"Güçlü devlet, sonunda kendini yok eder!"

Atalarımız, “haddinden fazla şiddet, gayedeki hikmeti yok eder” demişler ya, galiba eksik söylemişler... Çünkü, “haddinden fazla” şiddet, sadece “gayedeki hikmeti” değil; aynı zamanda “göz”leri de “kör” ediyor!..

İşte gördünüz;

“Gözü dönmüş Bush oğlu Bush’un çocukları”, en sonunda Hz. Ali (ra)’nin türbesini de “top ateşi”ne tutup, büyük hasar verdiler!..

Demek oluyor ki;

“Ecel”leri yaklaştı!..

Öyle ya;

“Eceli gelen it, cami duvarına siyer”miş!..

İnşaallah, bunların da sonu geldi!..

Yaptıkları “katliam”dan dolayı adam gibi “özür” dilemek varken, kalkmışlar, “cinayet”lerine kılıf uyduruyorlar:

“Militanlar, orayı silâh deposu haline getirmişti!”

Yalan!..

Hem de “mahmuzlu” yalan!..

Zaten, hep “yalan” söylüyorlar!..

HEM CİNAYET, HEM

YALAN MAKİNESİ!

Yahudi asıllı Amerikalı Nick Berg’in “boğazını kesen” de Amerikalılardı!..

Ama, Zerkavi ve adamlarının üzerine attılar bu iğrenç cinayeti!..

Ne var ki;

“Foya”ları çok çabuk çıktı ortaya...

Diğerleri neyse de, “2 şeyi” unutup, kendilerini ele verdiler:

Bir;

Nick Berg’in, “Iraklı esirlere giydirilen kırmızı renkli elbisesi”ni çıkarmayı unuttular!..

İki;

Berg’in kafasını kesen CIA veya MOSSAD ajanının parmağındaki “altın yüzüğü” çıkarmayı!..

Evet, “yalan”ları çabuk çıktı ortaya ve kesinlikle “montaj” olan bu kasetle “suçüstü” oldular!..

Tıpkı, diğer “yalan”larında da suçüstü oldukları gibi!..

Lâfımı, sakınmadan söyleyeceğim... Bu işi yapanlar, “Dallas”ın ürünleri!.. Bunlar “Ceyar”ın çocukları!..

Hatırlarsınız;

Dallas dizisinde, öyle bir “çağdaş yaşam biçimi” vardı ki, “kimin eli, kimin cebinde belli değil”di!..

Sorarım size;

Böyle bir “yaşam biçimi”nden “sağlıklı bir nesil” yetişir mi?..

Yetişenler ortada:

“Anaları belli, babaları yüzelli!” bir sürü fırlama!..

Bu “piç”lerden, hiç “merhamet” beklenir mi?..

Bu “babası belirsiz”lerden, “iyilik” ve “doğruluk” beklenir mi?..

Gördünüz işte;

Bir “düğün evi”ni bombalayıp, “ölü evi”ne çevirdikleri mekânda “45 kişi”yi katlettiler!..

Sonra da; utanmadan ve büyük bir “devlet fahişeliği” içinde kırıtıp, sırıtarak “inkâr” ettiler:

“O bölgede düğün olduğuna dair bir ipucu yoktu!.. O bölgede teröristler saklanıyordu!”

Ne bekliyordunuz?..

“Doğru”yu söylemelerini mi?..

O evden bir “müzik aleti” çıktığını, çalan müziğe uyup, düğün evinde oynayan çocukların “video görüntüleri”nin bulunduğunu kabul ve itiraf etmelerini mi?..

Yoksa, “özür” dilemelerini mi?..

Söyleyin Allah aşkına;

“Ceyar’ın... Bush oğlu Bush’un... Rumsfeld’in... Şaron’un çocukları”ndan hiç “doğruluk” çıkar mı?..

Hem, “hayvan”ların “özür” dilediği nerede görülmüş?..

“Tohum” ne ki, “ürün” insana benzesin!..

Böyle bir “tarla”dan, çıksa çıksa; ya “IQ düzeyi düşük” geri zekâlılar çıkar, ya da “tecavüzcü ve işkenceci sapık”lar!..

Veya;

Yalan ve cinayet makineleri!..

“Baba eli” tutmamış ki, “saygı” bilsinler!..

“Ana kucağı” görmemişler ki, “sevgi ve merhamet” bilsinler!..

Hayır;

“Bir ana, bir babadan olma” bir insan, “işgalci bir asker” de olsa; bu kadar “merhametsiz”, bu kadar “gözü dönmüş”, bu kadar “terörist” olamaz!..

Eğer oluyorsa;

Ya “tohum”unda vardır bir sakatlık, ya da “tarla”sında!..

Kalıbımı basarım ki;

Bunların çoğunun ya anaları “fahişe”dir, ya da babalarında vardır bir pezevenklik!..

Çünkü, bir “insan evlâdı”nın, bunların yaptığını yapması mümkün değil!..

İĞRENÇ GÖRÜNTÜLER

İnanın, “öfke”den çıldırıyorum... “Sinir”den tir tir titriyorum!..

İtiraf edeyim ki;

İnternetteki o “iğrenç fotoğraflar”dan, “Ceyar fırlamaları”nın yaptığı “hayvanlık”lardan haberim yoktu!..

Meğer;

“Bildiklerimiz”in çok çok çok ötesinde “dehşet” yaşanıyormuş Irak’ta!..

Konya/Meram’dan bir okurum göndermiş “sansürlü” fotoğrafları... Broşürün arkasında da, “Nur’un mektubu” var!.. “Tacize, tecavüze, işkenceye” uğrayan ve “karnımızdaki piçlerle birlikte, bizi de öldürün!” diye yalvaran Nur’un mektubu!..

İrkildim!..

Sarsıldım!..

İğrendim!..

Kustum!..

İnanın, insanlığımdan utandım!.. Hançerem yırtılırcısına haykırdım;

“Hayvanlaaar!”

Öyle bir “vahşet”, öyle bir “dehşet” ki, anlatılır gibi değil!..

Sadece şu kadarını söyleyeyim; okurum diyor ki,

“Bu fotoğraflardan öylesine iğrendim, öylesine tiksindim ki, inanın eşime dahi yaklaşamıyorum!”

Çok haklı!..

Bu “iğrenç tecavüz”leri; hayır, tecavüzün de ötesindeki “sapıklık”ları gördükten sonra, kendi kendime sordum;

Peki ben, “eşimin yüzüne” nasıl bakacağım?..

Demeyecek mi bana;

“Hangi yüzle?”

Doğru ya, hangi yüzle?..

Bu “piç”ler, bu “hayvan”lar, bu aşağılık “sapık”lar, bu “onun-bunun çocukları” Irak’taki kadınların bedenlerine “domuzlar” gibi saldıracak ve ben burada “eli-kolu bağlı” duracağım!..

İnanın;

“Kelimelere sığmaz bir isyan duygusu” içindeyim!..

Bulamıyorum!..

Sadece “fotoğraf”ını gördüğüm “dehşet” karşısında, isyanımı dile getirecek kelime bulamıyorum!..

Kesmiyor!.. Hiçbir çığlık, hiçbir hakaret, hiçbir isyan kelimesi kesmiyor yüreğimdeki isyanı!..

ÇARE “SEN”SİN ALLAH’IM!

“Allah belânızı versin!” diye haykırmak da yetmiyor yanan yüreğimi soğutmaya!..

Kelimeler tükendi Allah’ım... İsyanım yoruldu!.. Yüreğim acze düştü!.. “Sözün bittiği yerde”yim Allah’ım!..

Çare “Sen”sin Allah’ım!..

Sana yalvarıyorum;

“Bunları ya ıslah et, ya da kahret Allah’ım!”

“Uyuyan İslâm dünyası”nı ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” aymazlığındaki “Müslüman”ları da uyandır Allah’ım!..

Uyandır ki;

Televizyon karşısına geçerek, bir yandan “Coca-Cola” içip, bir yandan da, “vah zavallı bacılarım!” deme “gafleti”nden kurtulsunlar!..

Uyandır da;

Bir yandan “Kahrol Amerika!.. Defol İsrail!” diye bağırıp, bir yandan da “Marlboro” tüttürmeye, “McDonald’s”tan zıkkımlanmaya son versinler!..

Yalvarıyorum Allah’ım;

Eğer, bu işgalci mahlûkat “hayvanlık”larını sürdürecekse, bari bizi “insanlaştır!”

İnsanlaştır ki;

“Zenginlik” ve “silah gücü”nden başka hiçbir üstünlükleri olmayan bu “hayvan”lara “dur” diyebilelim!..

Dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük “zalim”lerinden biri olan ve tek amacı “devleti ve despot rejimini güçlendirmek” olan, insan onurunu, adaleti ve merhameti rafa kaldıran Stalin’i; nasıl ki, sonunda “kendi devletini yok etmek” gibi bir cezaya müstehak kıldıysan, “insanlık onurunu linç eden” bu “tecavüzcü ve işkenceci sapıklar”ı da, aynı akıbete düçar eyle Allah’ım!..

Yıkılsın “düzen”leri!..

Bitsin “saltanat”ları!..

Bir “kâbus”a dönsün Amerikan rüyası!..

Bitsin Allah’ım... Bitsin bu işkence, bitsin bu zulüm!..

Dayanamıyorum!..

Bittim, tükendim!..

Sana yalvarıyorum;

“Sonumuzu hayreyle Allah’ım!”

Irak’a rejim ihracı!

CHP’liler öyle diyor: “Irak’ta, laik, demokratik bir sistem kurulmasını isteyen ifadeyi bildiriye koymak istedik; ancak AK Parti, laik kelimesinden rahatsız olduğu için bildiri yayınlanamadı!”

Anlaşılır gibi değil... Öyle bir “dayatmacı kafa” ki; sadece Türkiye’ye değil, Irak’a da “laikliği” dayatıyor!.. Söyleyin Allah aşkına; ABD’nin “Özgür, demokratik Irak” dayatmasıyla, CHP’nin “Laik, demokratik Irak” dayatması arasında ne fark var?.. Biri “işgal” dayatıyor, öteki “bildiri!”

Sanane be adam?.. Bırakın da “Irak halkı” karar versin buna!.. Ama nerdeee!.

Türkiye’de “halk”ın taleplerini hiçe sayan CHP, Irak halkını mı dinleyecek?..

Hasan Karakaya 27.05.2004 Vakit