İmam-Hatip’ler Bahane,Gönül İslamDüşmanlığı İster!
İmam-Hatip okulları tarihi ne gariptir ki, tek
partili dönemde 1948´de İsmet İnönü zamanında başlamıştır, fakat o gün bu gün
dertleri çileleri bitmemiştir. Hemen hemen her dönemde sahip çıkanlar olduğu
gibi karşı çıkanlar olmuştur. Şunu açık söyleyebiliriz ki, İHL´ere her halükârda
halk sahip çıkmış, binasını yaptırmış çocuğunu göndermiştir. Onun içindir ki,
halkın içinden geldiği için halk taraftarıdır, millet kendinden bilir. Devleti
ise İHL´yi ikinci sınıf vatandaş sayar. Bu yüzden halkın „Yanındayım!“ dese
devlet dışlıyor, „Devletle beraberim!“ dese devleti kabul etmiyor.
Devlet İHL´den şunu ister, aklın önüne vahyi
koymasın, helal-haram ayırımı yapmasın, güzel-çirkin demesin, iyi-kötü sınırını
bildirmesin, „Bizim iyi dediğimize iyi desin, yaşayışını bize uydursun!“ İHL´i
ise vahyin ışığında akıl kullanılsınla yola çıkarak haram-helale riayet edilsin,
ahlak ölçülerine uyulsun gibi saf ve güzel hasletlere sahiptirler. Ne yazık ki,
bu duygular bazı kesimler tarafından hep kötü ve düşman olarak telakki edilmiş
ve her fırsatta İHL´lilerin imamlık dışındaki okullara veya mesleklere girmeleri
engellenmiştir. Kaderin cilvesine bakın ki, bugün ülkenin başında bulunan Recep
Tayyip Erdoğan bile bir İHL´dir.

İşte İHL´lerin şu sıralarda yeniden
tartışımasının altında belki de bu yatmaktadır. Bilindiği üzere şu anda
iktidarda bulunan AKP hükümeti mütedeyyin insanların oylarını almış ve bu
insanlar için bir umut olmuştur. Her yönüyle kokuşmuş bir sistemi kenarından
köşesinden düzeltmeye çalışmanın zorluğu herhalde bundan kaynaklanıyor. İşte
hükümetin şu aralar YÖK ve meslek liselerini kapsayan İHL´lerle yapmak istediği
bazı değişiklikler asıl iktidar sahibi olan kesimleri rahatsız etmiş olacak ki,
bir kaşık suda fırtına kopartıyorlar.
İşte kemalist düzenin kaburgasını, omuriliğini oluşturan YÖK gibi kuruluşlar
zorlanınca büyüklerinden destek ve yardım istediler. İşte talep edilen yardım
anında geldi ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından istenilen açıklamalar yapıldı.
İşte bunlardan biri geçtiğimiz hafta Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ
Irak´a asker göndermeyle ilgili brifing verdiği bir toplantıda gazetecinin bir
suali üzerine hükümetin İHL´lerle ilgili tasarısını anlayamadıklarını, 5000
talep olan kurumdan niçin 25 bin kişinin eğitildiğini, bunu anlamakta
zorlandıklarını belirtti. 28 Şubat döneminde bir kısım medya olarak
vasıflandırılan bazı köşe yazarları 28 Şubat dönemindeki şiddetle olmasa bile
hükümete haddini bildirdiler.
Bu arada şunu da belirtmekte fayda var: Aslında
iki kesim de bu davranışlarıyla mesajlar vererek oyunu kuralına göre mi
oynuyorlar diye insanın aklına bazı sualler takılıyor. Bir taraf „Siz bizi
seçtiniz, çözmeye çalışıyoruz!“ imajı verirken, bir taraf da „Hiç kimse
korkmasın, bu rejimin bekçileri biziz!“ diyerek mesaj veriliyor. Her fırsatta
söylüyoruz: AKP hükümeti kemalist rejime taze kan verdiği gibi, belki de ömrünü
biraz daha uzattı!
Aslında rejim 1948 yılında
İmam-Hatip-Okullar´ını bir sübap amacıyla açmış olsa da halk İHL´ri çocuklarının
meslekten ziyade dinini öğrenmesini istediği için sahip çıkmış ve hâlâ daha bu
tutumunu sürdürmektedir. Halkın bu davranış ve tutumundan öteden beri rahatsız
olan kesimler, bu talebelerin devlet kademelerine gidebilecek her yolu tıkamak
için uğraş vermişler ve vermekteler.
Burada ortaya çıkan iki husus var: Birincisi
halkın dinine bağlılığı, ikincisi ise bu kurumlarda eğitim gören talebelerin
rejimi yıkma ihtimali! İşte bu fobi ve korkulardan dolayı rejimin bekçileri
bazen açık bazen gizli İslam düşmanlığı yapmaktadırlar.
İşin en acı yönü ise, belki de dünya üzerinde kendi halkına güvenmeyen, kendi
halkının saygı duyduğu değerlere saldıran düşman kesilen bir ikinci devlet
göstermek zor!
Ama bütün bunlara rağmen biz davet etmeye mecburuz, çünkü onların hasta olduğunu biliyor ve inanıyoruz!
Asr-ı Saadet