Gel de bu rüyâyı yoy deli gönül!

Ruhsatî’nin, “Topraklar başına vay deli gönül” diyen şiirini bilirsiniz. Bir kıt’anın sonunda, “Gel de bu rüyâyı yoy deli gönül” der. Fakat “yoymak” fiili daha sonra Anadolu Türkçesinde “yormak” şekline geçtiği için, bu şiirin türküsünü söyleyenler “yor deli gönül” diyerek kafiyeyi altüst ediyorlar.
Rahmetli anam, “Düşümü yoy” diyerek kelimeyi doğru kullanırdı...
Bendeniz de bir düşün yoy’umunda teredüde düştüm; teferruatı size aktarayım ki, “yoy”umu size kalsın...
Bir kalem erbâbı şöyle yazdı:
“Şimdi Amerika’nın sınırlarında da duvarlar var. Artık Amerika da ‘Amerikalılar’a kaldı. Amerika, demokrasinin, özgürlüğün, girişimciliğin ve rekabetin özlemini duyan dünyalılara, ‘Siz bize gelmeyin. Biz sistemimizi size getireceğiz’ diyor.
“Arap ülkelerinden petrol alıp, onlara demokrasi ihrâç edebileceğini sanıyor. Açıkçası, uluslararası terörizm neyi amaçlıyorsa, ona ulaştı. Amerikan negatif propagandası sâyesinde, El Kaide, dünyadaki en büyük çokuluslu şirket olarak görülüyor.
“Dünyânın çeşitli köşelerindeki insanlar, George Bush’un zekâ düzeyini irdeliyor. Ama Usame bin Laden üzerinde, bu tür çeşitlemeler hiç yapılmıyor.” (Mehmet Barlas, Sabah, 22 Mart 04)
Bu yazıdan bir gün önce ise bir başka kalem şöyle diyordu:
“ABD artık her yönden büyük bir çöküş sürecinin içerisinde. Şimdilerde ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ ile gündeme gelmesi, gerçekte yarasına kurt düşmüş bir ihtiyar çakalın, son gücünü toplayarak çıkarttığı sesi ile güçlü görünme çabasından başka bir anlam taşımıyor.
“Demokrasilerin göğü de hızla yaklaşmakta olan fırtınaların bulutlarıyla kaplandı. Kimileri çıkıp birtakım olaylar sonrası Müslümanlar demokrasiyi tanımaya başladılar deseler de, meselâ, Ortadoğu’da gençler, ‘yeryüzü ilahlarının ideolojileri’ ile hiçbir olumlu sonuca varılamayacağını, varılabilecek noktanın ise ancak felâket olabileceğini şimdi daha iyi anlıyorlar. Hem de tüm ‘ılımlı İslâm’ projelerinin işbirlikçi tuzaklarına rağmen...
“ABD’de hazırlanan raporlar, İslâm ülkelerindeki gençlerin ekonomik, sosyal ve kültürel tüm engellemelere ve baskılara rağmen, ‘Allah’ın ipi’ etrafında toplanmanın tek kurtuluş çaresi olduğunu anlamaya başladıklarını ve bunun için de her türlü fedakârlığı göze alabilecek noktaya yaklaşmakta olduklarını ortaya koymaktadır.” (Ayhan Bilgin, Vakit, 21 Mart 04)
TC Başbakanının en yakınlarından olan aynı zamanda milletvekili bir kalem erbâbı ise Barlas’la aynı gazetede şöyle diyordu:
“El-Kaide, Irak Savaşındaki Batı ittifakının tutumunu ‘Haçlı Seferi’ olarak tanımlıyor. Fakat El-Kaide’nin İslâm dünyasına verdiği zararı, İslâm coğrafyasındaki en değerli eserleri yağmalayan ve medeniyet düşmanlığının sembollerini ortaya koyan tarihteki tüm Haçlı seferleri bile yapmamıştır. Bu nedenle İslâm dünyası, El-Kaide ile kendi var oluşu arasına kesin bir çizgi çekmek sınavıyla karşı karşıyadır.” (Ömer Çelik, Sabah, 15 Mart 04)
Aynı pararelde bir sesin ise Amerika kıt’asından, hem de Müslüman kimliğiyle çıktığını gazete haberlerinden okumuşsunuzdur. Bu ses, aynı zamanda ABD’nin ve bütün Müslüman olmayan âlemin frekansında çıkıyordu. İster istemez kafalar karışıyor.
Rüyânın teferruatından bâzı parçalara da inşâallah yârın bakmaya çalışalım...
 

Mustafa Kaplan 30 Mart 2004 Vakit