Başkan adayınızın pusulası nereyi gösteriyor?

Belediye seçimlerine iki hafta kaldı; ocak tutuştu, fırın kızıştı! Dillerin bütün yıl söylemediği yalanları hayvânî bir iştahla kazâ ettiğini dehşetle temâşâ ediyoruz. Siyâset sahası temizlenmeye meylettikçe kara lekeler, habis ruhlar daha da belirginleşiyor; âdetâ gözleri çıkartıyor, mideleri allak bullak ediyor. Öze dönüş seferberliği bu hengamede fıtrî akışı içerisinde devam ediyor: Evet, söylemeye dilim varmıyor ama, bütün dünyada ‘irtica’ rüzgarları esiyor. Yaratılışça mükerrem olan insanlık bâtıldan ve beşerî sistemlerden Hakk’a ve semâvî kaynaklara dönüyor, rücû ediyor…
Baksanıza bazı başkan adaylarına, bu gidişâta ayak uyduralım diye yeniden, hâşâ, Cenâb-ı Hakk Partisi diye hezeyanlar dillendiriyorlar, sabah namazlarında camilerden adam topluyorlar, başörtüsüne serbestiyet vermekten dem vuruyorlar, şeytanlara maskara oluyorlar… Tek kelime ile hâlleri tiksinti ve utanç verici!.. Geçelim…
•
Geçen hafta burada neşrettiğim ‘Başkan adayları için küçük bir test’ başlıklı yazı hayli ilgi ve iş gördü. Aziz okurlar, test sonuçlarına göre oylarının rengini tesbit etmeye çalışıyorlar. Biz yine bugün, günlük siyaseti sağlıklı tahlil edebilmek ve istikbâle iyi yatırımlar yapabilmek için nazarımızı mâziye çevirelim ve başkan adaylarını test etmeye, kendimize dersler çıkarmaya devam edelim istedik. Tâ ki ‘aldanmayan’ hakikati gören gözlerin ve ‘aldatmayan’ hakperest kalplerin sayıları artsın; artsın ki hasretle yolunu gözlediğimiz âdâlet kervanı semtimizi şereflendirsin ve mahzun gönüller neşelensin, mazlum kalpler saadetle tanışsın. İnsanlığın saadeti dünyada adâletle mümkün olabilir ancak. Adâlet ise doğrudan doğruya Kur’ân’ın gösterdiği yol ile tesis edilebilir. Bunun için her adımda nazarımız Kur’ân’a ve Kur’ân’dan beslenen ehl-i Kur’ân’a çavrilmekte…
Kur’ân’ın şu meâldeki emirleri idarecilerin ve başkan adaylarının pusulaları hükmünde: “Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin! Âdil olun, zira adalet takvaya en yakındır.” (4/125) “Ey îman edenler! Kendi aleyhinize de olsa Allah’ın şahitleri olarak adâleti gözetin!” (20/13) “Biz kıyamet günü adâlet terâzisini kurarız. Hiçkimse o gün zulme uğramaz. Hardal tanesi kadar yaptığı bir şey varsa karşılığını veririz. Hesap görenler olarak biz yeteriz.” (28/26)
*** Kur’ân Hazret-i Peygamber’in (asm) mucizesi olduğu gibi, Hazret-i Peygamber de Kur’ân’ın bir mucizesidir. İdarecilerin ve halka hizmet için yola çıkanların yegane örneğidir Resûl-i Ekrem (asm). Başkan adaylarına da sormak lâzım: “Peygamberimizin hayatını ne kadar biliyorsunuz?” diye. Yine sormak lâzım: “Onun ‘Bir topluluğu idare eden her vali kıyamet günü (Allah’ın huzuruna) iki eli bağlı olarak gelir. Adâleti onu kurtarır, zulmü onu helâk eder’ sözünden haberdar mısınız?” diye.
•
Geçtiğimiz günlerde, bir asra yaklaşan yaşa sahip anlı şanlı bir siyasi lider, kimilerine göre bir hoca, kumar kelimeleriyle başka bir siyasi lideri tenkid ediyordu. Söylediklerinden hiçbir şey anlamadım. Kumara elini sürmeyen aziz okurlarım da hiçbir şey anlamamışlardır. Anlamamakla birlikte gereksiz ifadeler olarak telaki edildi ve ehl-i imânı çok rahatsız etti o sözler.
Alnı secdeye gitmeyenler dualarla, dindarlık pozlarıyla oy almaya çalışıyorlar; bizimkilerse kumar kelimeleriyle siyaset yapıyorlar! Her şey tersyüz olmuş!
Şimdi herkes her başkan adayına aynı soruyu tekrar be tekrar sormalı: “Senin pusulan nereyi, hangi yönü gösteyor?”

Ahmet Muhsin Meriç 14 Mart 2004 Vakit