Çeçenler teröristtir. Doğu Türkistan yok, Çin var

“Doğu Türkistan ve Çin insanseverliği” başlıklı yazıyla, meğer korku içindeki birçok kimsenin yarasına parmak basmışım. Yaşadıkları, Çin zindanlarında çile çekme ve can korkusu...
Birkaç sene önce Çin’de yaşanan Tienenman Meydanı katliâmı ve Çin’deki diğer idam haberleri hatırlanırsa, korku içinde olan bu insanların ne kadar haklı oldukları anlaşılır. Okuyucularımızdan M.E. bu korkuyu yaşayanlardan sadece biri.
Doğma büyüme Doğu Türkistanlı olan M.E., Çin zulmüne dayanamayarak, 1994’te sahte bir pasaportla canını Tayland’a zor atmış. Ama orada da rahat olamamış. İki sene kadar hapiste kalmış. Neyse ki, Türkiye Dışişleri tarafından kurtarılıp Türkiye’ye gelmiş. 7 senedir Türkiye’de siyasî mülteci olarak bulunuyormuş.
Artık tehlikeyi atlattım diye düşünürken, şimdi yeni bir korkuyla karşı karşıya kalmış. Kendisine, şimdi de Türkiye’yi terketmesi, ya Çin’e veya başka bir ülkeye gitmesi isteniyormuş.
M.E, ne yapacağını şaşırmış vaziyette. Diyor ki; “Şimdi Türkiye beni acaba Çin’e geri verir mi diye korkuyorum. Çin elçiliği aslında bana pasaport vermez. Ama verirse başka bir ülkeye değil, ancak Çin’e yollar ve hapse attırır. Birçok arkadaşım zaten şu anda orada hapisteler.” Ve sitemle acı acı ekliyor: “Demek ki Türkiye’nin millî siyaseti değişmiş.”
Ey sevgili M.E.!.. Biz işte buyuz. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmamak için, bizi iyi öğrenip de ondan sonra gelseniz olmaz mıydı?..
Bu memlekette, 30 küsür sene önce bir cumhurbaşkanının (Cevdet Sunay), koltuğuna ilk defa otururken Besmele çektiği için ne derece sert tenkitlere maruz kaldığını duymadınız mı?..
Daha yakın bir geçmişte, Afganistanlı mülteciler Türkiye’ye sığındıklarında, açlıktan kıvranan bu insanların önce karınlarını doyurmamız gerekirken, açlıkları-tokluklarını sormadan, misafir olduklarını bile düşünmeden, kadınlarının başlarını açmalarını istediğimizi de mi duymadınız?
Sevgili M.E. “Demek ki Türkiye’nin millî siyaseti değişmiş” diye sitem ediyorsunuz. Ama şunu bilmeliydiniz: Rusya, bildiğiniz gibi Çeçenistan’ı hem işgal edip halkını katliamdan geçiriyor, hem de vatanlarını müdafaa etmekten başka bir şey yapmayan Çeçenlere “terörist” diyor. Mazlumun yanında olması gereken biz ise, Rusya’ya gidip, orada Ruslar gibi konuştuk. “Biz terörizmin her türlüsüne karşıyız” diyerek, onlara destek verdik. “Evet, haklısınız. Çeçenler bize göre de teröristtir” demekle mazlum Çeçenleri kırdık, yaraladık, ittik.
Elbette ki, Türk halkına göre Çeçenler terörist değillerdir. Bunu söyleyenler yukardaki ağızlardır. Çeçenler terörist olsalar, cumhurbaşkanları baş terörist olması lâzım. Ama halk böyle kabul etmediği içindir ki, Çeçenlerin 2. Cumhurbaşkanı Selimhan Yandarbiyev’in öldürülmesine tepki gösteriyor ve halk olarak onun gıyâbî cenaze namazını kılıyoruz.
Bir de sizi doğrudan ilgilendiren yanlışımızı hatırlatayım sevgili M.E.
Biliyorsunuz ki, Ruslar Çeçenlere ne yapıyorsa, Çin de Doğu Türkistanlılara daha ağırını yapıyor. Zulümde sanki Rus-Çin yarışması var. Çin, Doğu Türkistan topraklarının işgalcisi vaziyetinde. Onlara göre Doğu Türkistan diye bir toprak parçası yok. Çin’e göre oralar Çin toprağı.
Peki bize, yani Türkiye’ye düşen ne? Rus-Çeçen meselesinde olduğu gibi, Doğu Türkistanlıları itip Çin’in yanında yer almak mıdır? Elbette değil, ama maalesef yaptığımız bu.
Çin’e gidip Çinlilerin ağzıyla konuşmak bize revâ mıydı! Değildi, ama onu da yaptık. Gidip, “Biz, Çin’in toprak bütünlüğüne saygılıyız” dedik. Yani, “Ey Çin! Doğu Türkistan toprakları sizin hakkınız” demek istedik. Doğu Türkistanlılara da, “Bizden size destek yok; bizim desteğimiz Çin’edir!” mesajını verip döndük.
Demek ki, Türk dış politikasına göre vaziyet şuymuş: a) Rusya karşısında Çeçenler teröristtir. (Görmüyor musunuz, bunca Çeçen’in ölmesine rağmen ağzımızdan tek kelime çıkıyor mu?) b) Doğu Türkistan toprakları Çin’indir... Var mı daha ötesi?..
Sevgili M.E., hâl⠓Demek ki Türkiye’nin millî siyaseti değişmiş” demeye lüzum var mı?..
Sevgili M.E’nin de bildiği gibi, Çin’e iade edilme halinde cezanın hafifi hapis... Normali ise fotoğraflarda görüldüğü gibi, başını eğip ensesine bir kurşun...

Ali Eren 26 Şubat 2004 Vakit