Boğanın Gözü huzûrunda
Adına Gizli Dünya Devleti de
denen CFR kod adlı beyin takımıyla meşhur teşkilâtı artık duymayan yok. Bu
CFRnin üst seviyedeki üyelerinin teşkil ettiği Boğanın Gözü adı verilen bir
organı var. TC Başbakanı, son ABD seyahatinde onların huzûrunda bir konuşma
yapmış.
Erdoğana ödül veren AJC ise, Theodore Herzl adındaki siyonist tarafından
kurulmuş. Bu Herzlin, Arz-ı Mevûd hayalini hayata geçirmek için ömrünü
vermiş bir Yahudi olduğunu ehli bilir. O plânın içine güneyden Elazığa kadar
olan toprakların girdiğini de ehli bilir. Umarız TC Başbakanı da oraya gitmeden
önce bu bilgilerle donatılmıştır.
Boğanın Gözündeki şahinler grubu, şu an ABD politikasında Neo Cons tâbiriyle
anılıyormuş. Vakitin ikinci sayfasında enteresan bilgiler yer almıştı. Bizim
iktidarın da kendisini muhafazakâr demokrat olarak isimlendirdiği de malûm.
Aralarındaki yakınlık acaba Zapsu veya Bağış-Babacan ekibi eliyle mi sağlanıyor?
Verilen cesaret ödülü için yazan yazarımız Ahmet Varol şöyle diyordu:
Biz; Erdoğandan, siyonistler Filistinde masum insanların kanlarını akıtırken,
siyonist lobilerin ödülünü elinin tersiyle itmesini beklerdik. Ama ne yazık ki
öyle olmadı ve onun ödülü almasının hemen akabinde işgalci siyonistler Gazzenin
Zeytun Mahallesinde yeni ve büyük bir katliama daha imza attılar. Böylece kanlı
ellerin verdiği ödül daha ilk günden kana bulandı. (Vakit, 29 Ocak 2004)
Milliyetten Derya Sazak ise, Olivier Royun şu sözlerini aktarmış:
Türkiyede demokrasi olmasa Erdoğanın ideolojisinde hiçbir değişim olmazdı ve
siyasî yaşama da katılmazdı. Türkiyenin en büyük avantajı demokrasiye sahip
oluşu. Bu da demokrasinin İslâmcılıktan daha güçlü olduğunu gösteriyor.
(Milliyet, 26 Ocak 2004)
Roy denen keferenin görüşü bu imiş. Olabilir. Gerçi ülkemizdeki adına demokrasi
denen tahtarevallinin ne kadar kitaplardaki tarife uygun olduğu ayrı bir husus,
demokrasi ile İslâmcılık mefhumlarının birbirinden tamamen ayrı şeyler
olduğunu ifade etmesi bakımından Roy yanlış söylemiyor. Bu noktada biz de aynı
şeyi söylemeye çalışıyoruz.
İslâmı kendisine gerçekten din kabûl eden bir kimse, elbette herhangi bir
beşerî sistemi benimseyemez. Sistemi değiştirmeye gücün yetmemesinden dolayı
sessiz kalmak ayrıdır, onu meşrû kabûl etmek ayrıdır.
Boğanın Gözü, aynı zamanda anasının gözü olarak bütün dünyaya parmak atmaya
devam ediyor. Onunla şimdilik başa çıkmanın imkânı da gözükmüyor. Oturan boğalar
çubuğun dumanıyla halvetten başlarını kaldırana kadar da sadece Boğanın Gözü
görecek ve gözükecektir. Hele bir Bâbil tutuşa, bakalım kimin gözü ortada
kalacak...
Mustafa Kaplan 13 Şubat 2004 Vakit