Dinî demokrasi
Adına İslâm devrimi dendiği için
olacak, o isim hürmetine İran için nostaljik muhabbet besleyen kardeşlerimizi
rahatsız etsem de, kalemi kullanmak için kendimi mesûl hissediyorum. Çünkü,
başlıktaki tâbir İran Cumhurbaşkanı Hatemîye aittir.
İnsanın kanı donuyor. İslâm adına yapılan bir devrim, bu noktaya mı gelecekti?
Bu ne şuursuzluktur? Yahudilere göbek attırmak için bundan daha güzel mesaj
verilemezdi herhalde...
Cenevrede NTVye konuşan Hatemî, Toplumda güç kazanmak için demokrasi
haricinde hiçbir yol izlenmemeli (Hürriyet, 13 Aralık 2003) demiş. Liberal
demokrasi mefhumunun yanında bir de dinî demokrasi kavramı icad etmiş! Humeynî
acaba mezarında rahat uyuyabiliyor mu? Hameney ve diğer Kum ulemâsı orada halay
mı çekiyorlar? Bu söz Kitab ve Sünnetin neresinden kaynaklanıyor?
Dünyayı ele geçirmek için bir demokrasi masalı uyduran beynelmilel Yahudi, o
isimle bütün İslâm coğrafyasını kan ve ateş içinde bırakmadı mı? Afganistandan
Iraka, Çeçenistandan Filistine yaşanan acıların görünen gerekçesi demokrasi
getirme sloganı değil mi? Hatemî de mi onun için çalışıyor?..
Bir başka haber de 22 Aralık 2003 tarihli Vakitten. İsrail Savunma Bakanı Şaul
Mofaz, İsrail radyosuna yaptığı açıklamada, İsrailin İrana karşı düşmanca
duygular beslemediğini, gerekirse İrandaki nükleer tesisleri sivillere zarar
vermeden vurabileceğini söylemiş. Aynı haberi NTV radyodan dinlediğimde,
Mofazın bu konuşmayı Farsça yaptığı, çünkü kendisinin İran doğumlu olduğu
söylenmişti.
Allah Allah, inanın bazen beynim duruyor. Allah Rasûlünün (sav), Taylasanlı
yetmiş bin Isfahan Yahudisi Deccâle yardım edecek sözünü kafamda evirip
çeviriyorum. Sarığı ve cübbesiyle Yahudiye yardımcı olmak, Demokrasi dışında
hiçbir yol izlenmemeli cümlesiyle acaba örtüşmüyor mu?
Daha devrimin başında Humeynînin Fransadan İrana getirilmiş olmasını
düşünüyorum; daha otuz sene bile olmadan devletin başına getirilen kişinin buz
gibi inkar kokan sözlerine bakıyorum; hâlâ ülke genelinde okullarda Kuran ve
Hadîs derslerinin mecbûr tutulmadığını düşünüyorum; şehirlerin göbeklerine
yerleştirilmiş heykelleri hatırlıyorum; şerîatın açık emirlerine rağmen
kadınların Meclise bile sokulmuş olmalarına bakıyorum; Mofazın İrana karşı
düşmanca duygular beslemediğini söylemesine inanmak içimden geliyor.
Ey ahundlar, mollalar, âyetullahlar! Siz Kumda şerîat dersi görmüyor musunuz?
Bu Hatemînin sözleri ne demektir, anlamıyor musunuz? Allah bizim imanımızı
muhafaza etsin, amin.
Müslüman ülkelerin başına çöreklenip de Yahudi ile aynı paralele düşenlerin
âkıbetlerini hiç de iyi görmüyorum...
Not: Bu yazı son zelzeleden önce kaleme alınmıştır. Olacağı buydu. Ölen ehl-i
îmâna Allahtan rahmet diliyorum. M.K.
Mustafa Kaplan 29 Aralık 2003 Vakit