"Aman bir gerginlik çıkmasın!"

Birinci Ders: İktidar olmak, tehdidini ikaya muktedir olmaktır!..
İkinci Ders: Arkalarında büyük bir halk desteği olduğu halde, “aman gerginlik çıkmasın” diye sürekli geri adım atan iktidarlar, halkın umutlarını yeşertemezler!

Üçüncü Ders: Fırsatlar ve imkânlar stok edilemez!

Niyetim kimseyi germek, kırmak, kızdırmak olmasa da, yukarıdaki birkaç cümleciğin bazı sinirleri gerdiğini biliyorum…

“Tarafsız” yazarın kişisel düşüncelerini özgürce açıklaması, “aşırı taraf” olan kişilerde böyle bir etki yapabiliyor...

Hadi birkaç Karadeniz fıkrası anlatayım da sinirler gevşesin...

•

Temel Reis’in evine hırsız girmiş...

Hırsız yükte hafif pahada ağır ne varsa torbasına doldururken, Temel Reis uyanmış. Ama hırsızla cedelleşmeye gözü kesmediği için uyur gibi yapmış...

Ancak hırsız son derece deneyimli: Ev sahibinin uyandığını, ancak korkusundan uyur numarası yaptığını hemen fark etmiş. Fark etmesiyle birlikte de emretmiş: “Çık yataktan!”

Temel alelacele yataktan çıkmış.

“Bel fıtığım var” demiş hırsız, “sevabına şu televizyonu torbaya koyuver!”

Temel, hiç itiraz etmeden televizyonu torbaya koymuş. Hatta bu kadarla bile kalmamış, diğer odalarda ne kadar pahalı eşya varsa paketleyip hırsıza teslim etmiş.

“Aha gelmişken habu kaybanaları da al hırsuz kardeş, evde kalabalık edeyiler!..”

Bu tavır karşısında hırsız işi daha da ileriye götürmüş tabii: “Diz çök!..” diye emretmiş Temel’e.

Temel diz çökmüş.

“Kalk!..”

Temel kalkmış. Hırsız bir daha bakmış etrafa. Gözü Temel Reis’in yastığına ilişmiş:

“Şu yastığı da sok torbaya!..” demiş.

Temel yastığı kaldırmış. Yastığın altında koskoca bir tabanca durduğunu gören hırsız, Temel kapıverir de ateş eder korkusuyla ürkek ürkek bağırmış: “Bu da ne böyle?..”

“Tabancadur” diye cevap vermiş Temel, sakin sakin; “zor zamanlar içun bulunduruyorum!”

•

Temel ile Fadime gecenin bir vakti misafirlikten dönerken, “fırsat bu fırsat” diye düşünen Temel, Fadime’ye hayali kahramanlıklarını anlatmaya başlamış...

Derken ufak tefek bir soyguncu Temel’le Fadime’nin önüne atlamış. Hımhım ve ürkek bir sesle, Temel’e: “Cüzdanını istiyorum!..” demiş.

Temel cüzdanı çıkarmaya davranmışken, Fadime basmış itirazı:

“Sakın verma Temel, adamın bir sıkımlık canı var zaten, atla üstine, göster cesaretuni!”

Temel, önce cüzdanı soyguncuya vermiş, sonra dönmüş karısına:

“Sırası değildur Fadime” demiş, “akşam akşam bir gerginlik çıkmasun!”

Temel’in bu tavrından cesaretlenen ufak-tefek soyguncu, bu kez saatini istemiş...

Fadime “Bari saatuni verma Temel, sana evliluk hediyemdur” diye yırtınırken, Temel yine sakin sakin uzatmış saatini hırsıza:

“Akşam akşam bir gerginlik çıkmasun!”

Cesareti daha da artan soyguncu, bu kez de Temel’in ceketini istemiş. Temel lafı ikiletmeden ceketini çıkarmış, dürmüş, soyguncuya uzatmış...

Tepkisi giderek artan karısına da, şahadet parmağını dudaklarının üstüne bastırarak “sus” işareti yapmış:

“Akşam akşam bir gerginlik çıkmasun!”

Temel’in ürkekliğinden iyice şımaran soyguncu bu kez pantolonunu istemiş. Fadime gene itiraz etmiş, ancak kocasına dinletememiş tabii. O hep aynı havada imiş çünkü:

“Akşam akşam bir gerginlik çıkmasun!”

Derken, soyguncunun gözü Fadime’ye takılmaz mı…

•

Nasreddin Hoca heybesinin çalındığını anlayınca başlamış bağırmaya, tehditler savurmaya:

“İki saat içinde heybemi getirip yerine koysunlar, getirmezlerse ben bilirim yapacağımı!”

Bu cümleyi öyle çok tekrarlamış ki, komşularından biri merak etmiş:

“Getirmezlerse ne yapacaksın?”

Hoca komşusunun kulağına uzanıp fısıldamış:

“Evdeki eski kilimi kesip heybe yapacağım.”

Yavuz Bahadıroğlu 05.06.2004 Vakit