Büyük Ortadoğu mu... Büyük İsrail mi?
Kafam balon gibi... Düşüne düşüne, çatlayacak
raddeye geldim... Gündem o kadar yoğun, altı deşilmesi gereken olay, o kadar
çok ki, hangi birine kafa yoracağımı şaşırdım!..
Olaylar, sadece göründüğü ve gösterildiği gibi olsa, hadi neyse... Olur
veya olmaz der, geçersin... Ve fakat, hemen her olay, sunulduğundan çok
farklı boyutlarda!..
Ya o boyutlar derinliğine araştırılmıyor, ya da özellikle gizleniyor
gözlerden!..
Her şey, bir düğün havası içinde sunuluyor insanlara!..
Ya perde gerisi?..
İşte onu gösteren yok!.. Ya bilmeden alet olunuyor bazı gelişmelere, ya da
şuurlu olarak gizleniyor halktan!.. Veya değirmene su taşımakla
görevliler!..
PROJENİN HEDEFİ
Meselâ, şu Büyük Ortadoğu Projesi etrafındaki tartışmalar!..
Neler oluyor?..
ABD ne yapmak istiyor?..
Gösterilen ne, dünyadan gizlenen ne?..
Gazetelerin servis yaptığı haberlere bakılırsa, Bush, Büyük Ortadoğu Projesi
için düğmeye basmış!..
Nedir Büyük Ortadoğunun sınırları?..
Kuzey Afrikadan başlayıp, Mısır, Sudan, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan,
tüm Emirlikler, Ürdün, İsrail, Yemen, Lübnan, Afganistan, Kafkasya ve
Kazakistana kadar olan Türk Cumhuriyetlerini kapsayan, Türkiyenin de dahil
olduğu bu bölgeye Middle East Shatterbelt, yani Büyük Ortadoğu deniliyor!..
Haritaya, son olarak Kafkasya da eklenmiş ki, sınırlar tamam!..
Haa, bu arada; kendini Batılı gören Türkiye de, Büyük Ortadoğuya dahil
edildi ki, ABDnin gözünde nasıl göründüğümüzü anlayın!..
Evet, Bush düğmeye bastı ve proje start aldı... ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı Marc Grosmann, önceki gün 6 ülkelik tura çıktı!.. Perşembe günü de
Türkiyede olacak!..
Gazetelere bakılırsa;
Amerika, soğuk savaş sonrasının en büyük demokrasi mücadelesine girişiyor!..
Yani;
Özellikle Arap ülkelerinde bağımsız seçim ve kadınlara oy hakkı
getirilecek!..
Medya bağımsızlaştırılacak!..
Demokrasi ve insan haklarıyla ilgili çalışmalar yapacak sivil toplum
kuruluşlarına malî destek sağlanacak..
Eee, daha başka?..
Kadının, adını yeniden duyurması sağlanacak!..
Arap ülkelerinde okuma-yazma oranı artırılacak, bu amaçla kadın
öğretmenlerin görev yapması sağlanacak!..
Fakirlere malî yardım yapılacak ve Araplarla ticaret artırılacak!..
ŞİŞTİLER... TIKANDILAR!
İlk bakışta;
Ohh, ne alâ! dememek mümkün değil!..
Öyle ya;
Hak geliyor, özgürlük geliyor!.. Diktalar gidiyor, cehalet kalkıyor!..
Veya gazeteler böyle sunuyor!..
İyi de;
Bush oğlu Bush, babasının hayrına mı yapacak tüm bunları?..
Yoksa, başka hesaplar mı var işin içinde?..
Malûm;
ABD, binmeyeceği eşeğin önüne ot atmaz!.. Eğer ot veriyorsa, kat kat alır
karşılığını!..
Nitekim;
Büyük Ortadoğu Projesinin temelinde de, sunulduğu ve öyle gösterilmesi
istendiği gibi; Türkiye modelini Ortadoğuya yayma amacı filân yok!..
Hesap, çok daha büyük!.. Bunun; bir siyasî boyutu var, bir de ticarî
boyutu!..
İsterseniz, önce ticarî boyutunu koyalım ortaya:
Bilinen bir gerçek ki; ABD bütçesi, her yıl 500 milyar dolarlık açık
veriyor!.. Bunu da, Avrupa ile kapatmaya çalışıyor!.. Yani, silah veya
dolar verip, mal alıyor!..
Ne var ki;
Avrupa tıkanmış, Amerika da şişmiş vaziyette!..
Açılmaları gerekiyor!..
İşte tam bu noktada; hesapları yıllar önce yapılmış Büyük Ortadoğu Projesi
sokuluyor devreye!..
Öyle ya;
22 ülkenin yer aldığı coğrafya; henüz tam olarak nüfuz alanlarına bölünmüş
değil!.. Yani paylaşması yapılmamış, bakir sayılabilecek topraklar!..
Üstelik;
Ekonomik zenginlik yönünden de, hayli verimliler!..
Dahası;
Düzenler tam oturmamış... Yönetim çatışmaları içten içe sürüyor!..
İşte, böylesine iç kavgaların hüküm sürdüğü bir coğrafyaya hâkim olmak,
dünyaya hâkim olmak demek!..
Sizin anlayacağınız;
Büyük Ortadoğu Projesinin bir diğer adı da, yiyemeyenin malını yerler
projesidir!..
Dediğim gibi;
Çünkü Avrupa şişti, çünkü Amerika tıkandı!..
VER GAZI, GÜT KAZI!
Peki, bu kavgada Türkiyenin yeri ne?..
Şurası inkâr edilemez bir gerçek ki; ne ABDnin, ne de Avrupanın, bu coğrafyada
Türkiyesiz başarılı olması mümkün değil!..
Hayır, sadece stratejik önemden söz etmiyorum... İşin içinde, o ülkelerle
kültür birliği de var, din ve hatta dil birliği de!..
Dolayısıyla;
Bu coğrafyaya gidecek olan ABDnin de, Avrupanın da yolu, Türkiyeden
geçiyor!.. Türkiye, bir köprü ülke konumunda!..
Bunun için;
Türkiyenin sırtının sıvazlanması ve gönlünün hoş tutulması gerekiyor!..
Ve hatta;
Aslansın!.. Kaplansın!.. Kahramansın!.. Cesursun!.. İyi gidiyorsun!..
Demokratikleşiyorsun!.. Tarihî kararlar alıyorsun! gibisinden pohpohlamalarla,
gaz verilmesi de gerekiyor!..
Bu gaz verilmeli ki, Türkiye köprüye gelsin de, üzerinden rahat
geçebilsinler!..
Yoksa, düne göre değişen ne var Türkiyede?..
Başörtüsü hâlâ yasak!.. İHLler hâlâ hedefte!.. Kuran kursları hâlâ baskına
uğruyor!.. Adalet Bakanlığı, fotokopileri bile belge sayıp, bazı
generallerin ihbarlarını ciddiye alıyor ve avukatlar hakkında soruşturma
açtırıyor!.. Meslek liseleriyle ilgili katsayı adaletsizliği deseniz, hâlâ
sürüyor!..
Yani, Cumhurbaşkanı Sezerin bile raporlara geçtiği insan hakları ihlâli ve
özgürlüklere darbe denilebilecek ne kadar uygulama varsa, aynen devam!..
Hâl bu iken, bu sırt sıvazlamaların bir anlamı olmalı değil mi?..
Baksanıza;
AB bile, Ha gayret, kabul edilmenize az kaldı demeye başladı!..
Peki, demokratikleştiğimizden mi?.. Elbette hayır!.. Büyük Ortadoğuya
açılabilmek için Türkiyeye ihtiyaçları var da ondan!..
Eğer Türkiyeyi kullanabilirler ve hele de içlerine alabilirlerse kaymaklı
kadayıf!..
O zaman, Büyük Ortadoğuda AB bayrağı dalgalanacak!..
Yok, eğer başaramazlarsa, pastayı ABD yiyecek!.. Çünkü, öyle bir durum ki,
aynen E.G.O.nun açılımı gibi!..
Erken Gelen Oturur!
ABDNİN AB DESTEĞİ
Haa, bu arada ABDnin tavrını da iyi tahlil etmekte yarar var!..
Malûm;
Türkiye, AB üyesi olsun diye, sürekli bastırıyor ABD!..
Hani, damat bey, arkadaşları tarafından gerdek odasına sözde yumruklarla
itilir ya, ABDnin yaptığı da bu!..
Habire iteliyor Türkiyeyi;
Haydi gir, gir!
Çok istediğinden mi?..
Elbette hayır!..
İstiyor ki, Türkiye ABye girsin de, ABnin içinde bir Truva Atı olsun!..
İngiltere ve İspanya, zaten cepte keklik!.. Bir de Türkiye girerse, AByi
kontrol daha kolaylaşır!..
Peki, ABciler çakmıyor mu bu numarayı?.. Elbette çakıyorlar!.. Zaten, bugüne
kadar isteksiz davranmalarının bir sebebi de bu!.. Türkiyenin, ABDnin kendi
içlerindeki kolu olmasından korkuyorlar!..
Ve fakat;
22 ülkelik bakir coğrafya da pek bi iştah kabartıyor doğrusu!..
O halde;
Türkiyenin gönlü hoş tutulmalı!.. Ne de olsa, işin ucunda kaza konmak
var!.. Bu durumda tavuk esirgenmez!..
Avrupa, bunu yapıyor şimdi!..
Tabiî, ABD cenahından saçılan gülücüklerin ve mavi boncukların sebebi de
başka bir şey değil!..
JOHN KERRY DE YAHUDİ KÖKENLİ!
Bush, bunu başardı başardı, eğer başaramazsa; bilin ki, yerine diğer başkan
adayı John Kerry getirilir!..
Hem de, bir başka kuvvetli gerekçe ile!..
Çünkü efendim;
Bush ve Kerry, malûm Kurukafalar ekolünden!.. İkisi de Yale Üniversitesi
mezunu ve ikisi de bu üniversite bünyesindeki Skull and Bones adlı gizli
tarikatın seçilmişlerden olsa da; Kerrynin bir başka üstün(!) özelliği daha
çıktı ortaya!..
Kerrynin büyükbabası ve büyükannesi; 1904 yılında Viyananın Moedling
bölgesinden göç etmişler Amerikaya!..
Amaa;
Büyükannesi Idanın kızkardeşi Jenni ve erkek kardeşi Otto Loewe, Viyanada
kalmışlar!..
Şimdi, sıkı durun;
Jenni ve Otto, Nazi Toplama Kamplarına kapatılan Yahudiler arasındaymış ve
1942-43te orada ölmüşler!..
Dahası da var:
Potansiyel ABD başkan adayı John Kerrynin büyükbabası Fritz Kohn 1873te,
büyükannesi Ida da 1877de Alman vatandaşı Yahudi olarak gelmişler dünyaya!..
Dediğim gibi;
1904te, Avusturyadan ABDye göç etmişler!.. Ama, Yahudi inancını bırakıp,
Katolik olarak!..
Sizin anlayacağınız;
Şartlar gereği dinlerinden dönmüşler!!!
Tüm bunları, Viyanada Tarihsel Aile Araştırmaları Enstitüsünde çalışan
Avusturyalı soybilimci Felix Gundacker çıkarmış ortaya!..
Peki, neyi gösterir bu?..
John Kerrynin, Bushtan bir adım öne geçtiğini!.. Çünkü, kökeninde
Yahudilik var!..
Eee, ne olur böyleyse?..
Olacağı şu:
Bush, eğer Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçiremezse, John Kerry sokulur
devreye!..
Üstelik, o bir Yahudi!..
Büyük Ortadoğu Projesinin mimarlarının da Yahudi olduğu ve asıl iştahı
kabaranların onlar olduğu düşünülürse, stratejiyi görmek, çok daha kolay
olur!..
Haa, unutmadan şunu da söyleyeyim:
Son ABD ziyaretinde, Amerikan Yahudi Komitesi AJC tarafından Tayyip Beye
Cesaret Ödülü verilmesinin de, bu stratejinin bir parçası olduğunu gözden
ırak tutmamak gerekir!..
Malûm, kafaya alma politikası!..
YAKINDAN NÜFUZ!
Gördüğünüz gibi;
Gerek coğrafyamız, gerek o coğrafyanın bir parçası olan ülkemiz üzerinde çok
büyük hesaplar yapılıyor!..
Bu hesabın siyasî boyutunda da; kement atıp, boynundan yakalama operasyonu
yatıyor!..
Şu tabloyu, şöyle bir gözünüzün önüne getirin:
Halen ABD işgalinde bulunan Afganistanın yukarısında Rusya, doğusunda Çin,
güneyinde Hindistan ve Pakistan, batısında ise İran var!..
Bu ülkelerin ortak özelliği, hepsinde de atom silahının bulunuyor olmasıdır!..
Ayrıca, hepsinin de kıtalararası füzeleri var!..
ABD; bir derin devlet işi olduğu yavaş yavaş ortaya çıkan 11 Eylül
saldırısını bahane edip Afganistana çöreklendi!..
Amacı, yukarıda saydığım ülkelerin tam ortasına yerleşip, siyasî literatürde
güç projeksiyonu denilen yakından nüfuz etme stratejisini oluşturacak bir
duruma gelmekti!..
Ne var ki;
Gelecekten emin değil!.. Bu ülkelerin rejimleri de kaygan, zeminleri de!..
Yani, her an, her şey olabilir!..
Irak, en büyük tecrübe!.. Irak halkına da yabancılar, oradaki kültüre de,
mezheplere de!..
Dolayısıyla, rejimleri veya yönetenleri değiştirip, yeni bir düzen empoze
etmekle iş bitmiyor!.. Halkları da değiştirmek/dönüştürmek ve ABDye
sempati ile bakar hale getirmek gerekiyor!..
Peki, nasıl?..
Bu defa silahla değil, parayla kotarılacak iş!.. Ve de, bal kâsesi içinde
sunulacak zehirlerle!..
Demokrasi diyerek, kadınlara oy hakkı diyerek, insan hakları ve bağımsız
medya diyerek!..
En önemlisi de;
Fakirlere malî yardım diyerek!..
Tüm bunlar, ilk bakıldığında, kimsenin itiraz edemeyeceği cazip teklifler!..
Ama, şu da var ki;
Hiçbir şeytan, gudubet bir görüntüyle çıkmaz insanların karşısına!.. Para
olarak çıkar, şuh bir kadın olarak çıkar, koltuk ve iyi bir gelecek olarak
çıkar!..
Ki, aldatabilsin!..
Bu şeytan, hele de Büyük Şeytan ise; o zaman bir kere daha düşünmekte ve
cazibeye aldanmamakta yarar var!..
Zira;
Büyük Ortadoğu Projesinin altında, Arz-ı Mevudu amaçlayan Büyük İsrail
Stratejisi yatıyor!..
İşte, gösterilmeyen bu!..
Görebilenlere duyurulur!..
********************************************************************
500 Milyon Dolar!
Bugünlerde, özellikle holding gazetelerinde okuyacağınız Büyük Ortadoğu
Projesi ile ilgili yazılara ve haberlere dikkat edin!..
Çünkü efendim; önceki gün 6 ülkelik tura çıkan Marc Grossmanın çantasında,
ülke başına 500 milyon dolarlık propaganda parası olduğu söyleniyor!..
Bu para; projeyi övmeleri için medya ve sivil toplum kuruluşları ile
üniversitelere verilecek!..
Popstar olabilmek için her aşağılanmaya boyun eğen ülkem insanının, ABD
yıldızı olabilmek için nelerini feda edeceğinin takdirini size bırakıyorum!..
********************************************************************
Hasan Karakaya 2 Mart 2004 Vakit