Hedef şaşırtmaca

Alarmın kırmızısı da, sarısı da masonlar için kalkmış gözüküyor. Kendilerini iyice emniyete almış olmalılar ki, artık gizlenmeye bile lüzûm hissetmiyorlar. Bir bebeğe Kur’ân öğretmeye kalkan kişi jandarma baskınına mâruz kalırken, Türkiye, mason vatandaşları için bir sükûn ülkesi oldu.
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası, Ankara’da bir Cumhuriyet Balosu tertiplemiş. Büyük Üstadları Demir Savaşçın söze şöyle başlamış:
“Cumartesi günü bütün Türkiye’den masonlar Anıtkabir’e koştu. Bir de ne görelim, YÖK Başkanı, büyük kardeşimiz sayın Kemal Gürüz ve Türk gençliği de oradalar. İşte bu masonluğun birleştirici rûhudur.” (Vakit, 28 Ekim 2003)
Ne tesâdüf değil mi? Masonlar Anıtkabir’e giderken, Gürüz ve avanesi de oradalarmış! Ellerinde “Ordu göreve” pankartı taşıyan gençler de meğer masonluğun birleştirici rûhu sâyesinde oradalarmış! Olabilir, ne yâni tesâdüf olamaz mı?
Savaşçın’ın büyük bir derdi de varmış. Demiş ki:
“Bağnaz ve yobaz fikirliler, çocuklarını da alıp dergâha gidiyorlar. Çok küçük yaşlarda çocuklarını eğitmeye başlıyorlar. Ama biz masonlar ne yapıyoruz? Biz yavrularımızı ihmâl ediyoruz.” (agg)
Ölümü öpsün ki bu sözlerine inanmadım. Zîrâ, Türkiye’nin bütün çocukları onların sayılır. Tinerciler, popçular, topçular, tüyü bozuklardan cinsi bozuklara kadar bilcümle onların eserleridir. Sinemalarından tiyatrolarına, radyolarından televizyonlarına, gazetelerinden dergilerine kadar her yerde; mektep sandalyelerinden kışla kürsülerine kadar her yerde onlar ön plânda değiller mi? Öyleyse, seksen senelik eğitimin mahsulü olan çocuklarımız onların sayılmaz mı?
Üzülmelerine gerek olmadığını sanırım kendileri de anlamışlardır!
Baloda, Atatürk’ün kıyâfetlerinin kadın mankenlere giydirilerek masonlara seyrettirilmesinin hikmetini anlayamadım. Acabâ bir şey mi îmâ ettiriyorlar; yoksa mason localarını kapattıran Atatürk’ten zımnî intikamlarını mı alıyorlar?
Ben iki tarafın da yanında olmadığım için sorumda mâzurum. Ammâ, karanlık izbelerden “ışık” loşluğuna yükselen mason vatandaşlarımızın hedef şaşırtmak istediklerini düşünüyorum. Yoksa benim yanılma hakkım yok mu?
 

Mustafa Kaplan 10 Kasım 2003 Vakit