"Her şey yolunda mı? "
Aslında her şey kendi mecrasında akıp gidiyor.. Hayat bir imtihan..
Biz, Âhirzaman Peygamberinin ümmetiyiz. Benim dedem, 1. Dünya Savaşını gördü;
babam, 2. Dünya Savaşı yıllarında askerdi. Belki ben ya da çocuklarım yeni bir
dünya savaşını yaşayacaklar.
TV ekranlarından izlediğimiz de belki bu zaten. Biz tarihin yaşayan
tanıklarıyız. Her şey biz yaşarken oluyor.. Biz yaşarken kuruldu AB, biz
yazarken vuruldu ABD. Biz yaşarken dağıldı Sovyetler Birliği, biz yazarken gök
delindi, ozon tabakası eridi. Biz yaşarken internet keşfedildi. Biz yaşarken
işgal edildi Afganistan ve Irak. Biz yaşarken genetik devrim gerçekleştirildi..
Uzayın derinliklerine girildi. Biz yaşarken dünyayı 100 kere yok edecek kadar
nükleer silah geliştirdi ülkeler.
Biz yaşarken oldu bütün bunlar. Şimdi kimileri Armegedondan, kimileri Melhame-i
Kübradan söz ediyor. Mehdinin orduları ile Armegedon savaşçıları, Hz. Ademin
mezarı çevresinde savaşıyorlar..
Biz yaşarken Kudüsü işgal etti siyonistler. Ve belki de biz yaşarken yıkılacak
Mescidi Aksa! Biz yaşarken vurulacak Mekke ve Medine.
Bütün bunlar belki de biz yaşarken olacak.
Bütün bunlara hazır mısınız? Kimi Mehdiyi, kimi Mesihi bekliyor. Deccal ölüm
kusuyor üstümüze.
Nasıl bir dünya bu ki, dünya servetinin yarısı tek başına 300 milyonluk
Amerikanın..
Nasıl bir dünya ki bu, dünya nüfusunun yarısı, 270 milyonluk Rusyanın
topraklarınınn yarısı kadar bile değil? Nasıl bir dünya ki bu, önümüzdeki beş
yıl içinde Afrikada yaşayan insanların yarısı, AİDS salgın hastalıklar, açlık
ve iç savaş yüzünden ölecek?
Bütün bunlar biz yaşarken oluyor.. Unutmayın, hiç kimse dünyada olup biten
şeyleri görmemezlikten, duymamazlıktan, bilmemezlikten gelme hakkına sahip
değildir. Bu dünyada yaptığınız ve yapmanız gerekirken yapmadığınız,
söylediğiniz ve söylemeniz gerekirken söylemediğiniz her şeyden hesaba
çekileceksiniz..
Ekolojik felaket önümüzdeki on yılda dünyayı yaşanılmaz hale getirebilirmiş.
Hele de eğer Çin ve Hindistandaki ekonomik büyüme ve tüketim böle devam
ederse.. Dünya sular altına kalabilecek..
Ne yapacağız?
Sürdürülebilir bir kalkınma modeline, üretim ve tüketim ilişkilerine ihtiyacımız
var..
Bugünkü sonuçları hazırlayan gelişmeler 300 yıl öncesine dayanıyor. Sanayi
devrimi, Fransız devrimi, kapitalizm, sosyalizm, faşizm ve bugün.
Batının bugünkü zenginliği, refah ve mutluluğunun arkasında sömürü ve yağma
var. Kızılderililerin kanı, kara derililerin gözyaşları ve sarı ırkın çalınan
alın terleri üzerine kurulmadı mı bu uygarlık?
Dünyaya iki dünya savaşı armağan etmediler mi? Irk diktatörlüğü temeline dayanan
Faşizm ve Sınıf diktatörlüğü onların gayri meşru kabul ettikleri çocukları değil
miydi?
Ve işte şimdi geldiğimiz nokta. Ulus devlet kavramı çözülüyor. Vatan kavramı da
öyle..
Batı AB ile bir ayağa kalkma çabası gösterse de, kavram ve kurumları ile Batı
çöküyor.
ABD, Irakta tam anlamı ile batağa saplandı. Bu sonuç, ABDnin askeri bir
başarısızlığından, siyasi başarısızlığından öte uygarlık projesinin iflası
anlamına gelmektedir.
Onlar muzaffer gibi gözükseler de ölümcül bir darbe aldılar..
ABD, Batının bir geminin direğine tırmanarak yükseldiğini zannediyor.
Temelde Batı çöküyor. Tarihin sonu diyorlardı, Medeniyetler arası bir çatışmadan
söz ediyorlardı. Bu sorunun kendi zaferleri ile çözüleceğini düşünüyorlardı.
Güçlerinin zirvesinde yenilgiyi tadıyorlar.
Her şey yolunda. Yenilgi gibi görünen bir zafer yaşıyor Ortadoğu.. Daha birçok
yenilgiler ve zaferler var sırada. Kan, acı ve gözyaşı ile yıkanacak anlaşılan
bir kez daha sıcak çöl kumları. Bana kalırsa son gülen iyi gülecek ve mazlumun
ahı yerde kalmayacak..
Bu tehlikeli süreçte daha çok bilgiye, sevgiye ve cesarete ihtiyacımız var. Her
zaafımız bu işin kan ve can maliyetini artıracaktır. Görevimiz ertelenemez
önceliktedir..
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Her yokuştan sonra bir iniş vardır ve
gecenin en karanlık anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Kul sıkışmadan
Hızır yetişmezmiş.
İnanın her şey yolunda. Allah sizi yeryüzünün vârisleri kılmak istiyor. Sizin
ellerinizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek istiyor. Ne mutlu
size. Siz şafağın bekçilerisiniz. Barış güvercini sizin yüreğinizden hayat
bulacak Ortadoğuda.
Gönlümüz bir Hira mağarası bizim. Güneş bizim tepemizden doğacak.
Selâm ve dua ile...
Abdurrahman Dilipak 07.06.2004 Vakit