Hep rüya görüyoruz
Basının, yıllardır üzerinde
durduğu başörtüsünde; kimi inanca hizmet edilmelidir diyerek, başörtüsünün
inanç meselesi olduğunu söyler. Kimi, başörtüsü rejim meselesidir, ısrar
edilmesi rejime başkaldırıdır diye algılar. Kimi de, bugünkü hükümetin yumuşak
karnıdır diyerek meseleyi sürtüşme zeminine kaydırır. Bu hengamede ne söylersek
boşa gidiyor. Söyleyince yasakçılar ayağa kalkıyor, başörtüsünü bahane ederek
inanca saldırıyor. Suçlamamız gerekirken biz suçlu oluyoruz. Zulüm! diyemiyoruz.
Mecburi mazlumları oynarken dayatmacılar gülüyor, tehdit ediyor, elindeki
güçleri mengene gibi kullanıyor.
Sıkıştırılmış toplum olduk. Genç kızlarımızın sitemini bile duyamaz olduk,
yüzlerine bakamaz olduk. Demokrasinin var olduğu söylenen ülkemizde bizi neden
kandırıyorsunuz? sorularından kaçar olduk. Boş laflarla gemiyi yürütme
ithamından korkar olduk.
Torunumdan utanıyorum: Her gözüme bakışında idealizmi bana sen öğrettin,
başörtüsünün Allahın emri olduğunu sen bildirdin? Okulumdan alan da sensin.
Şimdi ben mağdurum. Senin kalemin mağdur mu ki, benim derdimle dertlenmiyorsun.
Bana verdiğin ideal ne oldu? Derdimle niçin dertlenmiyorsun? Bizim için basında
mücadelen ne? Kaç defa yazdın?
Artık söylemiyor. Acı acı bakıyor. Bu tavırları beni kahrediyor. Ne
söyleyeceğimi, kimden yardım isteyeceğimi bilemez oldum. İllegal tebessümlere
iltifat etmeyince, İmam-Hatipli Başbakandan meded umar olduk. O da iş kıvamında
iken üzerine gitmedi. Bugün yarın derken işi sulandırdı. Yeni muhtıra, fişleme,
diş gösterme ile karşı karşıya. Seçim ona güç verse de hadise değişmeyecekti.
Tek umudu Kıbrıs ve ABye giriştir. Başaracağından şüpheliyim. Yani eski hamam
eski tas. İki ileri bir geri git gel. Dahasından da korkar oldum. Darıya
giderken evdeki bulgurdan olmaktan korkuyorum. Nasıl mı?
İçeride ipleri gevşetti. Dışarıdakilerde teslim aldı. Daha iyisini sunma
provasında, Kıbrıs, AB derken Ortadoğu planları ortaya sürülebilir.
Yaldızlayarak AK Partinin önüne gelebilir. AK Partinin Müslüman görünümünü
kullanarak, Ortadoğu ülkelerine referans yapabilirler. O İslâm dışı rejimlerde
vazifelendirilebilir.
Bu zaman kurtuluş zamanı olabilir. Milletin üzerindeki kambur yok edilebilir.
Demokrasiye dönüş sağlanabilir. Dişler kırılıp, muhtıralara son verilebilir.
Çünkü! Ortadoğunun ilk ayağında, ABDnin planında, ABnin isteklerinde AK Parti
var. Tatbikini de AK Parti ile düşünmektedirler. AK Partisi rüyalarının
sevgilisidir. Bunu ezdirmezler. İşleri bitinceye kadar ihtilâl yaptırmazlar.
Benim meseleme gelince; başörtüsünü siyasi simge gösteren gazeteler
çoğunluktadır. Bu çokluk, aslında dine karşı olanlardır. Mücadeleleri dinledir.
Başörtüsü değildir, inançtır. Bunlara karşı tavrımız karşılarına çıkmaktır.
Gazeteler olsa kolay da, güdenlerin güçlerine gücümüz yetmiyor. Geriye; gasb
edilmişliği, sürüngenliği, pısırıklığı ve de korkaklığı kabul etmektir. Bu ise
mağlubiyeti kabul etmektir. İnancın mantığına aykırı olan bu durum kabul
edilemez. Senin yaşam hakkın kadar bizim de yaşama hakkımızdır. Deme gücüne
sahip oldukça hiçbir şeyi kabul edemeyiz.
Zamanın hareketlerinden ibret alınsa ya! Her şeyden önce; güçlerin yerini akıl
aldı. Akıl da yerini müşterek menfaatlara bıraktı. Hak hep galip geldi. Dünyada
hakkını arayıp da alamayan var mı? Güneş kadar açık olan hakkımız ve
haklılığımız var. Neden mağduruz? Neden hakkımızı alamıyoruz? Hak bildiğimiz
yolda sadık ve samimi değiliz. Hep başkası yapsın biz yatalım diyoruz. Uykuda
olan da ne ekmek yer ne de su içer. Hep rüya görür.
Duran Kömürcü 13 Mart 2004
Vakit