Ekilenler biçilir elbet

İkiz kuleler bahanesiyle ayağını İslâm âleminin boğazına basan ABD, 7 Ekim 2001’de Afganistan topraklarına ateş yağdırmaya başlayınca, oradaki şuurlu Müslüman liderler “Amerika’ya karşı cihâd” ilân etmişlerdi. Beş ay sonra konuşan Anakonda operasyonunun kumandanı General Frank Hagenbeck, o cihâd dâvetinden sonra yüzlerce savaşçının Taliban saflarına katıldığını açıklamıştı (Vakit, 7 Mart 2002).
Bu açıklamadan sekiz ay kadar sonra da Hizb-i İslâmî lideri Gulbeddin Hikmetyar, 670 Amerikan askeri vurduklarını ve çoğunun da öldüğünü söyleyerek, Afgan topraklarındaki yabancıları kovmak için cihâd ilân ettiklerini duyurmuştu (agg, 4 Kasım 2002).
Siyonist zındıka komitelerinin bütün hücumlarına rağmen ayakta kalmayı başararak Müslümanların gönlüne su serpen Usâme bin Laden, 12 Şubat 2003’te El-Cezire televizyonunda yayınlanan konuşmasında şöyle diyordu:
“Amerikalılar, Afganistan’da batağa saplandı. Amerikalıların bu başarısızlığı ABD’nin sonunun başladığının habercisidir. Taliban güçlerinin ve mücahidlerin geri çekilmesi, taktiksel bir çekilmedir. Şu anda Afganistan’daki durum mücahidlerin lehine dönmüştür. Mücahidler savaşa devam edecektir. Çünkü ABD, İslâm’a savaş açmıştır ve bunun karşılığını her yerde görecektir.” (agg, 22 Şubat 2003)
Nitekim geçenlerde, Amerika’nın Sesi radyosunda duydum. ABD ilgilisi bir Coni, Afganistan’da kendilerine yardım etmeleri halinde Pakistan’a 1.3 milyar dolar verebileceklerini açıklıyordu.
Evet, sihirli bir kelime olan “cihâd”, Batı kültürünün tesiriyle uyuşmuş bulunan Müslüman beyinleri uyandıran bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Dünyanın dev gücü ABD’nin, hem de bütün dünyanın desteğini isteyecek bir çıkmaza sürüklenmiş olmasının arkasındaki manevî kuvvet, elbette İslâm dininin “kâfire karşı cihâd” emrinde aranabilir.
Afganistan’daki başarısızlığını gizleyebilmek için bu sefer de aynı yanlışı Irak’a girmek sûretiyle yapan ABD, Afgan topraklarında uyanan “cihâd” aşkının bundan böyle bütün Müslüman coğrafyaya yayılacağını acaba hesap edemedi mi? Nitekim, dünyanın her tarafından cihâd fetvâlarının neşredildiğini görmekte gecikmedik.
Irak’taki şimdiki kaosa ciddî dikkat edilirse, henüz daha o fetvâlara uyan diğer ülke Müslümanlarının vaziyete müdahil olmadıklarını görüyoruz. Daha şimdiden ABD o topraklardaki asayişi teminden aciz kalarak başka ülkelerden asker dilenme durumuna düşmüşse, yarınların nelere gebe olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek var mı?
Ekilenler elbette biçilir. İslâm âlemine karşı “Haçlı seferi” başlatan Bush ve avenesi, elbette “cihâd” direnişine toslamakta gecikmeyecekti. Bakalım zaman bize daha neler gösterecek...

 

Mustafa Kaplan Mustafa Kaplan 1 Kasım 2003 Vakit