Müslümanlar adına gerçekleştirmektedir. Masum hedeflere yönelik İslâm adına Müslümanların eliyle gerçekleştirilen saldırılar, İslâm’ın ve Müslümanların imajlarını kötü göstermeye matuf saldırılardır. Bu saldırılar firasetle tahlil edildiği zaman arka planında Amerika ve onun Ortadoğu karakol görevlisi İsrail’in olduğu görülecektir. Müslüman bir insan, masum hedeflere saldırı düzenleyemez. Çünkü İslâm dinin ilkeleri buna müsaade edemez. İslâm topraklarında taşı atanın değil, attıranın düşman olduğunu unutanlar, bu gerçeği idrak etmezler ve Amerikan kayırıcılığını yapmaktan da kendilerini alıkoyamazlar. Elbetteki İslâm topraklarındaki Amerikan kayırıcılar da en az katil Amerika kadar tehlikelidirler! Allahû Teâla bizi ve bütün Müslümanları Amerikan kayırıcılarının şerrinden muhafaza eylesin.

MUSTAFA ÇELİK 12 Nisan 2004 Vakit