Aygün potpurisi (2)

ATO Başkanı Sinan Aygün’ün gönderdiği ikinci kitapçık ise, “Avrupa Birliği’nde Maskeli Balo, Dayatmalar, Gerçekler” adını taşıyor. Şimdi de oradan pasajlar aktaralım:
“AB bayrağındaki 12 yıldız Hz. İsa’nın 12 havarisini temsil etmektedir.” (s.16)
“Almanya Dışişleri Bakanı Fischer, Danimarka Dışişleri Bakanı Möller’e, ‘Türkiye için bir B planı düşünmeliyiz. Öyle bir üyelik yolu bulalım ki, Türkler hiçbir zaman AB’ye üye olamasınlar’ diyor.”(s.20)
“Almanya eski Başbakanı Schmidt 2001 başında, ‘Türkiye’ye adaylık statüsü verilmesi lâzımdır. Hattâ Sevr Anlaşması’nın imzalanmış olmasına karşın Türkiye’nin bölünmemiş olması da bir hatâdır’ demişti.” (s.51)
“Papa II. John Paul-1991: ‘Dinlerarası diyalog kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere yöneliktir.”
“Papa II. John Paul-1999: ‘Asya’yı Hıristiyanlaştırmanın yolu Türkiye’den geçmektedir.’ Türkiye’de halen 136 bin Katolik misyoner, 106 bin AB misyoneri yoğun şekilde çalışmaktadır.” (s.66-67)
“Yeniden canlandırılmak istenen Sevr haritasına göre Türkiye 7 ayrı eyalete bölünmektedir: Kürdistan, Ermenistan, İyonya, Klikya, Pontus, Marmara, Anadolu. Yunanistan yurtiçi ve dışı 176 adet Pontuslular derneği kurdurmuştur.” (s.68)
“Pontus Dernekleri, Doğu Karadeniz bölgesine ‘unutulmayan, kaybolan vatanlara gezi’ adı altında periyodik turlar düzenlemektedir.” (s.69)
“Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercuri, 1982 yılında ‘Anavatanları Kurtarma Dünya Komitesi’ adına dağıttığı kartpostalda bulunan haritada Türkiye’yi Pontus, Ermenistan ve Kürdistan olarak üçe bölmüş, Ege bölgesini Yunanistan’a, Hatay’ı da Suriye’ye vermiştir.
“2001 yılında Paris’te J.Chirac’ın himayelerinde yapılan Bizans toplantısına 200’den fazla Bizans uzmanı katılmıştır. Burada; İstanbul surları içerisinde Ortodoks bir dinî devlet kurulması, Ayasofya’nın yeniden kiliseye çevrilmesi kararlaştırılmıştır.” (s.70-71)
“Patrik Bartholomeos, ‘Yeni Roma’nın ve Konstantinapol’ün Başpiskoposu ve Evrensel Patriği’ unvanı kullanmaktadır.” (s.71)
Bu kadar potpuri yeter. Aygün “Ciğersûz” makamından bozlağa asılmış. “Ulusal Egemenliğimizi Satmayalım!” diye de haykırıyor.
Üzülerek görüyoruz ki, bu sese kulak verenler yok denecek kadar az. Üstelik de kulak vericilerin koalisyonunda bulunanlar, kitlelere emniyet telkin etmeyen isimlerden meydana geliyor. “Yurtta sus, cihanda sus!” politikaları sebebiyle gerçeği görerek haykıranların önü kesildi, bin bir türlü etiketle yaftalanarak kitleler karşısında tesirsiz hâle getirildi; buna karşılık ise “hain, gafil, cahil, satılmış” borazanlara yol açıldı. Bu curcuna içinden sadra şifâ ses çıkacağını ben sanmıyorum. Hayr umulur mu böyle gecenin seherinden?
Bendeniz artık kaderin hükmünü beklemekten başka çâre göremiyorum. AB’ciler, ABD’ciler, İsrail’ciler, Pontus’çular, Ermeni’ciler, diyalog ve hoşgörücüler, bilumum ibneler ve orospular kına yakabilirler; çünkü bu topraklarda biz dâvâyı kaybettik. 290 milyar dolar borca batırılmış bir ülkenin ayağa kalkacağını ummak, asırlık delikanlıyı zifâfa göndermeye benziyor.
Kelaynak kuşları gibi sayısı azalmış Aygün ve benzerlerini artık hüzünle seyrediyorum...

Mustafa Kaplan 5 Mart 2004 Vakit