Binlerce defa yazıklar olsun!

Yazıklar olsun.. Bin defa yazıklar olsun.
Antalya’da, İmam Hatip Lisesi’nde, başını açarak okula girmeleri istenen öğrencilerin bazıları, tehditlere boyun eğip derslere girmişler.
Ancak başını açmadan sınıfa giren bir öğrenci ise, müdürün tehdit ve hakaretleri sonucu oracığa düşüp bayılıvermiş!
Öğrencinin velisi, gelip kızını okuldan almış, müdürle küçük bir tartışma sonrası, birbirlerinden şikâyetçi olmadan konuyu kapatıp bitirmişler..
Dün akşam saatlerine kadar, bu rezaleti Ankara’dan seyreden % 34’lük iktidardan, tek bir “tık” sesi gelmedi.
Yazıklar olsun!
Bir parti ki, % 34 oy alarak iktidara gelmiş ve hükümet oluşunun üzerinden bir yıl geçmiş... Hâlâ liselerde kız öğrencilere kıyafet dayatması yapılıyor, kızların anayasal eğitim hakkı engelleniyor!
% 34’lük o siyasi partiye yazıklar olsun..
Üniversitelere hakim olamıyorsunuz.. Oralar Milli Eğitim Bakanlığı’na değil, YÖK’e bağlı, hadi anladık diyelim..
Ya Antalya İmam Hatip Lisesi nereye bağlı?
CHP’ye mi, İP’e mi?
Antalya İmam Hatip Lisesi’ne niçin söz geçiremiyorsunuz?
Bu ülkede kıyafeti yüzünden kız öğrencilere tehditler savruluyor, küçücük öğrenciler baskılara maruz kalıyorsa, bu ülkeyi yönetme noktasında olup da, bu rezalete seyirci kalanlara yazıklar olsun..
O İmam Hatip Lisesi’nde, idarecilik yapanlara, kız öğrencilere tehdit savuranlara yazıklar olsun..
Bu hükümet değil de, kendi milletvekiline başını açtıran MHP iktidarda olsaydı, bu rezaletten başka bir şey mi olacaktı?
Bu millet AK Parti’ye, son yıllarda görülmemiş oranda “oy”u niçin verdi?
Niçin bu millet, AK Parti’yi tek başına iktidara getirdi?
Antalya’daki İmam Hatip Lisesi’nde, kız öğrenciler binbir tehdit, baskı-şantajla başları açtırılsın, başını açmayan bir kız öğrenci, yapılan hakaretler sonucu sınıf içinde bayılıp kalsın diye mi?
Nedir bu acizlik?
Nedir bu vurdumduymazlık?
Bir muhabir kızın, otururken pantolunun altından görülen iç çamaşırının resmi yayınlandı diye, “Kişilik haklarına saldırı”dan tutun, “kendi kızınızın böyle bir resmi yayınlansaydı razı olur muydunuz”a, “eşinizin böyle bir resmini siz olsanız basar mıydınız”a kadar binbir eleştiri üreten, en az o resmi basanlar kadar ahlaksız olan malum medyanın köşe başlarını tutan yazarlarının, başörtü yasağına karşı girdikleri sessizliğe de yazıklar olsun!
Aralarındaki davalar hâlâ mahkemelerde sürdüğü halde, kendilerine en ağır hakaretleri yapan o ahlaksız gazetecilerle kolkola girip poz veren iktidar partisi yetkililerine soruyorum, sizler kimle işbirliği yaptığınızın farkında mısınız?
Her türlü usulsüzlüğüne göz yumduğunuz o medya grubunun, Antalya İHL’deki dayatmayı nasıl kızıştırdığını görmüyor musuuuz?
Bir yandan iktidara, olumlu icraatlarında sözümona destek veriyor görüntüsü çiziyorlar, bir yandan da siyasi iktidarın en önemli önceliğinde, kavga çıkaracak yayınlar yapıyorlar!
Halktan oy alarak geldiğiniz makamda, söyler misiniz, kimlerin direktifi ile hareket ediyorsunuz?
Bu ölüm sessizliği nedir üstünüzde?
Bırakın şu ekonomideki iyileşme hikâyelerini..
Çocuklarımız, gittikleri okullarda, öğretmenlerin tehditleri ile psikolojik bunalımlara girecekse, sınıflarda bayılıp, hastanelere kaldırılacaksa, ne yapacağız biz ekonomik iyileşmeyi?
Çocuklarımız, bir avuç dayatmacının keyfi için “yaşayan ölü” haline getirilirken, ihracatın artması, doların değer kaybının bize faydası ne?
Tüm toplum akıl hastanesine dönüştürülürken, ekonomik zenginlik, söyler misiniz, ne işe yarayacak?

Ali Karahasanoğlu 16 Aralık 2003 Vakit