Başarının temeli inanmaktır
Düşünce ve tavırlarımıza
bakınca, İslâmın öz dinamiklerini kaybetmiş, posasıyla geçinmekteyiz. Adımız da
Müslüman.
Her şey zıttı ile kaimdir. Seven, sevmeyen, beğenen, beğenmeyen, bilen,
bilmeyen, olan, olmayan, inanan, inanmayan, yaşayan, yaşamayan... Bu ikilemin
birini tercih etmek durumundayız. Düşünüyorum, öyleyse varım yerine,
düşünüyorum, öyleyse inanıyorum diyebilir misin?
İnancını yaşadığını söyleyebilir misin?
Söylemenin de ötesine geçerek ben inancım için varım diyebilir misin?
İnancınla sistemi sorgulayabilir misin?
Sistemler, inancımıza karşıdır. Müslümana düşen; ister akılla, ister parayla,
isterse başka metodlarla olsun meşru zeminde mücadele etmektir. Mücadele, bilgi,
beceri ve de hadiseye inanmakla olur. Bu çerçevede ele alırsak, bizi alt etmek
isteyen rejimlerle iç içeyiz. Onların batıl sistemleri işlerlik kazanması için
önünde diz çökeriz.. Düşünen her Müslüman demokrasi hayranı ve demokrasi
havarisi kesildi. Neredeyse, İslâmın, demokrasinin türevi olduğu inancındalar.
Bu tavır Müslüman kimliğine yakışmaz. İçinde bulunduğumuz sistemin yapısıdır.
Biz getirmedik, bu ortamda kendimizi bulduk diyebilirsin, ama inancını rejimin
bir öğesi gösteremezsin.
Müslümanların demokrasiye geçmesine, Amerika uğraşıyor, İsrail uğraşıyor,
gayrimüslim dünyası uğraşıyor. Neden? Bizim kara gözümüze mi aşık? Dünya
Müslümanlarına demokraside örnek Türkiye olsun isteniyor. Yahudi uğraşıyor, ABD
sponsorluğunda dünya uğraşıyor. Maksat Ortadoğu projesi adı altında İslâmın
işlerliğini ortadan kaldırmak. Protestan zihniyetli Müslüman istiyorlar,
sofraları rakılı, şaraplı Müslüman olsun istiyorlar. Yani Haçlı seferlerinin
yapamadıklarını, yeni Haçlılar inançta yapmak, İslâmı kısırlaştırmak
istiyorlar. Müslüman bunu bilmezse, Müslüman bu şuuru taşımazsa inanç
boyutundaki yeri nerededir?
Ortaokula devam ederken, idareci (aynı zamanda tarihçi) olan bir hocamız vardı.
Bir gün söz dönüp dolaşıp içki içmeye, dans etmeye geldi. Talebeler haram
olduğunu, kimsenin haramı helâl yapamayacağını söylediler de hoca;
Çocuklar, yarın büyük adamlar sizden çıkacak, başbakan olacaksınız. Devletin
mühim yerlerine geleceksiniz. Bir kadeh içmekle ne olur? dedi.
Sonradan muttaki bir Müslüman olduğu söylenen bu hocamız gibi içki içecek, dans
edecek ve aydın Müslüman olunacak. Anlayacağınız, demokrat Müslüman olunacak.
Demokrasi havariliği yapan ABDlilerin kendisi demokrat mı? ABD, dünyada hangi
ülkeye demokrasiyi yerleştirmiş? Saddamı getiren, Müslümanların başına
müstebitleri oturtan o değil mi?
Zaman, Müslümanların ve Müslümanım diyen entellerin imtihan olduğu bir zamandır.
Müslüman, inançla sistem bazındaki tavırlarını ayırmalıdır. Müslümanların
üzerine ahtapot gibi hücum edenlere direnilmelidir.
Aklımın alamadığı bir başka şey de, Müslümanların her mücadeleyi zafer gibi
görme hastalığıdır. Her mücadele eden mutlaka zafer kazanmalıdır tezi de
nereden çıktı? Zaferin takdiri kulun irade ve tedbiri ile olur. Mücadelenin
amacı o olmalı, ama mağlubiyet de olabilir. Müslümana düşen, doğru bildiği yolda
çaba sarfetmesi, yanlışların önünü kesmesidir.
Kanaatimiz; Müslüman, evvelâ sistemlerle olan bağımlılığını asgariye
indirmelidir. İnsan, içinde ikilem taşımamalıdır. İnanıyorsa inandığı gibi
düşünmeli, inandığı gibi yaşamalıdır. İnancının gereği budur ve inanmak
başarının birinci temelidir.
Duran Kömürcü 24 Nisan 2004
Vakit