Çamlarla iman devrilir mi?
Hıristiyanların yılbaşısı
gelince korkum dağları aşar. Endişe, sıkıntı ve keder belimi büker. İnsanların
madde için ne hallere girdiğine, nefis için neler yapabileceğine şahit olurum.
İnancın özüne inmeyenlerin inançsızlığını bütün varyantlarıyla seyrederim.
İnanç kavramının sınırını sadece Allah çizer. Kâfirin, münafıkın ya da müminin
sınırlarını da Allah çizer. İnsanın müdahalesi yoktur. Yetişme tarzımıza,
bulunduğumuz ortama, kişilerin yorumuna göre din yoktur. Hıristiyan
Hıristiyandır, Müslüman Müslümandır, dinsiz de dinsizdir. Bunun ortasında bir
düşünce ve inanç yoktur.
Bu durumu dile getirince, yobaz, çağdışı oluruz da; inançlar arasında dans
edenler ise çağdaş olurlar. Şunu bilmek istemezler: Dinin kurallarını insanlar
koymazlar; Allah koyar, Peygamberi vasıtası ile bildirir, insanlar da o
kurallara uyarlar.
Bizim inancımızın esası şehadettir. Ben Allaha ve Onun Resûlüne inandım, ne
getirmiş ise onu tasdik ettim diyen bir kimse, Kuran ve Sünnetin dışına
kayamaz. Kayarsa inancından da kayar. Ben Müslümanım, ama yılbaşı gecesinde
eğleniyorum. Noel Baba şekline girer, çamları süsleyerek Noeli beklerim.
Hıristiyani eğlenceleri yaşamak kalbimdeki imanı mı alır? diyemez.
Peygamber Efendimiz, yalnızca Aşure günü oruç tutanlara hitaben, Onlara
(Yahudilere) muhalefet edin, bir gün evvel bir gün sonra olmak üzere üç gün oruç
tutun buyurmuştur.
Allahın Resûlü, Medineye teşriflerinde, Medinelilerin eğlenip oynadıkları iki
gün hakkında:
- Bu günler neyin nesidir? diye sordu. Ashab:
- Biz cahiliyye devrinde bu günlerde eğlenirdik ya Resûlallah dediler.
Allahın Resûlü:
- Şüphesiz Allah size bu günlerin yerine daha iyilerini, Kurban ve Fıtr
günlerini (Kurban ve Ramazan Bayramını) verdi buyurdu.
Resûlullah, Kim bir kavme benzerse onlardandır ifadesi ile başkasına
benzemenin yasak olduğunu ifade etti. Müslüman Müslüman gibi olmalı, Müslüman
inancının misyonunu taşımalıdır.
Ebû Davud şerhinde Hanefi âlimlerinden Ebû Hıfs el-Kabir Nevruz gününde, o günü
tazim maksadı ile müşrike hediye olarak bir yumurta dahi veren kimse kâfir olur
der.
Yine Hanefi âlimlerinden Hasan b. Mensur da, Nevruz günü, başka günlerde
olmadığı bir şeyi satın alan veya kâfirlerin saygı duydukları gibi saygı duyarak
hediye veren kimse kâfir olur der.
Âlimlerin Nevruzu örnek göstermeleri, o gün kendilerine yakın olan
Hıristiyanların Nevruzu bayram olarak görmelerindendir. Bugünün Noel ve
yılbaşılarının, yumurta bayramlarının onlardan farkı yoktur. Maksat; onlara
benzeme, onlara özenme, onların hürmet ettiklerine hürmettir. Müslüman; İslâmi
kimliğini korumak ve taşıdığı imanın misyonunu muhafaza etmekle yükümlüdür.
Peygamber Efendimiz, Bir kavme benzeyen onlardandır buyururken, bu hususiyeti
açıklığa kavuşturur. Müslümanın Müslüman dışında dostu yoktur.
Allah (cc), Ey iman edenler, benim ve sizin düşmanınız olan kâfirleri
kendilerine sevgi beslediğiniz dostlar edinmeyin buyurur. Başkaları ile dost
olma sınırı, İslâmdan uzaklaşma ile başlar. Bu yılbaşıdır, eğleniyoruz. Bu
Noeldir, çocukları eğlendiriyoruz. Bu çamdır, eve yeşillik getiriyoruz. Kardan
adam yapıp, yavrularımıza iyi saatler geçiriyoruz; horozlarla besliyoruz gibi
sözler yersizdir.
Bu durum eğlencenin dışına çıkıyor. Hıristiyanlık sevgisi veriyor. Kendi dinini
bilmeyen yavrulara Hıristiyanlık aşısı yapılıyor. Buna sebep olan da, anne ve
baba oluyor. Televizyonlardaki şaklabanlıklara gülücükler dağıtırken, gelecek
neslimizi kaybediyoruz. Eğlence ile başlayan, dinsizlikle netice buluyor. Çünkü,
dinsizliğin hâkim olduğu basın, görüntülü basın ve sistemler, toplumun nabzını
elinde tutuyor. Erotizme ve arzulara hitap etmekte, materyal ile beslenmektedir.
Milli Piyangoya olan itibar, inanca sadakati göstermektedir. Taviz tavizi
getirir. Bir yerde haram hâkim ise, helali dışarı atar. Kültürler de kendi
kültürlerinin dışındakileri kovar. Peygamber Efendimiz, Kişi sevdiği ile
beraberdir emriyle de, İslâmdan başkasını sevenin onunla beraber olduğunu
vurgular.
Basit bir eğlence olarak görülen bu tür davranışlar, eğlenceyi aşar ve
inançsızlığı getirir. Halkı Müslüman olan bir toplumda on trilyon ikramiye veren
piyangonun, yüz trilyonluk satışı var demektir. Satılan biletleri fiyatlara
bölünce alanın kaç milyon insan olduğu ortaya çıkar. Her yıl artan bu
duygusuzluk beni ürkütüyor. Yılbaşları gelirken tedirgin oluyorum. Çamlarla
beraber imanların devrildiğini hissediyorum. İnşallah değildir.
Duran Kömürcü 27 Aralık 2003 Vakit