|
Bugün,
Rafahta Tellus-Sultan mahallesinde kuşatmaya alınan ve evleri yıkılan
kardeşlerine desteklerini ifade etmek için yürüyüşe geçen Filistinlilerin
üzerine Siyonist saldırganların Amerikan yapımı Apaçi helikopterleriyle
saldırı düzenlemeleri sonucu en son bilgilere göre 22 kişi hayatını
kaybetti, 35 kişi de yaralandı. Böylece son iki gün içinde Rafah bölgesinde
şehit edilenlerin sayısı 46yı buldu.
Ölü sayısının daha da artmasından endişe ediliyor. Çünkü işgalci
saldırganların füze saldırısında yaralananların arasında birçok ağır
yaralının bulunduğu bildiriliyor.
Son helikopter saldırısında şehit edilen 22 kişinin büyük çoğunluğunun da
çocuklardan olduğuna dikkat çekiliyor. Bunların 10u ilk saldırı esnasında,
diğerleri ise hastaneye kaldırılmalarından sonra hayatlarını kaybettiler.
Verilen bilgilere göre işgal devleti helikopterleri saldırıda altı füze
fırlattılar.
İşgalci Siyonistlerin, son birkaç gündür Gazzenin Rafah bölgesinde
sürdürdüğü yıkım ve katliamlarla bir soykırım ve toplu sürgün çabası içinde
oldukları anlaşılıyor.
Bugüne
kadar yapılanlar karşısında dünyadan herhangi bir ses çıkmaması, Arap
ülkelerinin de tam bir acziyet içinde Amerikan emperyalizmi tarafından
dayatılan reformları tartışmakla meşgul olmaları işgalci Siyonistleri
cüretlendiriyor.
İşgalci Siyonistlerin bugün böyle bir saldırıyı gerçekleştirebilmelerinde
dünyadaki tüm hâkim sistemlerin belli oranda payları vardır. Çünkü birkaç
günden beridir sürdürülen vahşet karşısında hiçbir etkili adım atılmaması
tarihinde Sabra ve Şatilla katliamı, Kibya katliamı gibi vahşi katliamlar
olan Şaronu cesaretlendirmiş, o da insanların toplu yürüyüşe geçtikleri
sırada üzerlerine roket yağdırmaktan çekinmemiştir.
O hatta böyle bir yürüyüş vesilesiyle insanların bir araya gelmelerini,
kendi iğrenç arzularını yerine getirmek ve kan dökme konusundaki aç
gözlülüğünü tatmin için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak
değerlendirmiştir.
Siyonist işgal devletinin Rafahta birkaç günden beridir icra ettiklerine
bakarsak nasıl böyle bir saldırıya cesaret edebildiğini daha iyi anlarız.
İşgal devleti birkaç günden beridir Rafahta Mısır Filistin hududu boyunca
ev yıkımı gerçekleştiriyor. Birkaç gün içinde iki yüzden fazla ev yıkıldı ve
binlerce insan evsiz bir şekilde sokaklara bırakıldı.
İşgal devleti bu evlerin, içlerinden işgalci askerlerin üzerine ateş
edilmesi sebebiyle yıkıldığını iddia ediyor. Oysa bu iddia tamamen
gerçeklere ve vakıaya aykırıdır.
Her şeyden önce bu kadar çok sayıda evin içinden işgalcilerin üzerine ateş
edilmiş olması Filistinde yaşanan gerçeğe, vakıaya aykırıdır. İkinci olarak
Filistinliler, işgalcilerin evlerden ateş edilmesini bu evlerin üzerine
yoğun ateş ve yıkım için gerekçe olarak kullandıklarını bildiklerinden daha
önce evlerden ateş etmeme konusunda prensip kararı almışlardı ve herhangi
bir mücahidin belli bir evde kuşatmaya alınması durumu dışında bu karara
uyulmaktadır.
Dolayısıyla söz konusu iddia tamamen saçma ve dünya kamuoyunu yanıltma
amacına yönelik bir saptırmadır. Asıl amaç ise Mısır Filistin sınırı
boyunca geniş bir alanda evleri tamamen yıkarak boş bir bölge oluşturmak ve
bu bölgeyi sıkı askeri denetim altına almak, böylece Mısır Gazze
arasındaki geçişleri çok sıkı bir şekilde kontrol etme imkânı oluşturmaktır.
İşgal devleti yetkilileri oluşturmak istedikleri bölgede aynı zamanda bir
hendek kazmayı ve bu hendeği su ile doldurmayı planladıklarını son günlerde
yaptıkları açıklamalarda dile getirdiler. Yani Batı Yakadaki utanç duvarına
benzer bir şekilde Gazze bölgesinde de bir utanç çukuru oluşturmayı
planlamaktadırlar. (İnşallah kazdıkları tüm çukurlar su ile değil de başta
Şaron olmak üzere kendi vahşi ve saldırgan teröristlerinin cesetleriyle
doldurulur!)
İşgalciler, Rafahta sınır boyunca boş bir alan oluşturmak amacıyla yıkım
yaparken meydana gelen tepkileri bastırmak için askerlerle saldırılar
düzenledi ve Tellus-Sultan mahallesinde 18 Mayıs sabahından itibaren on
dokuz kişinin şehadetiyle sonuçlanan bir katliam gerçekleştirdiler. Yıkım
olayları karşısında herhangi bir hareketlilik olmadığı gibi bu katliam
karşısında da kimsenin sesi çıkmadı. Bu durum İsraili daha da
cesaretlendirdi ve ev yıkımına devam etti. Bu arada işgalcilerin vahşette
nerelere vardıklarını gösteren son derece iğrenç ve insanlık dışı saldırılar
meydana geldi. İşte bazı örnekler:
18 Mayıs Salı sabahı, yıkılmak üzere işaretlenen evlerindeki eşyalarını
kurtarmak isteyen aileden üç kişi işgalcilerin helikopterleri tarafından
fırlatılan füzelerle şehit edildi. Saldırıda beş kişi de yaralandı. Rafah
mülteci kampının Sûkuş-Şara mıntıkasında O blokta bulunan evleri
yıkılmak üzere işaretlenen bir aile en azından eşyalarını kurtarmak istedi.
Ancak Rafah semalarını hiç terk etmeyen ABD ikramı İsrail helikopterleri
hemen üzerlerine füze fırlattılar ve 27 yaşındaki Abdurrahman Muhammed
en-Nevaciha, 24 yaşındaki Muhammed Halil el-Cundi ve 22 yaşındaki Velid Ebu
Cezer hemen saldırı sonrasında hayatlarını kaybettiler.
Yine 18 Mayıs tarihinde 14 yaşındaki Muhammed el-Muğir çatıda beslediği
güvercine yem vermek için evinin çatısına çıktı. Ama çıkmasıyla Siyonist
saldırganların kurşunlarına hedef olması bir oldu ve kanlar içinde yere
düştü. 16 yaşındaki ablası Esma kardeşinin yardımına koşmak istedi. Ama o da
saldırıya hedef oldu ve her ikisi birden işgalcilerin kurşunlarıyla
ömürlerinin baharında hayata veda ettiler.
19 Mayıs Çarşamba sabahı Siyonist işgalciler yine Rafahın Tellus-Sultan
mahallesinde Haydar Hasune adında birinin evini yıkmak istediler. Ancak
Filistinliler buna engel olmak için evi insan korumasına almak istediler. Ne
var ki işgalci saldırganlar hiçbir şey dinlemeyerek tanklarını ve yıkım
araçlarını evin üzerine sürerek duvarlarını içindekilerin üstüne yıktılar.
Böylece Hasune ailesi üstlerine yıkılan evlerinin enkazı altında kaldı.
Yine 19 Mayıs Çarşamba sabahı işgalci saldırganlar Rafahın Tellus-Sultan
mahallesinde 16 60 yaş arasındaki herkesin beyaz bayraklar kaldırarak
evlerinden çıkmalarını istediler. Ancak Filistinliler bu şekilde çıkmayı
reddettiler. Bunun üzerine silah zoruyla çıkarmak istediler. Bu esnada 16
yaşın altındaki çocuklara bir şey yapılmayacağı zannıyla ve Siyonistlerin
her zaman sahtekâr, gadredici olduklarını düşünmeden 13 yaşındaki Sabir Ebu
Lebide dışarı çıktı. Ama evinden dışarı çıkmasıyla işgalci vahşilerin
kurşunlarına hedef olması bir oldu. Sabir hayatını kaybederken yanına çıkan
kardeşi Yusuf Ebu Lebide de yaralandı. Hastane kaynakları vücudunun birkaç
yerinden yaralanan Yusufun durumunun ağır olduğunu, yaralanan üçüncü bir
kardeşlerinin durumunun ise orta olduğunu bildirdiler.
Siyonist saldırganların Filistinlilerden beyaz bayrak kaldırmalarını
istemesi olayının Türkiyedeki bazı haber kaynakları da dâhil olmak üzere
muhtelif medya araçları ve haber kaynakları tarafından saptırıldığını
görüyoruz. Bazı kaynaklarda olay aynen işgalci Siyonistlerin ağzından ve
saptırılarak yansıtılıp, Filistinlilerin beyaz bayrak kaldırarak teslim
oldukları, bu arada bazılarının buna tepki gösterdikleri ve teslim olanlara
ateş ettikleri ileri sürüldü. Oysa bu tamamen işgalci Siyonistlerin
iddiaları ve çarpıtmalarıdır. Herhangi bir teslim olma veya beyaz bayrak
kaldırma, ya da birilerinin teslim olanlara ateş etmeleri hadisesi söz
konusu değildir. Sadece evleri üstlerine yıkılacağı tehdidinde bulunulan ve
evlerin çatılarına çıkan işgalciler tarafından silah zoruyla tehdit edilen
Filistinliler evlerini terk ederek bazı noktalara toplanmışlardır.
Siyonistlerin vahşice ve hiçbir ölçü tanımadan insanların evlerini üstlerine
yıktığı, havadan füzeler yağdırdığı bir ortamda savunmasız, silahsız
kişilerin bunu yapmaları da tabiidir. Yıkılan evlerden işgalci askerlerin
üzerine ateş edildiği iddiasında olduğu gibi bu iddiada da saptırma ve
çarpıtma mevcuttur. Ne var ki bilgi kaynakları genellikle Siyonist
işgalcilerin açıklamaları olan birtakım haber mekanizmaları bu saptırmaları
gerçek gibi kamuoyuna yansıtmaktadırlar.
İşgalciler son yıkım işlemlerinde ve buna paralel olarak gerçekleştirdikleri
saldırılarda, katliamlarda hiçbir ölçü ve sınır tanımamış, yaralıları
taşıyan ambulanslar da dâhil olmak üzere önlerine çıkan her şeye ateş
etmişlerdir.
Tabii bütün bu gelişmeler, en son büyük bir kalabalığın üzerine 6 füze
fırlatılması suretiyle gerçekleştirilen katliamın gölgesinde kaldı. Ama
zikrettiğimiz olaylar işgalcilere işte böyle bir katliam gerçekleştirme
cesareti vermiştir. Çünkü dünyada Siyonistlerin vahşi saldırılarına karşı
hiçbir hareketlilik meydana gelmediği gibi onları daha da cesaretlendirecek
gelişmeler oldu. Örneğin ABD başkanı Bush her zaman yaptığı gibi Rafahtaki
yıkım ve katliamlarla ilgili son açıklamasında da İsrailin kendini
savunmak için istediğini yapma hakkı olduğunu söylemişti.
Mısır hükümetinin, geçtiğimiz Pazar sabahı gerçekleştirdiği tutuklamalar da
işgalci saldırganlara ve Amerikan emperyalizminin Irakta gerçekleştirdiği
işkencelere karşı kitlesel tepkileri organize edenlere bir gözdağı verme
operasyonuydu. Bilindiği üzere Mısır hükümeti, 16 Mayıs Pazar sabahı ülkenin
değişik şehirlerinde gerçekleştirdiği operasyonlarda Müslüman Kardeşler
cemaatinin ileri gelenlerinden 50 kişiyi tutuklattığı gibi onların
işyerlerini de kapattı. Görünüşte operasyonla yasaklı bir örgütü yeniden
hayata geçirme suçlamasına başvuruldu. Asıl sebep ise Iraktaki işkencelere
ve Gazzedeki yıkım ve katliamlara karşı kitlelerin tepkilerini söz konusu
cemaatin organize etmesiydi. Mısır hükümetinin Gazzedeki yıkımlara paralel
olarak böyle bir tutuklama operasyonu gerçekleştirmesi işgalci Siyonistlere
kimlerin cesaret verdiği konusunda düşündürücü ve dikkat çekicidir.
Sonuç itibariyle işgalci Siyonistler bu saldırılarda sadece kendi güç ve
cesaretleriyle hareket ediyor değiller. Ne yazık ki Müslüman halkların
başına musallat edilen kukla yönetimlerin, bu halkların önünde Berlin duvarı
gibi duvarlar oluşturmaları, dünyanın genelinde ise insanların onur ve
haysiyetlerini ayaklar altına alan işkenceleri bir güç göstergesi olarak
algılayan ABDnin hüküm sürmesi Siyonistlere bu cesareti vermektedir.
AHMET VAROL
VAHDET.COM.TR
HABERVAKTI.COM |