Burçin... "Çıplak Poz"dan, "Yüksek Doz"a!
Şarkının sözleri, galiba şöyleydi:
Neler oluyor bize?.. Yine neler oluyor? Nereye gidiyor Türkiye?.. Ya da,
nereye götürülüyor?.. Bu, nasıl bir kin ki, dine yönelik saldırılar, her
vesile kullanılıp, dozajı artırılarak sürdürülüyor!..
Daha 1.5-2 yıl önce, Rahşah Ecevit için kullandıkları zarif kadın tabirini,
şimdi de Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esadın eşi Esma için kullanıyorlar!..
Zarafet!
Bir yanda Rahşan, bir yanda Esma!..
Hiç mukayese edilir mi?..
Onlar için önemli olan, zarafet değil tabiî ki... Önemli olan, Esma Esad
üzerinden mesaj vermek!..
Çünkü o, onların gözünde,
Çağdaş bir kadın!
Ya bizim kadınlarımız?..
Başörtülü!
Dolayısıyla çağdışı!..
Bazıları, parmağım kör gözüne dercesine kusuyor zihniyetini!.. Esma Esadın
başı açık fotoğrafıyla, Hayrunisa Gül Hanımın başörtülü fotoğrafını yan
yana koyup, Suriye ile Türkiye arasındaki tarihî fotoğraf başlığını
kullanıyor!..
Yani;
Suriyeli kadın çağdaş!..
Türkiyeli kadın çağdışı!..
Belli ki; bir yerlerden aldıkları işareti iyi değerlendirip, görevlerini ifa
ediyorlar!..
Merak ediyorum;
Beşşar Esad yönetimindeki Suriyede, özellikle de Esma Hanımın girişimleri
sonucu başörtüsünün serbest bırakıldığını bilselerdi, acaba yine böyle zarif
eş veya çağdaş kadın derler miydi?..
Hiç sanmıyorum...
Bunu bilselerdi, çağdaş, zarif, yürekli, akıllı, dürüst övgülerini bırakır,
hemen sövgüye başlarlardı!..
Ne olacak, Ortadoğu işte!.. Başı açık, ama kafası örümcekli!.. Görünüşü çağdaş,
beyni yobaz!
Evet, aynen böyle derlerdi...
Bereket ki, bilmiyorlar!..
Çünkü Suriyede;
Beşşar-Esma çiftinden önce, özellikle başörtüsüne karşı, aynen Türkiyede
olduğu gibi, despotik bir baskı vardı!.. Yasağın kaldırılmasında en büyük rol
oynayan da Esma Esaddan başkası değildi!..
Bu durumda, sormak gerekiyor bizim medyatörlere;
Esma Esadın zarif ve çağdaş olduğu bir durumda, acaba kendileri ne oluyor?..
Cevabı gayet basit;
Kaba ve çağdışı!
Çünkü onlar;
Hâlâ, Beşşar-Esma öncesi Suriye görüntülerini dayatıyorlar Türkiyeye!..
TİMSAH GÖZYAŞLARI!
Doğrusunu söylemem gerekirse, yazıya oturduğumda, bambaşka bir konuyu yazmaya
niyetlenmiştim... Ama, fotoğraflara bakıp, haberleri okuyunca, kimyam bozuldu!..
Kimya bozulunca da; ne fizik kalıyor insanda, ne biyoloji... Gel de, kavga
etme şimdi?.. Gel de hoşt deme bunlara!..
Hani, çağdaş dedikleri o görüntüler Türkiyeyi bir adım ileri götürse,
insanlara azıcık huzur ve mutluluk verse, inanın sesimi çıkarmayacağım...
Ama, manzara ortada!..
Çağdaşlık diye diye, insanımızı ne hâle getirdikleri ortada!..
Kafes arkasından kurtardıkları(!) kadınlar, bugün sokaklarda kafesleniyor!..
Sapıklık ve hayvanlık o hâle geldi ki, artık çocuk yaştaki kızlara
yöneldiler!..
Yarışma adlı organizasyonlarda seçtikleri körpe bedenler, önce içki
masalarına meze, sonra da yatak odalarına atılan taze oluyorlar!..
Önce kucaktan kucağa!..
Sonra yataktan yatağa!..
En sonunda da batağa!..
Cesetleri;
Ya izbe bir otel odasında, ya da mezarlıkta bulunuyor!..
Sonra da, timsahın gözyaşları:
Masalın sonu!
Bir can daha gitti!
Kraliçenin hazin sonu!
İşte ben, asıl bu başlıklara öfkeleniyorum!.. Çünkü bunlar, sahte
gözyaşlarından başka bir şey değil!..
Evet, düpedüz sahtekârlık!..
Çünkü;
Yarışmaları yapan onlar!.. Vicdanı ince, cüzdanı kalın sapık kompradorlara
seç, beğen, al! zemini hazırlayan onlar!..
Yatağa attıran onlar,
Batağa saptıran onlar!..
Şimdi de kalkmışlar, gözyaşı döküyorlar!..
Kraliçeye yazık oldu!
Ulan deyyuslar;
Bir zamanlar, bir karış etekli Lambada dansçılarının bile siyah külotlu
çorap giydirilerek ekrana çıkarıldığı Türkiyeyi Televole kültürüyle
tanıştıran ve mankenlik/güzellik adı altında körpe kızları sinsice yarıştıran,
sonra da onlarla kırıştıran sizler değil misiniz?..
Parlak neon ışıklarıyla gözleri kamaştırıp, o ışıkların arkasındaki karanlık
dünyayı gizleyen sizler değil misiniz?..
Sizler değil misiniz;
Soy oğlum soy!.. Karıları daha fazla soy ki, tirajımız patlasın? diyen?..
Sizler değil misiniz;
Mankenler için orta malı ifadesini kullandığı için, başörtülü bir genç kızı
ekranlara çıkarıp, linç ettiren?..
Şimdi, onu kurtaramadığı için üzüldüğünü söyleyenlere sormak istiyorum:
Acaba niye üzüldüler?.. Ellerinden bir sermaye daha kayıp gittiği için mi?..
Yoksa;
Böyle bir kız vardı da, niye haberim olmadı? diye mi?!?
17SİNDE ÇIPLAK POZ 20SİNDE YÜKSEK DOZ!
Herhalde farkındasınızdır... Cesedi, geçen salı günü Zeytinburnundaki Kozlu
Mezarlığında bulunan ve kimliği ancak 3 gün sonra teşhis edilebilen manken
Burçin Bircandan söz ediyorum...
Olayı, detayları ile anlatmak istiyorum ki, böyle bir hayat hayali kuran tüm
genç kızlara ibret olsun!..
Efendim, gazetelerin dramatik şekilde aktardığına bakılırsa, manken Burçin
Bircanın hayat hikâyesi kısaca şöyle:
İzmirli Burçin Bircan, ünlü olmak hayalleri kuran bir genç kızdı. Henüz 17
yaşında bir genç kız iken, 2002 yılında hayallerini gerçekleştirmek için Ford
Model Super Model Of The World yarışmasına katıldı... Verdiği pozlar ve güzel
yüzüyle Türkiye birincisi seçildi.
Ardından erotik filmlerde oynadığı ortaya çıkınca Türkiyenin gündemine oturdu.
Günlerce tartışıldı, ancak ödülü geri alınmadı.
Artık Burçinin önünde şöhretin kapıları açılmıştı...
Yarışmanın ardından Fordun New York ajansı ile sözleşme imzalayan 20 yaşındaki
Burçin, Naomi Campbell, Claudia Schiffer gibi top modeller arasına katılacaktı.
Ancak, erotik filmleri ve hırsızlık sabıkası yüzünden ajans sözleşmeye rağmen
onunla bir çalışma yapmadı...
Buna rağmen New Yorku fethedeceğim diyordu. Daha sonra da Parise gidip,
Fransayı fethedecekti... Şansını denemek için ABDye gitmişti. Ancak, Burçinin
umutları 3 ay önce New Yorktan geldiği İstanbulda uyuşturucu bataklığına
gömüldü. Burçinin cansız bedeni geçtiğimiz salı günü Kozlu Mezarlığında
bulundu. Adli Tıp ve polisin yaptığı ilk incelemede, Burçinin aşırı dozda
eroinden öldüğü belirlendi.
KIZIMI BU HÂLE GETİREN, TELEVOLE
Polis, şimdi iz peşinde... Valizleri, fotoğrafları ve Burçinin
günlüğünü didik didik ediyor...
En son;
Ankaranın tanınmış inşaatçılarından birinin oğluyla görülmüş!..
Tabiî, o biçim bir mekânda!..
Peki;
Nedim ve Sevim isimli 2 kişi bulunup, Burçini uyuşturucuya alıştırmaktan
cezalandırılsa ne değişecek
Kozlu Mezarlığında yarı çıplak hâlde terk edilmiş olarak bulunan genç kızı
geri getirecek mi?..
Bataklık ortada duruyorken, sivrisinekleri tek tek yakalamışsın, neye
yarar?..
Devletsen, hükümetsen ve eğer gücün yetiyorsa, şu Televole kültürüne bir
son ver!..
Gücün yetiyorsa;
Ensesi kalın sapıkların yataklarına sermaye hazırlayan şu müptezel
yarışmalara son ver!.
Çünkü, asıl bataklık bunlar!.. Çünkü, fuhuş ve uyuşturucuya yataklık eden
bunlar!..
Bunlar kurutulmadıkça;
Daha çoook Canlar yanar, daha çoook Bircanlar gider!..
Çünkü bu bataklıklar;
Dönüşü olmayan bir yoldur!..
Girenin kaybolduğu; gencecik goncaların, daha hayatlarının baharında iken
solduğu karanlık bir yol!..
Neyse... Ben burada noktalıyorum yazımı... Söz; ağzı köpüklerle, kolu morfin
izleriyle dolu ve boynunda haç takılı olarak bulunup, önceki gün toprağa
verilen Burçinin babası Ömer Bircanda...
İşte acılı babanın sözleri:
Bizim yaşadığımız dram, herkese ders olsun!.. Burçin, televizyonlarda
yayınlanan TELEVOLElerdeki parıltılı gece hayatına özendi!..
Kızlarınızı, bu tür yayınlardan uzak tutun!
2 FARKLI GÖRÜNTÜ
Bilmiyorum fazla söze hacet var mı?..
Bilmiyorum Televole Cumhuriyetine sürekli sermaye hazırlayan yarışma
programları(!)nın tehlikesini yeniden hatırlatmaya gerek var mı?..
Bana göre;
Burçin Bircan, sadece uyuşturucu kurbanı değildir!.. Burçin, uyuşturucudan da
önce, çağdaşlık morfinlerinin kurbanıdır!..
Ne kadar açılırsan, o kadar çağdaş olursun! diyen Televole çağdaşlarının
kurbanı!..
Öyle diyor ya Coşkun Aral;
Gazete, dergi ve televizyonlardaki erotik fotoğraflarla halkı uyutuyorlar!
Keşke, sadece uyutmakla kalsalar!.. Aynı zamanda uyuşturuyorlar da!..
İşin garibi;
Uyuşturarak öldürdüklerinin cesetlerini de mezarlığa atıyorlar!..
Sanki, mesaj verircesine!.. Sanki, Dikkatleri üzerinde toplayan nazarlarla
başlayan hayat, mezarlarda biter! der gibi!..
Her zaman dedikleri gibi!..
Bu işler, hep böyledir!..
Çıplak pozla başlayan hayatlar, yüksek dozla biter!..
Tıpkı, Burçin Bircan gibi!..
Çok merak ediyorum;
Fatihteki cenaze görüntülerinden rahatsız olup, bunları Çağdaş Türkiyeye
yakıştıramayanlar, Zeytinburnundaki mezarlık görüntülerine bakıp, acaba ne
düşünüyorlar?..
Zarif ve çağdaş buldular mı bu görüntüleri?..
Bircan, ya kendi kızları olsaydı?!?
Cep logoları!
Cep telefonu kullanmadığım için, hiç dikkatimi çekmiyordu... Okuyucularım
aramasa, işlenen cinayetlerden haberim bile olmayacaktı...
Efendim, çeşitli firmaların cep telefonlarına logo ilânları yayınlanıyor
gazetelerde!.. Aman Yarabbim, tam bir facia!..
Seç, beğen tercihleri arasında, porno görüntüler de var, Allahlı,
Besmeleli görüntüler de!..
Evet, hepsi bir arada!.. Okurlarım; Bu gazeteler ayaklar altına atılır, bu
ayetler çiğnenir!.. Bu bir vebaldir!.. Yazıp da, uyarsanız diyorlar!..
Ben de diyorum ki; bu görüntüleri aynı çerçeve içinde veren adamlarda ne
Allah korkusu olur, ne utanma duygusu!..
Onların ilâhı para olmuş ki, iflâh olmazlar!.. Dilerim yiyemezler bu
ilânlardan kazandıkları parayı!.. Duam, yayınlayanlar için de geçerli!..
Hasan Karakaya 10 Ocak 2004
Vakit