"Ampule
benzerdin, muma dönmüşsün! "
Güç odaklarının muma döndürdüğü AK Parti, milletin gözünde yalancının mumu
olur!
Her konuda geri adım atan hükümetin adı gericiye çıkar tabii!
Kriz için gidişi olsun, dönüşü olmasın diyoruz ama, dönüşü muhteşem
olabilir!
Enflasyondaki düşüş sahi değil, suni!
Okurlarım ordularım olsun ve dünyadaki zalimlere karşı birlikte dövüşelim
istiyorum!
- Lütfü Bey, hükümetin YÖK Yasası konusunda geri adım atışını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
- Geri adım atmak hükümetin en çok yaptığı şey. Yalnız YÖK konusunda değil her
konuda geri adım atıp duruyor hükümet. Başörtüsü konusunda geri adım, İmam
Hatip konusunda geri adım, IMFye karşı geri adım, Kuzey Irakta ABDye karşı
geri adım, TÜSİADa karşı geri adım, Aydın Doğan medyasına karşı geri adım,
bürokrasiye karşı geri adım, Çankayaya karşı geri adım, YÖKe karşı geri
adım. Hükümet hiç gitmiyor bir adım ileri; hep geri, hep geri... Her konuda
geri adım atan bu hükümetin adı gericiye çıkar tabii! Hükümet sürekli geri
viteste... Dünyada sadece geri geri giden bir vasıta yoktu; bu hükümet
sayesinde o da oldu! Belli ki bu hükümetin ileri vitesi yok. Şimdi gelelim YÖK
konusuna... Madem ki YÖK konusunda geri adım atacaktın, öyleyse YÖKçülere
malzeme verip ülkeyi boşu boşuna niye gerdin? Millete niye umut verdin? Veto
edilen YÖK Yasasını yeniden Cumhurbaşkanına gönderip bu sorunu çözebilirdin.
Bunu niye yapmadın; niye hemen geri çekildin? Yoksa millete karşı bu sorunu
çözmek istiyormuş gibi görünmek mi istedin? Hani ne oldu AK Partinin
çözeceğim diye millete verdiği sözler? Hani ne oldu Tayyip Erdoğanın YÖK
Yasasını savunurken sarfettiği Bizim bu konularda milletle mutabakatımız
var şeklindeki sözler? Tayyip Erdoğan şimdi de diyor ki, YÖK Yasasına karşı
çıkanları millete havale ediyorum. Sorunları havale edesin diye değil,
sorunları çözesin diye millet seni başbakan yaptı. Çözemediğin her sorunu
millete havale edeceksen o koltukta işin ne? Sen çözemediğin her sorunu
millete havale ettikçe millete de havale gelecek! O zaman başbakanlığı da
millete havale et! Millete havale et ki, millet lahavle çekip durmasın. Ey
AKP, ampule benzerdin, muma dönmüşsün! Millet seni kor zannetti, meğer
külmüşsün! Gerçekten de iç ve dış güç odakları AKPyi muma döndürdü! Eskiye
dayanan bir tanışıklığımız olan Tayyip Erdoğan da bilir ki, acı söyleyen
gerçeği söyler. Acı da olsa gerçek şu ki, bu gidişle millet AK Partiyi
yalancının mumu olarak görecek! Unutulmasın ki yalancının mumu da yatsıya
kadar yanar!
KRİZİN DÖNÜŞÜ
-Hükümete göre ekonomimiz iyiye gidiyor; muhalefete göre ise kötüye gidiyor.
Sizce ekonomimiz nereye gidiyor?
-Ekonomimiz krize gidiyor! Kriz için gidişi olsun, dönüşü olmasın diye dua
ediyoruz ama, dönüşü muhteşem olabilir! Felâket tellallığı yapmak istemem,
ancak maalesef gidişat bu. Ben ne hükümetin dediğine bakarım, ne de
muhalefetin dediğine. Öncelikle rakamların dediğine bakarım. Sonra da
ekonomiyle ilgili örgütlerin dediğine bakarım. Bakın geçenlerde ekonomi
konusunda dürüst açıklamalarıyla tanınan ATO Başkanı Sinan Aygün, MÜSİADı
ziyaret etti. Ziyaret sonrası Sinan Aygün ile MÜSİAD Başkanı Ömer Bolatın
yaptıkları açıklamalarda ne denildi? Eğer hükümetin dediği gibi ekonomimiz
düzlüğe çıktıysa, IMF ile işimiz ne? denildi. Bu arada ekonominin iyiye
gitmediğini gösteren, dış ve iç borçlardaki çok büyük artışı gösteren rakamlar
da verildi. Yine geçenlerde Esnaf ve Sanatkârlar Derneği Genel Başkanı Mahmut
Çelikusun yaptığı açıklamaya göre, son bir buçuk yılda 300 bin esnaf kepenk
kapatmış. Bakın İzmirde toplanan 4. İktisat Kongresinin sonuç bildirgesinde
Türkiye için yoksulluk uyarısı yapıldı. Nihayet işçi kuruluşları Türk-İş ve
DİSK, işveren kuruluşları MÜSİAD ve TİSK, devlet kuruluşları DİE ve DPTnin
yaptığı ortak çalışmanın sonunda Türkiyede 5 milyon aç insanın olduğu
vurgulandı. Yoksulluk derseniz, Türkiyenin üçte ikisi yoksul. İşsizlik
derseniz, son bir yılda 1.5 milyon kişi daha işsizler ordusuna katılmış. Dış
ve iç borç derseniz, 18 ay önce 200 milyar dolar olan toplam borcumuz şimdi
300 milyar dolara dayanmış. Nihayet Devlet İstatistik Enstitüsünün açıkladığı
son rakamlara bakıldığında görülüyor ki, dış ticaret açığı geçen yıla göre bu
yıl yüzde 80.1 artmış. İthalat ile ihracat arasındaki açık giderek de artıyor.
Böyle bir ekonomiye iyiye gidiyor denebilir mi? Ha şimdi, Ama enflasyon
düştü denebilir. Enflasyondaki düşüş sahi değil suni. Yatırım canlanacak,
üretim canlanacak, piyasa canlanacak, piyasadaki alışveriş canlanacak ve böyle
bir ortamda enflasyon azalacak ki suni değil sahi düşüş olsun. Yatırım,
üretim, piyasa canlanmamış, piyasadaki alışveriş canlanmamış, son bir buçuk
yılda 300 bin esnaf kepenk kapatmış ise enflasyondaki düşüş sahi değil suni
demektir. Bu durumdaki bir ekonomi nereye gidebilir? Bu gidişatın sonunun kriz
olacağını görmemek için, kusura bakmayın ama, keriz olmak lâzım!
OKURLARIM ORDULARIM!
- Lütfü Bey, geçenlerde Doğu Perinçekin Aydınlık dergisi, sizin sol kesimde
de en çok okunan yazar olduğunuzu yazdı. Görülüyor ki, İslâmcıların yanında
solcuların da çok okuduğu bir yazarsınız. Okurlarınızla kurduğunuz bu güçlü
iletişimi neye bağlıyorsunuz?
- Bu iletişim güçlü olsa da, bana göre yeterli değil. Çünkü ben okurlarım
ordularım olsun istiyorum! Dünyadaki zulmü protesto etmek için Hadi
yürüyelim dediğimde, tüm okurlarımla birlikte omuz omuza yürümek istiyorum.
Yakında yurdumuza gelecek zalim Bushu protesto etmek için yüzbinlerce okurla
birlikte omuz omuza yürümek istiyorum. Dünyadaki zalimlere karşı verdiğim
kavgada sadece beni alkışlamalarını değil, benimle birlikte dövüşmelerini de
istiyorum. Zalimlere karşı kalemini kılıç yapmış dövüşen biriyim onların
gözünde. Onlar da benim gözümde tribünlerdeki seyirciler gibi. Dünya bir
arena, ben o arenadaki dövüşçü, onlar da o arenanın tribünlerindeki seyirci.
Dünyadaki zalimlere karşı dövüşürken uzaktan uzağa beni destekliyorlar,
kazanmamı istiyorlar, ama o arenada da beni yalnız başıma bırakıyorlar.
Bakalım o mu onları yenecek, yoksa onlar mı onu yenecek deyip seyrediyorlar.
Tribünlerden arenaya inmiyorlar. Onlar zalimlere karşı dövüşenleri sadece
alkışlayacaklar, ama alkışladıklarıyla birlikte hiç dövüşmeyecekler mi?
Dünyadaki zalimliklere, adaletsizliklere, haksızlıklara karşı her an ruhumda 9
şiddetinde depremler oluyor. Ve bu depremler tepki olarak her fırsatta dışa
vuruyor. Okurlarımın da böyle olmasını istiyorum. Okurlarım ordularım olsun ve
dünyadaki Bush, Şaron ve benzeri zalimlere karşı birlikte dövüşelim istiyorum!
06.06.2004 Vakit