“İslâm içi savaş”ta “taşeron” kim?

Önce şu üç paragrafı dikkatli okuyalım:
(Küresel aktörlerin başlatıp yönlendirdiği tartışmanın adresi, on yıldır, Müslüman ülkelerde yürütülen kamuoyu çalışmalarına, eğitim üzerindeki dönüştürme programlarına ve enformasyon dayatmasına dikkat edince ortaya çıkıyor. Yerli oryantalistlerin taşeronluğunu yaptığı bu söylemin, giderek Müslüman ülkeleri ciddî siyâsî ve güvenlik krizine sokacağı bir gerçek.
(Mısırlı yazar Fehmi Huveydi, Ramazan ayında yazdığı yazılarda, ABD’nin Mısır gazetelerine ve yazarlarına yaptığı maddî yardımlara dikkat çekti. Huveydi, Soğuk Savaş dönemindeki kültürel savaşın şimdi İslâm dünyâsına kaydığını ve ABD’nin İslâm dünyâsında “beyin yıkama” operasyonuna giriştiğini yazdı.
(ABD’nin, 2002 Eylül’ünde “Müslümanın Müslüman ile yüzleşmesi” vey⠓İslâm içi savaş” adı altında yeni stratejisini ortaya koyduğunu belirten Huveydi, ABD’nin Batı ile İslâm arasında kavga yerine “İslâm içi kavga”yı körüklemek için basını kullandığına, “Vahhâbî İslâmına karşı Ezher” müessesesini kullanmak istediğine, ancak teklîfin reddedildiğine, yeni ABD stratejisini benimseyenlerin, karşı çıkan yazarları “Arap Tâlibânlar” olarak suçladıklarına dikkat çekti.) (İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 4 Aralık 2003)
Yazıyı dikkatli okudunuzsa, Mısırlı Huveydi’nin aktardığı tezin korkunçluğunu fark etmişsiniz demektir. ABD’nin Mısır’da yapmaya çalıştığı şey, acabâ bu ülkede de aynen uygulanmıyor mu? Yazıdaki “Ezher” kelimesi yerine “İlâhiyat” vey⠓Diyânet” kelimelerini koysak, acabâ örtüşmez mi?
Müslümanlara karşı alenen bir Haçlı Seferi başlatan ABD’nin bu iş için milyonlarca dolar dağıttığını bilmeyen kaldı mı? Son Irak Harbi öncesi Türkiye’de de basındaki kalemşörlerine verilmek üzere iki yüz milyon dolar dağıtıldığı yazılıp çizilmedi mi? Kimdir bu ABD taşeronları?
Sayın Karagül, “taşeron gazeteciler” ara başlığını kullanmış. Bu da yanlış olmamakla birlikte, “taşeron” sınıfına burada da girenlerin meslek dağılımları farklılık arz ediyor. Diplomalı din adamları, prof. unvanlı akademisyenler, cemiyetin “din adamı” ve hatt⠓evliy┠sandığı isimler, hâliyle bizim mesleğin saygın isimleri gibi kalabalık bir kadro hâlinde çalışılıyor. İslâm dininin “adı” kalacak, ama içi Haçlı merkezlerce doldurulacak! Taşeronlar da habire omuz vuruyorlar, Allah’ın dinini törpülemek için ömür tüketiyorlar.
Bizim elimiz kolumuz bağlı olduğu için seyrediyoruz, elimizden seyretmekten başka bir şey gelmiyor; ama Rabbü’l-Âlemîn de bütün bu olanları görüyor, biliyor! Bu oyun tutar mı dersiniz?
Nemrud’un, Firavun’un, Süfyan’ın oyunları tutsaydı, belki...
 

Mustafa Kaplan 24 Aralık 2003 Vakit