Aşura katliamları
Bundan önceki yazımızda
emperyalizmin ılımlı İslâm-radikal İslâm ayrıştırması üzerinde durmuş ve
müteakip yazımızda bu konuda ne gibi malzemelerden ve tecrübelerden yararlanmaya
çalıştığı hakkında bilgi vereceğimizi belirtmiştik. Ancak bu arada Kerbela
katliamının yıldönümü programlarında gerek Irakta ve gerekse Pakistanda büyük
katliamlar meydana geldi. Bu olayları atlamamız mümkün değildir. Dolayısıyla
bugünkü yazımızda söz konusu katliamlarla ilgili olarak yapılan açıklamaların
ışığında tespit ve değerlendirmelerimizi aktarmaya çalışacağız.
ABD, katliamların hemen ardından suçu yine el-Kaideye yükleyip kendisi aradan
sıyrılabilmek için yoğun bir propaganda faaliyeti başlattı. Bu konuda Iraktaki
beslemelerinden de yararlanmaya çalışıyor. Bu beslemelerden, Geçici Yönetim
Kurulu üyesi Muvaffak er-Rubai, CNN televizyonuna sıcağı sıcağına bir açıklama
yaparak, Bin Ladinin Irakta iç savaş çıkarmak amacıyla Şiilere karşı
saldırılar gerçekleştirdiğini iddia etti. Oysa Irakta iç savaş çıkarmak isteyen
Bin Ladin değil ABDdir. Eğer Bin Ladinin Irakta işgale karşı savaşta bir
etkinliği varsa, iç savaş onun hiç işine yaramaz. Çünkü bu durumda işgale karşı
savaşanların gücü yıpranır, işgalcilerin gücü artar. Aksine ABD, bu ülkede
bağımsızlık mücadelesi yürütenleri birbirlerine düşürmek suretiyle kendi işgal
güçlerini rahatlatmak istiyor. Zaten böyle bir iç savaş bağımsızlık
mücadelesinin de önünü tıkayacaktır. Dolayısıyla ABD tıpkı siyonistlerin
Filistinde yaptıkları gibi fitne çıkarmaya çalışıyor. Eğer ki Filistinde
direnişin içinde olanlar bu fitne çabalarına karşı dikkatli ve duyarlı
davranmasalardı, şimdiye kadar yapılan girişimler sebebiyle birbirlerine düşmüş
olabilirlerdi.
Iraktaki Şii cemaatin ileri gelenlerinden olan ve son zamanlarda yaptığı
çıkışlarla bayağı ismini duyuran Ayetullah Ali es-Sistani katliamlardan dolayı
Amerikayı suçladı ve Iraklıları bu oyunlar karşısında dikkatli olmaya,
birliklerini korumaya çağırdı. Sistani, Irak halkından hâkimiyetlerini geri
alabilmeleri için bir ve bütünlük içinde hareket etmelerini, düşmanın hilelerine
aldanmamalarını istedi.
Iraktaki Şii cemaatin ileri gelenlerinden İmam Muhammed Mehdi el-Halisi de
olaylarla ilgili açıklamasında Bağdatta ve Kerbelada meydana gelen
patlamalardan en başta yararlananın ABD olduğunu vurguladı. el-Halisi, bu
olayların arkasında Sünnilerden herhangi bir oluşumun bulunmasına ihtimal
vermediğini ifade etti.
ABD stratejisi üzerinde uzman olan araştırmacı Münzir Süleyman da, yaptığı
açıklamada, ABDnin kendisine karşı yürütülen silahlı mücadeleyi kademeli bir
şekilde Şiilerle Sünniler arasında bir iç savaşa dönüştürmek için uğraştığına
dikkat çekti.
Bütün bu açıklamalar ve gerek Şii gerekse Sünni cemaatin ileri gelenlerinin
takındığı tavırlar, Amerikan emperyalizminin Iraklı Müslümanları birbirine
düşürme planının tutmayacağını göstermektedir. Fakat bütün bu olaylar Irak
topraklarında işgalin devamının bu ülke halkı açısından ciddi bir tehdit
oluşturduğunu, dolayısıyla buna son vermek için halkına ve vatanına değer veren
herkesin direnişe aktif destek vermesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Ahmet Varol 4 Mart 2004 Vakit