Deri savaşına dört gün kala
Bir defa hafiften dokundurdum,
bu konuda ikinci bir yazı yazmayacaktım..
Bırakmıyorlar ki..
Okuyucu zannediyor ki, devlet erkânı yazılan her yazıyı okuyup değerlendiriyor..
Kurban derisi gaspı hakkında bundan sonra ne yazılsa nafile..
Çünkü, Dahiliye Nazırımız Abdülkadir Aksu hazretleri, Türk laiklik sistemi
standardına uygun bir genelge yayınladı.. Geri dönüş yapması söz konusu değil
artık..
Kural dışı güç odaklarının gazabını üzerine çekmek istemez.. Benim naçizane
kanaatim o ki, mezkûr genelge talimatla yazdırılmıştır..
Lamı-cimi yok, kestiğiniz kurbanların derilerini THKya vereceksiniz,
vermediğiniz takdirde jandarma ve polisin elinden yakanızı kurtaramazsınız..
Her zaman söylerler ya, onlar da emir kulu..
Emir kulu olmasalar bilim hırsızlığı tescillenen, mahkemelerin vermiş oldukları
kararları uygulamayan, keyfi bir idare anlayışı ile astığı astık, kestiği kestik
rektör Kemal Alemdaroğlunu niye korusunlar?
Maşallah sağcı demiyorlar vuruyorlar.. Solcu demiyorlar vuruyorlar.. Başörtülü
kızları üniversite çevresine yaklaştıklarında hem sopalıyorlar, hem yerlerde
sürüklüyorlar..
Ne yapsınlar, emir kulluğu kolay değil ki..
Alemdaroğlunu kanunsuz icraatlarından dolayı protesto eden solcu gençlere
yapılan muamele benim uykularımı kaçırıyor..
Düşünüyorum çok zaman.. Bu polisler devletin polisleri mi, Alemdaroğlunun
polisleri mi? Devletin polisi bence insaflı olur..
Polis dostlarım gücenmesinler, beni arayıp sitemde bulunmasınlar.. Ben camiayı
eleştirmiyorum.. Bir zihniyeti ve o zihniyette muharebe metodu uygulayanları
eleştiriyorum.. Çoğunluğu tenzih ederim..
Galiba ipin ucunu kaçırdım.. Sabırsızlanmayın, sadede geliyorum..
Sevgili dostlarım; bu konular hayli derin konulardır.. Kurban kesmek her ne
kadar İslâmî bir ibadet biçimi ise de, TLS (Türk laiklik standartlarına)
uydurmakta hiçbir beis yoktur.. Bugün kolluk kuvvetleri marifetiyle zorla
derilerinizi alırlar elinizden, ileride muhtemelen etin yarısını.. Ta ki kurban
kesmeyi terk edinceye kadar ilerici hamleler sürer gider..
Herhalde AKPnin baskıcı klâsiği aynen tatbik etmesi sizleri daha çok üzüyor..
Beni de üzüyor, amma muhafazakâr demokrat olmanın raconu meğer geçmişteki
hastalıkları muhafaza etmekmiş..
Dahiliye Nazırımızın, pardon İçişleri Bakanımızın eleştirilere aldırış ettiği
yok..
Kimbilir, belki de aklından kervan yürüyor geçmektedir..
Kervan yürüsün, fakat yanlış istikametler düzeltilmezse bağlanan umutların
kaybolması, kervankıran yıldızının erken doğması ve kervanın fırtınaya
yakalanması mukadderdir..
En büyük fırtına gönüllerde kopan fırtınadır..
Bugün bu haklı uyarılara kulak vermeyenler, Allah göstermesin erken bir zamanda
zemine çakılırlarsa, yine üzüleceğiz..
Şeytanın demeyeceğim, kartel medyanın iğvasıyla kendine güzergâh çizen ve ne
derler? korkusundan böylece kurtulmak isteyen siyasî ekip, ne yazık ki bu
ülkenin aslî sahiplerine kulak tıkıyor..
Yani biz, rüzgâra karşı un eliyoruz yazdıklarımızla..
Şairin dediği gibi:
Hevayı aşk eser serde
Efendim nerde, ben nerde?
Evet dostlarım, sayın Bakan Aksu nerde, siz nerdesiniz?
Bu yazıyı yoğun istek üzerine yazdım.. Yazmasam siz gücenecektiniz, yazdım,
belki zülfü yâre dokunmuştur..
İnanç ve insan haklarına aykırı genelge üzerine Sezarın meşhur sorusuyla
noktalayalım bu yazıyı:
Sen de mi Brütüs veya siz de mi inanca saygılı AKPliler?
Abdurrahim Karakoç 27 Ocak 2004
Vakit