Eşinin hakkını koruyamayan başkan!
AK Partiden başkan seçilen
Denizli Belediye Başkanının eşi, 23 Nisan törenlerine başını açarak katılmış.
Kim başını örter, kim örtmez, tabii ki kendi bileceği iştir.
Ancak sorun şurda: Kendinizi seçim öncesinde başını örten birisi olarak takdim
ediyorsunuz. Seçimi kazanınca, başınızı açıyorsunuz.
İşte bu, din istismarından başka bir şey değildir.
Sayın başkan ve eşi, belki diyeceklerdir ki, Bizim dini istismar etme amacımız
yoktu. Normal hayatımızda biz eskiden bu yana ne isek, öyle davrandık. Sadece
seçim döneminde oy almak için başörtü takmadık.
Peki bir anlığına bu savunmayı doğru kabul edelim.
Başı açarak katılınan törenden sonra yapılan açıklama ile sergilenen kraldan
fazla kralcılık, ya ne oluyor?
Kimse sizi törene katılmaya silah zoruyla mecbur etmediği halde, törene katılmak
istiyorsunuz ve başörtülü olarak bulunabileceğiniz törende, durup dururken
başınızı açıyorsunuz..
Bu da sizin tercihinizdir, cevabı bir sonraki seçimde sandıkta verilir
diyerek, geçeceğiz..
Ama o açıklamalar ne öyle?
Hanımefendi Allahın emri olarak bilinen başındaki örtüyü çıkardığı yetmiyormuş
gibi, bir de bu davranışını; Cumhuriyet kanunlarına göre hareket ediyorum!
şeklinde tanımlıyor.
Yani bu açıklamaya göre, resmi törene başı kapalı katılmak; cumhuriyet
kanunlarına aykırı olmuş oluyor!
Ben başımı açmak istedim ve açtım dese, Allah ile kendisi arasındaki bir konu
deyip, fazla irdelemeyeceğiz.
Ama söylenilen şey, hanımefendinin hem kendisini, hem de milyonlarca başörtülü
insanı suçlayan bir ifade..
Kamuya ait yerlerde, resmi törenlerde başörtü takmamak, hanımefendinin
ifadesine göre, cumhuriyet kanunlarının gereği imiş!
Haydi ordan!
Sen önündeki işine bak.
Cumhuriyet kanunlarının neresinde, resmi törenlerde kadınların başlarını açması
gerektiği yazılı imiş?
Hem bilmiyorsun, hem de cehaletini dünyaya ilan ediyorsun.
Açtıysan başını, Makamın ağırlığı altında ezildik, ne yaptığımızı bilmiyoruz
de, Eşimi ve beni tehdit ettiler, boyun eğdik de, Bürokratlarla iyi geçinmek
için başımı açtım de, Bizim için başörtü zaten zorunlu değildi de, Benim
tercihim değil mi, istersem açarım, istersem kapatırım de. Ne dersen de, geç
git.
Bir de Cumhuriyet kanunları ile ilgili, bilmediğin konularda ne ahkam
kesiyorsun?
Git, tekstil mühendisliğini yap..
Hukukçuluk senin neyine?
Bilmediğin bir konuda konuşup, ne diye gaf yapıyorsun?
Birilerine şirin görünmek için başını açarken, bir de yaptığını kanuni
zorunluluk haline ne diye getiriyorsun?
Tabii bir sözüm de başkanın kendisine..
Sen, kendi eşinin kanunlarda olmayan bir baskıya maruz kalmasına karşı
koyamıyorsan, bir genelge üzerine hemen eşinin başını açtırıyorsan, vatandaşın
hakkını nasıl koruyacaksın, söyler misin?
Küçücük bir höt üzerine, hemen istenileni yapıyorsan, vatandaşın imkânlarını
sömürenlerin önüne nasıl geçip, dimdik durabileceksin?
Eşinin başörtülü olarak resmi törene katılmak Cumhuriyet kanunlarına aykırı mı,
değil mi? şeklindeki kafasındaki soruyu doğru çözümleyemedikten sonra sen;
vatandaşların sorunlarını nasıl doğru olarak çözebileceksin?
İnsan önce kendi şahsına, ailesine gelen baskılara karşı direnç gücünü
göstermelidir ki, doğru çözümler üretebilmelidir ki, seçildiği bölgenin halkının
sorunlarını da çözebilsin.
Haksız emirlere, talimatlara, isteklere hemen boyun eğenler, halkın haklı
isteklerini de hiçbir zaman yerine getiremezler..
Bir sözüm de, bu tavrı alkışlayan medyaya! Çıtını çıkartmayan özgürlük havarisi
kadın kuruluşlarına..
Uzun uzun eleştiri yöneltmeyeceğim.. Tek bir kelime ile özetliyorum: Hepinize
yuh olsun!
Ali Karahasanoğlu 26 Nisan 2004
Vakit